7 Aralık 2019 00:01
-A +A
Deniz Çağlar Fırat

Deniz Çağlar Fırat

MUTLULUK EKONOMİSİ, MUTLU BİR TOPLUM ÖNGÖRÜYOR

Geçtiğimiz gün oldukça dikkat çekici bir haber sosyal medya aracılığıyla karşımıza çıkmıştı. İzlanda Başbakanı Katrin Jakobsdottir, İzlanda vatandaşlarının mutluluğunu ve çevreyi ön plana koyan yeni bir ekonomi programına geçeceğini duyurdu. İzlanda Başbakanı basına verdiği demeçte de “Çocuklarımız, 'Gezegeni niye kurtarmadınız?' diye sorduğunda, kapitalizmi ayakta tutmaya çalışıyorduk' demek istemiyorum."İfadelerini kullandı.
Konu bununla da sınırlı değil. Çünkü bu konuda yalnız değil. Yine kendisi gibi kadın olan İskoçya Ulusal Partisi lideri Nicola Sturgeon ve Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern ile birlikte hareket eden üç kadın yürüttükleri çalışmayı 'mutluluk ekonomisi' olarak adlandırdı.
Üç kadın siyasetçinin bu çalışması oldukça anlamlı ve değerli bir çalışma. Bu alanda uzun zamandır ciddi çalışmalar yapıldığı ve tartışma içine girildiği biliniyor. 2000’li yılların başından bu yana kapitalizmin insan odaklı ve gülümseyen bir sistem haline gelmesi için birçok parametre ele alınıp sıkça tartışılıyor. Özellikle son yıllarda Nobel Ekonomi Ödüllerine bakarsak tüm ödüllerin neredeyse kapitalizmden kaynaklanan eşitsizlik, gelir dağılımından kaynaklanan yoksulluk, fakirlik, kalkınma ve azgelişmişik üzerine yapılan çalışmalara verildiğini görürüz.
Nitekim Nobel ödüllü ekonomist Joseph Stiglitz de mevcut ekonomik değerlendirmelerin, modern toplumları şekillendiren, iklim değişikliği etkisi, eşitsizlik gibi unsurları kapsamadığı için yetersiz kaldığı görüşünü savunuyor.
Üç kadın siyasetçinin başını çektiği Mutluluk Ekonomisi ise;
  • Ekonomik alanda başarılı olma ölçütü için ülkenin gayri safi yurtiçi hasılandan (GSYH) ziyade sosyal göstergeler dikkate almayı,
  • Bütçe planlanırken iklim krizi, eşitsizlik ve dijital hizmetlere erişim gibi politikalara daha fazla öncelik verilmesini,
  • Daha çevreci ve daha aile-dostu ölçülerle ülkelerin kendi değerlerini ölçümlemeleri gerektiğini,
Savunuyor.
Nitekim bugüne kadar siyasetçilerin ya da ekonomi-sanayiyi yönetenlerin ağzından sürekli ekonominin ne kadar büyüdüğünü dinliyoruz. Ama diğer taraftan da çevre felaketleri, yaşanan adaletsizlikler ve eşitsizlikler sürekli gündemde oluyor. Büyüme rakamları açıklanıyor ama bu cebimize, cüzdanımıza ya da satın aldığımız ürün kalitesine ve miktarına ne kadar yansıyor?
Kısacası GSYH pratikte yaşadığımız bu sorunların hiçbirine bir çözüm getiremiyor.Hatta bir adım öteye gidersek ekonomik kalkınma uğruna ödenen maliyetin bedeli o kalkınmanın sağlayacağı faydanın çok ama çok daha üstünde olabiliyor. Örneğin bir termik santral ile enerji maliyetlerine ciddi bir çözüm getirilebiliyor ama ortaya çıkan çevre maliyeti ve onun doğurduğu direkt ve dolaylı sonucun bedeli o enerjinin sağladığı katkının çok ama çok üstünde oluyor.
İşte Üç Kadının üzerinde çalıştığı Mutluluk Ekonomisi gelişmişlik ve büyüme konusunda daha dengeli bir yaklaşım sergilenmesini gerektiriyor.Çünkü bazı ekonomik büyüme faktörleri insanlara, çevreye ve çocuklarımızın geleceği için açıkça zararlı.
Mutluluk Ekonomisini araştırdıkça bu güzel fikri bulan ve geliştirmeye çalıştıran kadınlara baktıkça keşke dünyayı kadınlar yönetse dememek elde değil.
Diğer taraftan şunu da belirtmek gerekiyor ki 350 bin nüfuslu ülke, 2018 yılı Dünya Mutluluk Raporu'nda Finlandiya, Norveç ve Danimarka'nın ardından 4. sırada yer alıyor. Hani şu batık denilen İskandinav ülkelerinin tamamı dünya mutluluk raporunda ilk 4 sırada ve şimdi de kapitalizmi değil mutluluğu tercih ederek Mutluluk Ekonomisi üzerinde çalışıyor.
Hiçbir şeyin tesadüf olmadığın gösteren bir başka kanıt daha…

Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Sayfalar
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...

Eskişehir Yenigün GazetesiHaber Yazılımı Haber Scripti