22 Temmuz 2019 01:02
-A +A
Uzm. Psk. Fatma Ünlü

Uzm. Psk. Fatma Ünlü

ÇİFTLER ARASI UYUM

FATMA ÜNLÜ

Bireylerin birlikteliklerinde uyumlu olabilmeleri için öncelikle bireysel olarak iyi olmaları birlikteliklerini saygı ve güven çerçevesinde sürdürmeleri birbirlerine empatik yaklaşmaları, açık ve doğru iletişim halinde olmaları ve çatışmalarını ortak noktada buluşarak çözmeleri gerekmektedir.
Aşağıda çift terapilerinde sıklıkla karşılaşılan durumlardan oluşan derlemeler bulacaksınız. Keyifli okumalar.
Pırıl ile Olgu 1 buçuk yıl beraberliğin ardından 3 yıldır evlilerdir. 1 yaşında bir kızları vardır. Anne olduktan sonra çalışma hayatını bırakan Pırıl;  haberlerde çıkan istismara uğramış çocuk haberlerine sürekli üzülüyor kaygılarını eşi ile paylaşıyordu. Olgu eşinin bu durumuna anlam veremeyerek daha güçlü olması gerektiği konusunda yüzeysel bir telkinde bulunuyor, biraz çocuğu ile ilgilenip uyuyordu. Pırıl bunun üzerine Olgu ile konuşmuyor, uzak davranıyordu. Bu davranışlara anlam veremeyen Olgu eşinin kendinden soğuduğunu artık sevmediğini düşünüyor ve tartışmaya başlıyorlardı. Pırıl artık kendini evliliğe ait hissetmiyor sadece çocuğu ile ilgilenmeye vakit ayırabiliyordu. Pırıl ve Olgu anne baba olduktan sonra karı koca olmayı unutmuşlardı.
Yukarıda vermiş olduğum örneğe baktığımız da, Pırıl ile Olgu’nun ilk sorunu empati eksikliğidir. Olgu Pırıl’ın anne olduktan sonraki hassasiyetini anlayamamış onu geçiştiren cevaplar vermiştir. Olgu'nun bu süreçte Pırıl'ın sorunlarını dinlemesi ve onu anladığını göstererek yardımcı olması gerekliydi.  Bu çiftin bir diğer sorunu ise, iletişim problemidir. Pırıl, eşine onu dinlemediği sorunlarıyla ilgilenmediği için eşine kırıldığını dile getirmemiş bunun yerine çareyi uzak durmakta bulmuştur. Karşımızdaki insana neden kırgın olduğumuzu söylemeden buna bir çözüm bulmasını bekleyemeyiz. Sorunu açık bir şekilde dillendirmediğimizde kişi,  aynı Olgu'da olduğu gibi aklından geçenlere inanıyor. Hiç kimse birbirinin ne hissettiğini ne düşündüğünü bilmeyerek kendince çözüm önerileri bulmaya çalışıyor ve sorun, olduğundan büyük hale dönüşüyor. Anne baba olmak eşlere büyük sorumluluk yüklese de hala karı koca olduklarını unutmamalı, çocuk uyuduktan sonra ya da bir bakıcı desteği alarak birbirlerine özel zaman ayırmalılardır. Ayrıca çocuğun sorumluluğunu paylaşarak birbirlerinin yükünü hafifletmelilerdir.
Melek ile Semih 2 yıldır birliktedir. Semih üniversite öğrencisi iken, Melek okuduğu bölümden memnun olmadığı için tekrar sınava hazırlanmaktadır. Bu süreçte Semih Melek'le zaman geçirmek istemekte, yardımcı olmaya çalışmaktadır. Melek ise Semih'in sürekli yanında olmak isteyerek ona zaman bırakmadığını düşünmektedir.
 Bir gün aralarında şöyle bir tartışma yaşanır:
Melek: Hep böyle yapıyorsun. Sen sürekli kafamı karıştırıyor, ders çalışmamı engelliyorsun. Senin yüzünden istediğim bölüme giremeyeceğim.
Semih: Senin bu kaprisini anlamıyorum. Sen hep beni yanlış anlıyorsun. Yanında olmak istemem mi hata. Sen böyle davrandığın sürece sonuca ulaşamayacağız.
Yukarı örneği incelediğimizde; iki tarafında empati yapamadıklarını ve olayları sadece kendi bakış açılarına göre yorumladıklarını görüyoruz. Diğer taraftan sağlıklı iletişimin en önemli unsurlarından biri olan ben dili kullanımını ihmal etmişlerdir. Karşımızdaki kişiye sürekli senle başlayan cümleler kurduğumuzda karşı tarafı suçlu hissettirir ve bir savunma geliştirmesine neden oluruz.
Yukarıdaki örneği ben diline değiştirelim:
Melek: Ben bu sıralar derslerime odaklanmak istiyorum, zamanım azaldı. Benim sürekli seninle zaman geçirmem demek derslerime odaklanamam demek o yüzden belli zaman aralıklarında yalnız kalmamın bana daha iyi geleceğini düşünüyorum.
Semih: Ben senin yanında olduğum daha iyi hissedeceğini düşünmüştüm. Tamam o halde senin belirlediğin zaman dilimlerinde yanında olmaya özen göstereceğim.
Aynı okulda öğretmenlik yapan Yiğit ve Melis, 3 yıldır evlidir. Melis beğendiği eteği giymek istemekte Yiğit ise çok açık olduğunu söyleyerek engellemektedir. Yiğit Melis'in tüm ev işlerini yapması gerektiğine belli saatte evde olması gerektiğine inanmaktadır. 5 aylık hamile olan Melis'in bir oğlu olacaktır. Melis oğullarının adını Efe koymak isterken, Yiğit Mert koymak istemektedir ve bu sorunlar nedeniyle sürekli çatışmalar yaşanmaktadır.
Yukarıdaki örnekte toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile büyümüş bir erkek  olan Yiğit'i görüyoruz. Yiğit kadınları koruması gerektiği düşüncesi ile büyümüş evlendiğinde de eşini kısıtlayarak koruyabileceğine inanmıştır. Yiğit Melis'i böyle seçtiğini onun da bir birey olduğunu ve ne yapması gerektiğine kendisinin karar verebileceğini kabul etmelidir.  Çalışan bir çift olan Melis ve Yiğit'in ev işlerini eşit olarak paylaşmaları gereklidir ki birbirlerine de zamanları kalsın. İş yükünün sadece kadın da olduğu evliliklerde kadın hem çok yoruluyor hem de eş olmaktan ziyade küçük bir çocuğu olan anne rolüne bürünüyor. Bu durum evliliklerde soruna yol açıyor.  Çocuğa koyulacak olan isim konusunda ya Efe Mert ya da ortak karar olan başka isim seçilebilir. Evlilikte fikir çatışmalarında orta yolu bulmak çözümleyici bir süreçtir.
 
Sevgiyle kalın...

Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Son Eklenen Haberler
Gündem
Verdiği değere layık olacağız

Verdiği değere layık olacağız

18:32 - 5 Aralık 2019
Gündem
Zehir tacirlerine dev operasyon

Zehir tacirlerine dev…

18:31 - 5 Aralık 2019
Gündem
Bu zam zulümdür

Bu zam zulümdür

18:31 - 5 Aralık 2019
Gündem
Planlamaya alındı

Planlamaya alındı

18:30 - 5 Aralık 2019
Gündem
Eksikliklerimiz var

Eksikliklerimiz var

18:30 - 5 Aralık 2019
Gündem
Vergi değil üretim artsın

Vergi değil üretim artsın

18:29 - 5 Aralık 2019
Dikkat Çekenler
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Sayfalar
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...

Eskişehir Yenigün GazetesiHaber Yazılımı Haber Scripti