İSLAM'IN SAĞLIĞA VE TEMİZLİĞE VERDİĞİ ÖNEM  

11 AYIN SULTANI RAMAZAN 20 Nisan 2021 00:52
Videoyu Aç İSLAM'IN SAĞLIĞA VE TEMİZLİĞE VERDİĞİ ÖNEM  
A
a

Eskişehir İl Vaizi Aşır Toprak'ın yazısı...

Ercan Kardeşler Kuyumculuk

İslam'ın bu dünyada temel amaçlarından birisi de, insanın canını ve sağlığını korumaktır. O sebepledir ki, insanın gerçekten zararına olan her şey, ya yasaklanmış, ya da uzak durulması istenmiştir.
"Ey insanlar! Yeryüzündeki helâl ve temiz nimetlerden yiyin. Şeytanın adımları ardınca gitmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır."(Bakara 168)
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Allah Teâlâ temizdir; sadece temiz olanları kabul eder. Allah Teâlâ peygamberlerine neyi emrettiyse mü’minlere de onu emretmiştir. Cenâb-ı Hak Peygamberlere:
‘Ey peygamberler! Temiz ve helâl olan şeylerden yiyin, iyi ve faydalı işler yapın!’ buyurmuştur. Mü’minlere de:‘Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin’ buyurmuştur.”
Resûl-i Ekrem s.a.v daha sonra şunları söyledi:
“Bir kimse Allah yolunda uzun seferler yapar. Saçı başı dağınık, toza toprağa bulanmış vaziyette ellerini gökyüzüne açarak: Yâ Rabbi! Yâ Rabbi! diye dua eder. Hâlbuki onun yediği haram, içtiği haram, gıdası haramdır. Böyle birinin duası nasıl kabul edilir!” (Müslim, Zekât 65.)
Bu günlerde sağlığın ve temizliğin ne kadar önemli olduğu anlatmak hiç de zor değil. Hepinizin malumudur ki, tüm dünyayı etkisi altına alan salgın hastalıkla mücadele içerisindeyiz. Elimizdeki en büyük silahımız ise temizlik.
Mü'min inancı gereği hem bedenen, hem de manen temiz olmak mecburiyetindedir. Temizlik nasıl bedenen ve manen önemli ise, ruhen ve bedenen sağlıklı olmakta büyük önem arz eder. Temizlik, sağlıklı olmanın şartlarındandır. Maddi ve manevi temizlik bizi sağlıklı olmaya ve sağlıklı bir şekilde hayatımızı idame ettirmemize imkân sağlar.
Birçok nimetler vardır ki, biz onların kıymetini ancak kaybettiğimiz zaman daha iyi anlıyoruz. Bu nimetlerin başında sağlık nimeti geliyor.
Resulullah (s.a.v)şöyle buyurdular ki: "İki (büyük) nimet vardır. İnsanların çoğu onlar hususunda aldanmıştır: Sıhhat ve boş vakit(Buhari, 170)
Kimi zaman şu dünya hayatında, sağlığımızı düşünmeden, muhafaza etmeden yaşarız. Ne zaman ki sağlığımızı kaybederiz,o zaman sağlığın ne kadar değerli bir nimet olduğunun farkına varırız.
Abdest ibadeti, hem bedeni bir ibadettir, hem de manevi bir ibadettir. Abdest alarak bedenimizi, bize dışarıdan gelebilecek mikroplardan koruruz. Aynı zamanda da kendimizi manevi bir koruma altına almış oluruz. Peygamberimizin misvak hadisi ile ağız temizliğinin ne kadar önemli olduğunu bugün daha iyi anlayabiliyoruz.
Rabbimizin zararlı alışkanlıklardan uzak durmamızı istemesi, o alışkanlıkların akıl, beden ve ruh sağlığımızı korumada ne kadar önemli olduğunu bugün daha iyi anlayabiliyoruz. Bu gün salgından korunmak için mesafeye ve ara ara da sosyal hayatımızda kısıtlamalara gittiğimizde Peygamberimizin şu hadisinin ne kadar isabetli olduğunu daha iyi anlayabiliyoruz.
Hz. Üsâme (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (s.a.v) buyurdular ki: "Bir yerde veba çıktığını duyarsanız oraya girmeyiniz, bulunduğunuz yerde veba çıkmışsa oradan ayrılmayınız."(Buhari, Tıp, 30)
Dinimizin rehberliği doğrultusunda bir hayat yaşamak, hem maddi hem de manevi anlamda bizim yararımıza olacaktır.
Rabbim bizleri maddi ve manevi anlamda temiz olan ve temizliğe önem veren kullarından eylesin. Rabbim bizlere sağlık sıhhat ve afiyetler ihsan eylesin. Allah'a emanet olun.
Karanlık Dünyasını İmanın Nuruyla Aydınlatan Sahabi:
İBN ÜMMÜ MEKTÛM (R.A.)
 
Risaletin ilk yıllarıydı. Hz. Peygamber Rabbinden aldığı tebliğ görevini hakkıyla ifa edebilmenin gayreti içerisindeydi. Müşriklerin ileri gelenlerinden birine İslâm’ı anlatıyordu. Zayıf bir ihtimalle de olsa onun iman etmesi Müslümanlar açısından önemli bir kazanç olacaktı. Anlattıklarına kulak vermişti bir kere, biraz daha dinlerse ikna olacaktı belki de. Umutluydu Allah Resûlü. O sırada İbn Ümmü Mektûm çıkageldi. Resûl’ün rehberliğine ihtiyacı vardı. Yüce Allah’ın elçisine öğrettiklerini öğrenmek istediğini söyledi. Hz. Peygamber s.a.v. ise konuşmasının bölünmesini istemiyordu. İbn Ümmü Mektûm’un zamansız gelişinden hoşlanmamış olacaktı ki yüzünü ekşiterek çevirdi. İbn Ümmü Mektûm’un kendisine takınılan tavrı o an için görmesi imkânsızdı. Fakat her şeyi gören ve işiten Yüce Allah, elçisini derhal uyardı ve şu ayetlerle başlayan Abese sûresini indirdi: “Kendisine o âmâ geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve çeviriverdi. (Ey Muhammed!) Ne bilirsin belki de o arınacak veya öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecek. Kendini muhtaç hissetmeyene gelince, sen ona yöneliyorsun. (İstemiyorsa) onun arınmamasından sana ne! Allah’a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana gelene ise aldırmıyorsun. Hayır, böyle yapma! Çünkü bu (Kur’an) bir öğüttür. Dileyen ondan öğüt alır.” (Abese, 80/1-12) Müşriklerin önde gelenlerinden birinin Müslüman olması, birçok kişinin iman etmesi anlamına gelmekle birlikte Resûlullah’tan öğüt almak isteyen bir Müslümanın ihtiyacından daha öncelikli değildi. Kendisini müstağni gören kibirli müşriğin aksine İbn Ümmü Mektûm’un âmâ oluşu hakikati görmesine ve o doğrultuda çabalamasına engel olmamıştı. Zira asıl engel arınmayı reddeden iman yoksunu kalplerdeydi. Bu olaydan sonra Allah Resûlü artık İbn Ümmü Mektûm’u her gördüğünde ona, “Ey kendisinden dolayı Rabbimin beni uyardığı zat! Merhaba!” diye hitap ediyordu. Ona verdiği değeri sözleriyle olduğu kadar davranışlarıyla da ortaya koyuyordu. Kendisi hicret etmeden önce Medineli Müslümanlara Kur’an öğretmek üzere Mus’ab b. Umeyr’in yanında İbn Ümmü Mektûm’u da gönderdi. Hicretten sonra ise onu Bilâl-i Habeşî ile birlikte Mescid-i Nebevî’nin müezzinliğini yapması için görevlendirdi. Çeşitli seferlere çıkarken Medine’de kalanlara namaz kıldırması için on üç defa yerine vekil bıraktı. Resûlullah’ın kendisine iltifat göstererek sosyal hayata katılımını sağlaması İbn Ümmü Mektûm’u oldukça mutlu ediyordu. İbn Ümmü Mektûm yaşadığı sürece cihada katılma arzusu içinde hep bir uhde olarak kaldı. Yıllar sonra Hz. Ömer’in halifeliği döneminde bu arzusunu gerçekleştirmeye karar vererek Kadisiye Savaşı’na katıldı. Zırhını kuşanmış elinde siyah sancağıyla ilk ve son kez katıldığı bu savaşta – ya da savaşta aldığı yaralar nedeniyle daha sonra Medine’de – şehit düştü. Kalpleri olduğu halde anlamayan, gözleri olduğu halde görmeyen, kulakları olduğu halde işitmeyen görünürde sağlıklı nice bahtsız insanın aksine karanlık dünyasını imanın nuruyla aydınlatan âmâ sahabi İbn Ümmü Mektûm, Rabbinin rızasına giden yolda engelleri aşarak sonunda arzu ettiği mertebeye ulaştı. (Sahabe Hatıraları DİB yay. Syf. 99)
MEAL OKUYORUM
 
İçtiğiniz suya ne dersiniz?! Siz mi onu buluttan indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz? Dileseydik onu acı bir su yapardık. O halde şükretseydiniz ya!. (Vakıa Suresi, 68/69/70)
GÜNÜN DUASI

“Rabbim! Beni Naim cennetine girenlerden eyle.” (Şuara Sûresi, 85. ayet)
HER GÜNE BİR HADİS
 
“Bir iyiliğe on kat mükâfat verilir.” Buhârî, Savm 56  
BİR SORU-BİR CEVAP
 
Biyopsi yaptırmak orucu bozar mı?
 Tahlil amacıyla vücudun herhangi bir organından parça alınması (biyopsi), orucu bozmaz (Merğînânî, el-Hidâye, II, 263-264, Kâsânî, Bedâî’, II, 98). (Fetvalar,DİB Yay. syf. 280)

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat