Türkiye Emekliler Derneği Şube Başkan Yardımcısı Erol Dinçer, 1 Eylül itibariyle ekmeğe gelen zam ve yaklaşan okul sezonunun, zaten geçim sıkıntısı yaşayan emeklileri daha da zorladığını belirtti. Yaşam mücadelesi veren emeklilere bir darbe de fırıncılardan geldiğini söyleyen Dinçer, “Sabah erken saatlerde fırınların önünde askıda ekmek bekleyen emeklileri gördükçe içimiz acıyor” diye konuştu.
İÇİMİZ ACIYOR
Başkan Yardımcısı Dinçer, “Yaşam mücadelesi veren emeklilere bir darbe de fırıncılardan geldi. 1 Eylül itibarıyla ekmeğe uygulanacak zam, zaten zor durumda olan emekliler için hiç de iyi olmadı. Bununla birlikte okulların açılacak olması, torunlarına bakmakta zorlanan emeklilerimize ikinci darbe oldu. Bayramlarda torunlarına harçlık veremediği için evinden dışarı çıkamayan emekliler olduğunu biliyoruz. Şimdi de ‘Eve nasıl ekmek alacağım?’ diye düşünen emeklileri göreceğiz. Sabah erken saatlerde fırınların önünde askıda ekmek alabilmek için bekleyen emeklileri gördükçe içimiz acıyor” diye konuştu.
ENFLASYON HERKESİ YUTUYOR
Asgari ücretlinin de alım gücünün hızla düştüğüne dikkat çeken Dinçer, “Yılbaşından bu yana 294 ekmek daha az alınabildi. Bizler emekli olduktan sonra huzurlu bir yaşam sürmek istiyoruz. Ancak bugünkü şartlarda bu mümkün olmuyor. Yıllarca yatırdığımız primlerin karşılığını alamıyoruz. TÜİK’in nereden alındığı belli olmayan rakamlarla yaptığı hesaplamalar sonucunda bizlere sözde zam veriliyor. Enflasyon canavarı yalnızca bizi değil herkesi yutuyor. Hükümetin açıkladığı büyüme rakamlarından biz de pay istiyoruz. Çünkü büyüme, kâğıt üzerinde değil, cebimize giren parayla ölçülür. Emekli maaşlarımız pazara, markete yetmiyor. En düşük emekli maaşlarının, en az asgari ücret seviyesine çıkarılması gerekiyor. Bizim maaşımız 14 bin 469 TL’den 16 bin 881 TL’ye çıktı ama bu sadece en düşük maaş için geçerli. Yeni ekmek zammıyla birlikte en düşük emekli maaşı alanlar olarak 33 ekmek daha az alabileceğiz. Son olarak şunu söylüyoruz, geçim yoksa seçim var” ifadelerini kullandı.