Vatandaşlar, hem sofraların hem de gönüllerin küçüldüğünü belirterek, artan geçim zorlukları yüzünden misafir ağırlayamadıklarını ve yardımlaşmanın azaldığını ifade ediyor.
İsmini vermek istemeyen bir vatandaş, “Eski Ramazanlar harikaydı. Hem sahuru hem de iftarı sevdiklerimiz ve komşularımızla birlikte geçirirdik, evimiz boş kalmazdı. Şimdi ekonomik gücümüz azaldı, misafir çağıramaz olduk, birliğimiz bozuldu. Nerede o eski Ramazanlar?” diyerek durumu özetledi.

MİSAFİR ÇAĞIRAMIYORUZ
İsmini vermek istemeyen vatandaş: “Eski ramazanlar harikaydı. Hem sahuru hem de iftarı sevdiklerimizle komşularımızla birlikte geçirirdik, evimiz boş kalmazdı. Şimdi ekonomik gücümüz azaldı, misafir çağıramaz olduk, birliğimiz bozuldu. Nerede o eski ramazanlar?”

İNSAN İLİŞKİLERİ ÖLDÜ
Erol Sercan: “Eskiye dair her şeyi özlüyoruz. Eski ramazanların bir tadı vardı, mutlu olurduk. Küçükler büyüğe saygı duyar, büyükler de küçüğü sever kollardı. Şimdi bayramı dahi mesajla kutluyoruz. Hem nüfus artışı hem de teknolojinin ilerlemesi bizim ilişkilerimizi öldürdü.”

NE YEDİRECEĞİM?
Hüseyin Bozkurt: “Eskiden Ramazan demek yardımlaşma demekti. Şimdi kimse kimseyi sevmiyor, paylaşmıyor. İnsani değerlerimiz öldü. Eskiden birbirimizi iftara davet ederdik, şimdi çağıracak maddi durumumuz da kalmadı. ‘Misafir çağırsam ne yedireceğim?’ diye düşünüyoruz.”

YARDIM EDEMEZ OLDUK
Latife Kalabak: “Eski Ramazan’ları çok özlüyorum. Dışarıda iftar yapardık kalmadı, eş dostla iftar yapardık kalmadı… Güzel olan hiçbir şey kalmadı. Şimdi yalnızlaştık. Davulcunun bile tadı yok, alarmla kalkıyor herkes. Başkalarına yardım ederdik, şimdi elimizde de kalmadı.”

GEÇİM SIKINTISI BİZİ AYIRDI
Tanju Özbek: “Eskileri çok özlüyorum. Şimdi herkes telaş içinde. Eskiden komşuluk vardı, aynı sofrada buluşurduk. Geçim sıkıntısı insanları birbirinden kopardı. Ne yardım yapabiliyoruz, ne de iftara çağırabiliyoruz. Herkes kendi karnını zor doyuruyor.”

BİRBİRİMİZDEN KAÇIYORUZ
Mukaddes Zincir: “Eskiden herkes birbirini davet ederdi, şimdi insanlar birbirinden kaçıyor. Haklılar, hurmasıydı tatlısıydı pidesiydi derken ana yemeğe gelmeden bin liralık oluyorsunuz. Böyle olunca da birbirimizden de koptuk, maaşlar da eridi biz de.”



