Ragıp Ferda Aydınalp

Deniz kültürü ve Ağva/Kefken/Kerpe

16 Eylül 2021 00:00
A
a
Ercan Kardeşler Kuyumculuk

Hafta sonu Eskişehir’den bir grupla günübirlik bir tur için Ağva/Kefken/Kerpe bölgesi kültür turundaydık. Marmara’nın Karadeniz’e açılan bu güzel kıyı beldelerinde şehir seyahat acentalarımızdan birinin organizasyonu ile verimli bir tur yaptık; ama ne yazık ki kıyı beldelerimizin deniz kültüründen fersah fersah uzaklaşıldığına bir kere daha tanık olduk.

Bu hafta deniz kültürü penceresinden ülkemize bakacağız.

Çaka beyden bugüne Türk halkının denizcileşmesinde en önemli saha kuşkusuz ‘deniz kültürü’ olmuştur. Üç tarafı denizlerle çevrili, bir de iç denize sahip olan cennet vatanımızda ne Osmanlı ne de Cumhuriyet döneminde arzulanan ölçüde deniz kültürü ve yaşamı aziz halkımızın günlük yaşantısına sirayet edememiştir. Günümüzde ise atalarımızdan az da olsa miras kalan deniz kültüründen mil/mil uzaklaşılmaktadır. Ülke ölçeğinde deniz kültürü ile halkın kaynaşması, deniz ve denizciliğin gerek coğrafik gerek sektörel kazanımlarının halkımıza tanıtılması ve sevdirilmesinde kayda değer bir yol alınamamıştır. Balıkçılığın geliştirilmesi, yurttaşlar ölçeğinde yüzme bilenlerin sayısında artış, ülke kara sularında kruvaziyer turizminin başlaması, küçük tekne denizciliğine olan ilginin yoğunlaşması, amatör balıkçılığın gündemde yer alması, deniz kültürü kıyafetlerinin yaygınlaşması sağlanamamıştır.  Deniz kültürünün geliştirilmesi siyasilerin de gündeminde yer almazken, ne iktidar ne de muhalefetinin parti programlarında denizcilikten layıkıyla söz edilmemektedir. Cumhuriyetin ilk yılları hariç, köklü tarihimizin hiçbir döneminde halkımızın denizcileşmesine kafa yorulmamıştır. Ulaştırma Bakanlığı’nın adı Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı da yapılmış olsa bağımsız ve stratejik bir Denizcilik Bakanlığı’ndan söz edilemiyor ülkemizde. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş ile de denizcilik kelimesi Bakanlık adından çıkarılmış, siyasetin denizlere küsmesine yelken açılmıştır…

Denizcilik kültürü gelişmiş ülkelerle ülkemizi değerlendirdiğimizde; kruvaziyer turizmi, marina sayısı, denizcilik fuarları, başta yelkencilik olmak üzere amatör denizciliğe olan ilgi sahaları ve denizcilik yayınları ağında kıyaslanamayacak seviyede geride olduğumuzu kolaylıkla söyleyebiliriz.  8333 km sahil şeridi olan ülkemiz bir deniz ülkesi değildir.

Dünyanın 16’ncı büyük ekonomisine sahip olduğu iddia edilen bir devlet için halkın denizcileşme ve deniz kültürüne sahip olma başarı endeksi ise, ne yazık ki ‘BM’in gelişmişlik, kadın erkek eşitliği ve insani gelişme endeksi gibi değişik kategorilerde Türkiye’nin son on yılda elde ettiği rekor seviyedeki düşük derecelerle uyum içindedir.’ Denize kıyısı olmayan İsviçre’de bile 132 adet yelken kulübü hizmet verirken tam manası ile bir deniz ülkesi olan ülkemizde ADF (Amatör Denizcilik Federasyonu) üyesi 21 ilde toplam 52 denizcilik ve yelkencilik kulübü mevcuttur. Bir diğer kıyaslamayı ise Hollanda ile yapabiliriz; kıyı uzunluğu Türkiye’nin kıyı uzunluğunun 20’de biri olan Hollanda’da tekne başına 40 kişi düşerken, Türkiye’de maalesef 2000 kişi düşmektedir. Balık tüketiminde de çok gerilerdeyiz. Avrupa Birliği ülkeleri halkları yılda 24 kilo balık tüketirken bizde kişi başı balık tüketimi 8 kg ile sınırlıdır. Ağva/Kefken/Kerpe gezimizde dikkatimizi çeken hususlardan biri de bu yöndeydi; sahil boyunca uzanan restoranların büyük kısmı kebap, pide ve fast food üzerine hizmet veriyor; balık restoran sayısı son derece az ve deniz ürünleri fiyatları ise son derece yüksek. Tur bölgemizde halkın üzerinde deniz kültürü konseptli kıyafetler de göremedik. Hediyelik eşya dükkanlarında denizcilikle ilgi yayından eser yoktu. Denizde tekne ve sandal gezilerinden söz etmeye gerek bile yok takdir edeceğiniz üzere… Tur bölgemizde doğru düzgün midye bile yiyemedik…

 

Peki ne yapacağız?

 

Uzmanlara göre ülke denizciliğinin gelişmesi yolunda kontağı çevirmek için iki anahtara ihtiyaç var… Bunlardan ilki Devlet ve Hükümet iradesinde deniz kültürünün de stratejik olarak yer alması, ikincisi ise halka, özellikle genç kuşağa (Z kuşağı değil; Cumhuriyet kuşağına…) denizlerin sevdirilmesi… Denizcilik, dünya jeopolitik gerçekleri paralelinde de siyaset üstü bir sahada ele alınmalı ve stratejik olarak değerlendirilmelidir. Denizlerimiz siyasi, ekonomik, kültürel ve sosyal sahalarda somut projelerle yaşamımızda yer almalıdır;  merhum bir jeopolitika uzmanımızın da dediği gibi ‘Toprak Gemi Anadolu iç kısımlara da deniz kültürünü taşımalıdır…’ Siyasilerimiz, kanaat önderlerimiz, aydınlarımız tekne, sandal ve diğer deniz taşıtlarında boy göstermelidir, ülke denizlerinde bir an önce yerli kruvaziyerle kıyı kıyı Türkiye turları başlamalıdır. Ülke ekonomisi ancak o zaman düzelir; yurttaşlarımız refaha kavuşur…

 

Denizcilik kültürü yaşamımıza girdiğinde Ağva/Kefken/Kerpe’de de;

Tekne ve sandal turlarına çıkabilir,

Ekonomik olarak birbirinde güzel memleket balıklarından tadabilir,

Deniz ve denizcilikle ilgili yayınlara sahip olabilir,

Deniz kültürünü temsil eden kıyafetler giyebilir,

Deniz kültürü ile ilgi hediyeler tercih edebilir,

Gönül rahatlığı ile Marmara’nın Karadeniz’e açılan tuzlu maviliklerine koşarak atlayabiliriz…

 

Vakit kaybetmeden bu güzel kültüre yelken açalım mı?

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat