ORTA DİREK  

11 Ocak 2022 00:19
A
a
Ercan Kardeşler Kuyumculuk

Orta Direğin Sonu Geldi
Sayın Cumhurbaşkanımızın icat ettiği yeni ekonomi modeline geçtiğimizden bu yana ekonominin en kalabalık sınıfı ortadan kalktı. Bu sınıf halk arasında orta direk olarak tabir edilen, lüks bir yaşama sahip olamasa da temel ihtiyaçlarını rahatça alabilen, sosyal yaşama ayıracak parası olan ve nispeten geçim sıkıntısı çekmeyen bir sınıftı. Ancak Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ekonomiye etkileri devam ederken bir de bu yeni ekonomi modeli gelince Türk Lirası öyle bir değer kaybetti, Türkiye ekonomisi öyle bir çıkmaza girdi ki orta direk vatandaş doğrudan fakir sınıfına geçti. Enflasyon tırmandıkça tırmanıyor, dolar yükseldikçe yükseliyor. Bu esnada bol miktarda doları, altını veya malı mülkü olan zenginleşiyor veya zenginleşiyor demeyelim de alım gücünü enflasyondan koruyor diyelim. Ancak çok miktarda doları altını olmayanlar, gayrimenkul geliri olmayanlar ne yapıyor peki? Onların yapacak hiçbir şeyi yok. Bu büyük enflasyon dalgası altında ezildikçe eziliyorlar. Kimse gözlerinin yaşına bakmıyor. Bu kriz fırtınasında orta direk vatandaş tanımı da ortadan kalkmış oldu. Artık ya zenginsin ya da fakir, arası yok.
 Hani yukarıda dedim ya orta direk lüks bir yaşama sahip olmasa da temel ihtiyaçlarını rahatça alabilendir diye. Artık maalesef temel ihtiyaçların lüks sayıldığı, en basit faaliyetlerin de pahalılıktan ulaşılamadığı bir noktaya geldik. Mesela markete gidiyorsunuz ve ev için gerekli birkaç parça alışveriş yapıyorsunuz. Hatta bu ihtiyaçlar için en ucuz marketleri tercih ediyorsunuz. Ama 150 lira harcamadan marketten çıkmanız mümkün değil. Aç kalmamak için temel ihtiyaçlar 150-200 liraya alındıktan sonra bir de kahve alalım diyorsunuz ve bir bakıyorsunuz 100 gramlık klasik kahve 90 lira olmuş! 90 liraya kahve mi olur arkadaş? Hem de öyle filtre kahve ya da diğer fantezi kahvelerden değil. Bildiğimiz granül kahve. Market fiyatları çok can yakıyor anlayacağınız. Bir de mekanlardan bahsedelim. Ortalamanın alınta basit bir mekanda bir iki saat oturup kafa dağıtayım derseniz de 20-30 liradan aşağı çıkamazsınız. Bir bardak çay 5 lira, bir Türk kahvesi 15 lira. Dışarıda yemek yemek zorunda kalırsanız ve şöyle öğrenci işi bir tavuk tantuni ayranla geçiştireyim derseniz 20 lira! Ha bir de devletin lüks olarak kabul edip aşırı derecede özel tüketim vergisi alınan sigara ve alkollü içecekler var. En ucuz sigara ve en ucuz bira 20 lirayı aşmış vaziyette…
 Şu fiyatlara bakın. İnsan gerçekten inanamıyor. En basit, en ilkel ürünler bile o kadar pahalandı ki orta direk vatandaş kavramı ortadan kayboldu ve memlekette herkes birden fakir oluverdi. Elektrik ve doğalgaz fiyatlarından bahsetmiyorum bile. Ekonomi artık çok ciddi anlamda kabul edilemez bir noktaya geldi. Bir kahve içmenin lüks olduğu bir ülkede artık konuşacak tartışacak bir şey kalmamış demektir. Bugüne kadar yaptığım ekonomik yorumlarda hep ekonomik kavram ve açıklamalar üzerinden gitmeye, başımıza gelecek felaketi ekonomik terimlerle anlatmaya çalıştım. İşte o felaketler geldi çattı. Artık ekonomik tabirler kullanmaya gerek yok. 100 gram kahvenin 90 lira olması zaten yeterince açıklayıcı bir kavram!
 
Kazakistan
Kazakistan’da yaşanan olayları üzüntüyle takip ediyoruz. Olaylar patladığında uluslarası medyada halk zamlara karşı ayaklandı hükümet istifa etti şeklinde lanse edildi. Sosyal medyada ise; vaay, helal olsun Kazakistan’da bile halk zamlara tepki gösterdi hükümet istifa etti, bravo, helal olsun şeklinde tepkiler verildi. Ama işin aslının öyle olmadığı Rus ordusu olayları bastırmak bahanesiyle Kazakistan’a girdiğinde anlaşıldı. Kazakistan yaklaşık 30 yıldır sert bir diktatörlük altında yönetiliyor. Yani isyanların asıl patlak verme sebebinin altında da sadece yakıta gelen zamlar değil, diktatörlüğün getirdiği fakirlik ve baskı ortamı yatıyor.
 Asıl üzücü olan ise bu isyanların Rusya ve Ermenistan gibi ülkelerin askerleri aracılığıyla bastırılıyor olması. Hani Türk Devletleri Teşkilatı diye bir teşkilat vardı? Kazakistan Türk devletleri dururken neden Rusya’dan asker istiyor? Türk Devletleri teşkilatı neden hiçbir adım atmıyor? Aksakal Binali Bey neden ortalarda yok? Kazakistan hükümetinin kendi halkına zulmetmesine mi üzülelim, Rus askerlerinin ülkeye girip Kazak protestocuları acımasızca öldürmesine mi üzülelim, Türk devletlerinin hiçbir adım atmamasına mı üzülelim? Burada bizim için de çıkarılacak önemli dersler var. Diktatörlüğün bir ülkeyi nasıl felaketlere sürükleyebileceğine dair dersler…
 
Cumhurbaşkanı Adayı Kim Olsun
Son günlerde bu tartışma giderek alevleniyor. Her kafadan bir ses çıkıyor, anketler yapılıyor. Aday olmak isteyenler de yavaş yavaş kendini belli etmeye başladı. Siyasetin önde gelen isimlerinin Cumhurbaşkanı adayı olmak istemesi normal ve anlaşılabilir bir durum. Ama bu seçim köprüden önce son çıkış olacak. Yani bu seçimi kaybedersek cumhuriyet ve demokrasiyi kalıcı olarak kaybedebiliriz ve Türkiye bir Orta Doğu diktatörlüğüne dönüşebilir. Böylesine hayati öneme sahip bir seçimde macera aramamak lazım diye düşünüyorum. O nedenle halk arasında en çok sevilen ve en çok güvenilen adayla halkın karşısına çıkılması gerekiyor. Bana göre bu aday ya Ekrem İmamoğlu ya da Mansur Yavaş. Bu ikisi arasında yapılan kamuoyu yoklamalarında hangisi ön plana çıkıyorsa adayımız o olmalı. Elimizde bu kadar kaliteli ve bu kadar sevilen iki Belediye Başkanı varken üçüncü bir aday aramak doğru değil. Bunlardan biri Cumhurbaşkanı olursa Belediye meclislerindeki çoğunluk AKP’de olduğu için belediyeyi kaybederiz şeklinde yaklaşanlar var. Sorun değil, Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanırsak 2024’te belediyeyi kolayca geri alabiliriz. Ama Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybedersek bir daha asla telafi edemeyebiliriz.
 
Kitap Tavsiyesi:Ulusların Zenginliği (Adam Smith)
Haftanın Sözü:Tencerenin deviremeyeceği hükümet yoktur. (Süleyman Demirel)
 
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat

Göksel Tantuni Eskişehir