18 Eylül 2020 00:08
-A +A
Vakt-i Cuma

Vakt-i Cuma

Hicrî Takvim Muharrem Ayı ve Aşure Günü

İl Müftü Yardımcısı Ziya Albayrak'ın yazısı...

Hürmet edilen anlamındaki’’Muharrem’’ayını Hz. Peygamber “Allah’ın Ayı” diye nitelendirmiştir.(Müslim,Sıyam,202)
 
Kur’an-ı Kerim, Allah katında ayların sayısının on iki olduğunu bildirmektedir (Tevbe 9/36). İnsanlık tarihinin en eski dönemlerinden beri ayın hareketlerine göre belirlenmiş olan ay takvimi kullanılagelmiştir. Güneş takviminde ayların yeri sabitken, kameri takvimde aylar yer değiştirerek bazen yaza bazen kışa gelir.
 
Bazı hikmetlere binaen İslam dini de ibadet takvimini ay takvimine göre düzenlemiştir
 
Kameri aylardan dördü, Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep ‘’Haram Aylar’’ olarak kabul edilmiştir. Cahiliye döneminde Araplar bu aylarda savaşmazlardı. Panayırlar bu aylara denk getirilir, ticari hayat canlanırdı.
Kameri takvime göre senenin ilk ayı Muharrem ayıdır. Muharrem Müslümanlar tarafından sene başı olarak kabul edilir.
Muharrem ayının onuncu gününe, Aşure adı verilir. Aşure; hem Muharrem’in onuncu gününe, hem de tahıl ve kuru meyvelerden yapılan tatlıya denir.
 
Aşure geleneğinin tarihi çok eskidir. Hz. İbrahim’e, Hz.Nuh’a hatta Hz.Adem’e kadar gider. Aşure; dinler tarihinin saygı duyduğu bir gündür.
 
Aşure Aşı
 
Muharrem ayı içinde pişirilen ve paylaşılan Aşure tatlısının yapımı ve dağıtılması geleneği, hayır işlemek ve gönül almak için güzel bir vesile olagelmiştir.
Aşurenin pişirilmesi ve dağıtılması Anadolu’da çok yaygın bir  adettir.
 
Aşure Gününde Oruç Tutulması
Hz. Peygamber Medine’ye geldiğinde Yahudilerin aşure gününde oruç tuttuklarını görünce, bu orucun niçin tutulduğunu sormuştu. Yahudiler, bu günün büyük bir gün  olduğunu; Allah’ın Musa’yı ve İsrailoğullarını düşmandan bu günde kurtardığını ve Hz. Musa’nın ve kendilerinin oruç tuttuklarını söyleyince Peygamberimiz, “Ben Musa’ya sizden daha yakınım” demiş ve bu günlerde oruç tutulmasını emretmiştir.(İbn Mace, Sıyam, 41)
  
Bu konudaki delillerin değerlendirilmesi sonucunda  Hanefi ve Maliki mezheplerinde  muharremin dokuzuncu günü  ile birlikte onuncu günü yada onuncu günü ile birlikte on birinci günü oruç tutmak mesnun(sünnet) olarak kabul edilmiş, ayrıca Hanefi mezhebinde muharremin sadece onuncu günü oruç tutulması mekruh sayılmıştır.
 
Sonuç olarak;Hz. Peygamber (s.a.v) ’in oruç tutmayı tavsiye ettiği, tüm inançlarda özel  bir yere sahip olan Aşure Günü; insanların gönüllerini almaya vesile olmalıdır. Tarihte yaşanan bir takım olumsuzlukları bahane ederek bir birimizi üzmemeliyiz. Bir olursak işlerimiz kolay olur. Tefrikaya düşersek, düşmanlarımızın işi kolaylaşır.Selam ve dua ile...
 
Namazın dışında ve namazda tilavet secdesi nasıl yapılır?
Kur’an-ı Kerim okunurken secde âyetlerini okuyan veya dinleyen kimsenin tilavet secdesi yapması vaciptir. Secde âyeti okuyan kişi namazda değilse, ister âyeti okur okumaz, ister daha sonra kalkıp secdeyi yapar (Mevsılî, el-İhtiyâr, I, 254). Namaz kılan kişinin namazda secde âyeti okuması hâlinde, secde âyetinden sonra üç âyetten daha fazla okumayıp, rükûya eğilecekse, tilavet secdesine niyet ederek rükûya gider. Yapmış olduğu bu rükû aynı zamanda tilavet secdesi yerine de geçer. Şayet üç âyetten daha fazla okuyacaksa, tilavet secdesine niyet ederek doğrudan secdeye gider ve bir defa secde yaptıktan sonra ayağa kalkıp kaldığı yerden kıraate devam eder (el-Fetâva’l-Hindiyye, I, 147). Tilavet secdesi, namaz olmasa da; taharet, kıbleye dönmek, niyet etmek, avret yerlerinin örtülü olması gibi namazda aranan şartlar tilavet secdesinde de aranır. Ancak tilavet secdesinde iftitah tekbiri sünnettir. Tilavet secdesi yapacak kişi, ellerini kaldırmadan doğrudan doğruya ‘Allahuekber’ diyerek bir kere secdeye gidip üç defa “SübhaneRabbiye’l-alâ” dedikten sonra yine ‘Allahuekber’ diyerek başını secdeden kaldırır. Böylece tilavet secdesi tamamlanmış olur. Yani tilavet secdesinden sonra teşehhüt miktarı oturmak ve selam yoktur. Tilavet secdesini gerektiren âyetleri işiten kişinin, hemen secde yapmaya fırsat bulamaz ise, “Semi’nâ ve eta’nâğufrâneke Rabbena ve ileyke’l-masîr” demesi müstehaptır. O anda yapamadığı secdeyi daha sonra yapar (Şürünbülâlî, Merâkı’l-felâh, s. 183).Kur’an-ı Kerim’i, televizyon yahut radyodan dinlemek sevaptır. Dinleme esnasında secde yapmayı gerektiren âyetler geçtiğinde tilavet secdesi yapılmalıdır.
 
Günün Duası:
“Ben işimi Allah’a havale ediyorum. Şüphesiz Allah, kullarını görür, gözetir.”(Mü’min Sûresi, 44. ayet
 
 
 

Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Sayfalar
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...

Eskişehir Yenigün GazetesiHaber Yazılımı Haber Scripti