Deniz Çağlar Fırat

ATATÜRK’ÜN DEVLETÇİLİK ANLAYIŞI

14 Aralık 2021 00:36
A
a
Ercan Kardeşler Kuyumculuk

 
İçinde bulunduğumuz ekonomik koşullar, devletin ekonomiye müdahalesinin zorunlu olduğunu gösteriyor. Özellikle enflasyon, döviz piyasası ve para politikaları ile ilgili kararları alırken Merkez Bankası’nın hükümetten yoğun şekilde etkilendiği izlenimi ve iddiaları devletin ekonomik müdahalelerin şart olduğu fikrini doğruluyor.
 
Şimdi yeni ekonomik model diye ortalıkta geziyorlar ya, eski ekonomik model dururken yeni arayışına girmek Amerika’yı yeniden keşfetmek değil de nedir?
 
Atatürk’ün uyguladığı ekonomik modeli hayata geçirerek tekrar ayağa çok daha güçlü kalkabilecekken bu macera arayışı neden?
 
Korumacı, kollamacı ve planlamacı bir ekonomik model her ne kadar sosyalizm ile karıştırılsa da Atatürk bu modeli inanılmaz başarılı bir şekilde uygulamayı başarmıştı.
 
1929 Büyük Buhranın etkisi ve Sovyetlerin ekonomik başarısı Türkiye’yi bir zorunluluk olarak Devletçilik ilkesini hayata geçirmesine neden olmuştu. Ancak uygulanan devletçi anlayış; yatırım malları üretimini hedef alarak endüstri üreten endüstri tipi bir sanayileşme değil temel tüketim ve ara malı üretimine yönelik ithal ikameci bir sanayileşme modeliydi.
 
Atatürk, 1933 yılında devletçilik ilkesini şu şekilde tanımlamıştı; “Bizim izlemeyi uygun gördüğümüz devletçilik prensibi bütün üretim araçlarını özel girişimden alarak, milleti tamamen başka temeller içinde düzenlemek amacı güden, özel girişimlere ve faaliyetlere meydan bırakmayan sosyalizm prensibine dayanan kolektivist, komünizm gibi bir sistem değildir. Bizim izlediğimiz devletçilik, özel girişimi esas tutmakla beraber, mümkün olduğu kadar milleti refaha, ülkeyi imara eriştirmek için milletin genel ve yüksek faydasını gerektirdiği işlerde – özellikle ekonomik anlamda – devleti gerçek anlamda ilgili kılmaktır.”
 
Devletçilik ilkesinin temel esasları şunlardı;
 
  • Özel teşebbüs esastır. Ancak özel teşebbüsün ele alamadığı sektör devlet yatırımlarıyla sağlanacaktır.
  • Devlet teşebbüsleri esas itibariyle sanayi sektörü için söz konusuolacaktır. Özel girişimi ve devlet teşebbüslerini finansal bakımdan desteklemek üzere devlet tarafından bankalar kurulacaktır. Tarımda devletin rolü olmayacaktır. Devlet tarımda araştırma amacıyla çiftlikler kuracak ve çiftçilere teknoloji aktaracaktır.
  • Özel teşebbüs herhangi bir alanda yeterince uzmanlaştığı takdirde osektör kamudan özel teşebbüse devredilecektir.
 
Devletçilik döneminin ana hedefleri ise şöyleydi;
 
  1. Özellikle sanayideki üretim artışı yoluyla hızla kalkınmak,
  2. Ödemeler bilançosunu iyileştirmek,
  3. Ekonomik büyüme sağlamak,
  4. Tarımsal ve sosyal reformlar aracılığıyla hayat standardını yükseltmek
  5. Ekonomik bağımsızlığı elde etmek.
 
 
BİRİNCİ KALKINMA PLANI
Bunun doğrultusunda da Birinci Kalkınma Planı hazırlanmıştı.
 
Birinci beş yıllık planın çok önemli 3 hedefi bulunuyordu. Bu hedefler bugün bile Türkiye Cumhuriyeti için önemli ve anlamlıdır. Bu hedeflerden birincisi; devletin sahip olduğu tüm sermayenin mümkün olduğu kadar sanayi sektörüne aktarılması ya da sanayileşme için kullanılmasıydı.
İkincisi; özel girişimciliğin zayıf olması nedeniyle çok sayıda kamu iktisadi kuruluşun hayata geçirilmesi yani devletçilik ilkesi gereğince devlet eliyle sanayi kuruluşlarının açılmasıydı.
Üçüncüsü en önemli hedef ise Türkiye’de hammaddesi bulunan ürünlerin üretiminin sağlanması için temel sanayilerin kurulmasıydı.
 
Birinci beş yıllık plan zamanın koşullarına göre oldukça gerçekçi ve ileriyi görerek hazırlanmış bir plandı. Bu plan sonucunda sadece sanayi sektörüne 100 milyon TL’lik yatırım yapılmış, kalkınma için enerji, liman ve demiryolu yapımı gibi alt yapı hizmetleriyle toplam 311 milyon TL harcanmıştı.
 
Bu kaynak büyük ölçüde deniz ve demiryolu taşımacılığı, posta servisleri ve temel ihtiyaç ürünlerini kapsayan ürünlerin üretimi için kullanılmıştı.
 
Sanayi yatırımlarının da önemli bir kısmı ise Sümerbank ve Etibank üzerinden gerçekleştirilmişti. Demir-çelik, tekstil ve çimento sanayileri bu dönemde kurulmuştu. Ekilebilir tarım arazileri de %4,8’den %12,25’e çıkmıştı.
 
STRATEJİK SEKTÖRLERDE FABRİKALAR KURULDU
 
Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı’ndatekstil, kendir-kesen, demir-çelik, porselen-çini, kâğıt, şeker ve gül sanayileri gibi sektörler yer almıştı.
 
Bu dönemde 1934 yılında Bakırköy Bez Fabrikası, Keçiborlu Kükürt Fabrikası, 1935’te Kayseri Bez Fabrikası, Paşabahçe Cam Fabrikası, Zonguldak Türk Antrasit Fabrikası, 1936’da İzmit Birinci Kâğıt Fabrikası ve Çubuk Barajı, 1937’de Nazilli Basma Fabrikası ile Ereğli Bez Fabrikası, 1938’de Gemlik Suni İpek Fabrikası, Bursa Merinos Fabrikası ve Divriği Demir Madeni İşletmesi açılmıştı.
 
 Ayrıca Başvekâlet İstatistik Genel Müdürlüğü (1930), Tekel Genel Müdürlüğü (1931), PTT Genel Müdürlüğü (1933), Hava Yolları İşletmesi (1933), Türkiye Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğü (1935), Maden Tetkik Arama Enstitüsü (1935), Elektrik İşleri Etüd İdaresi (1935), Tapu Kadastro Umum Müdürlüğü de Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nın yürürlükte olduğu dönemde kurulmuştu.
 
Alın size ekonomik model!
 
Not: Bu bilgileri ETO Yayınlarından çıkan Paranın Kitabı isimli kitabımdan paylaşıyorum.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat

Göksel Tantuni Eskişehir