Kadınlarda en sık görülen hormonal rahatsızlıklardan biri olan Polikistik Over Sendromu (PKOS), yıllardır bilinen tanımının ötesinde yeniden değerlendirildi. Uluslararası bilim insanlarının uzun yıllara dayanan çalışmaları sonucunda hastalığın yalnızca yumurtalıkları değil, vücudun birçok sistemini etkileyen karmaşık bir metabolik ve hormonal bozukluk olduğu ortaya konuldu.
Bu kapsamda hastalığın adı da değiştirilerek "Poliendokrin Metabolik Over Sendromu" (PMOS) olarak yeniden tanımlandı.
14 yıllık çalışma sonucunda kabul edildi
Uluslararası PMOS Konsorsiyumu üyesi ve Okan Bülent Yıldız, isim değişikliği önerisinin ilk kez 2012 yılında ABD'de düzenlenen bir bilimsel toplantıda gündeme getirildiğini belirtti.
Yaklaşık 14 yıl süren araştırmalar, binlerce hastanın izlenmesi ve 56 ulusal ile uluslararası kuruluşun katkısıyla hazırlanan küresel uzlaşı raporunun ardından önerinin resmiyet kazandığını ifade eden Yıldız, hastalığın yeni tanımının bilim dünyasında kabul gördüğünü söyledi.
"Sorun yumurtalık kisti değil"
Prof. Dr. Yıldız, toplumda hastalığın çoğu zaman yalnızca yumurtalıklardaki kistlerle ilişkilendirildiğini ancak bunun eksik bir değerlendirme olduğunu belirtti.
Yıldız, “Eski isim olan PKOS, karmaşık bir hormonal ve metabolik bozukluğu sadece yumurtalıktaki küçük su keseciklerine (kistlere) indirgiyordu. Oysa bu hastalıkta sanılanın aksine cerrahi olarak ameliyat edilmesi gereken 'anormal yumurtalık kistleri' bulunmuyor. Hastalığın temelinde insülin direnci, kronik mikropsuz iltihaplanma, hormonal dengesizlikler ve yağ metabolizması bozuklukları yatıyor. Yeni isim olan 'Poliendokrin Metabolik Over Sendromu' (PMOS), hastalığın sadece üreme sistemini değil, tüm vücudu ve metabolizmayı etkileyen çok sistemli yapısını tam olarak ortaya koyuyor.” dedi.
Her 8 kadından birinde görülüyor
Uzmanlara göre PMOS; adet düzensizliği, aşırı tüylenme, kilo kontrolünde güçlük, yumurtlama problemleri ve kısırlık gibi birçok belirtiyle kendini gösterebiliyor.
Dünya genelinde yaklaşık her 8 kadından birini etkilediği belirtilen sendrom, yalnızca üreme sağlığını değil, uzun vadede metabolik sağlığı da tehdit ediyor.
Diyabet ve kalp hastalıkları riskiyle ilişkili
Yeni yaklaşımın en önemli sonuçlarından biri, hastalığın diyabet, karaciğer yağlanması ve kalp-damar hastalıklarıyla olan bağlantısının daha güçlü şekilde vurgulanması oldu.
Uzmanlar, PMOS tanımının benimsenmesiyle birlikte hastaların yalnızca kadın hastalıkları açısından değil, metabolik ve endokrinolojik açıdan da değerlendirilmesinin önünün açılacağını belirtiyor.
"Bu sadece isim değişikliği değil"
Yeni dönemin kadın sağlığı açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yıldız, şu değerlendirmede bulundu:
“Yıllarca sadece yumurtalıklara odaklanılması yüzünden milyonlarca kadına teşhis konulmasında çok geç kalındı, yanlış tedaviler uygulandı.”
“Bu değişim sayesinde kadınlar, diyabet, karaciğer yağlanması ve kalp damar hastalıkları gibi uzun vadeli risklerden çok daha erken korunacak, her hastanın kendi metabolik şifresine uygun kişiselleştirilmiş tedaviler geliştirilecek. Bu sadece bir isim değişikliği değil, dünyadaki milyonlarca kadına bütüncül ve kişiselleştirilmiş tedavi kapısını açan yeni bir milattır. PMOS'lu kadınlar artık sorunun yumurtalık kistlerinden ibaret olmadığını, bunun uzun vadede her yönüyle yönetilebilir hormonal ve metabolik bir süreç olduğunu görecekler.”
Uzmanlara göre yeni tanımlama, kadın sağlığı alanında hem teşhis süreçlerini hem de tedavi yaklaşımlarını önemli ölçüde değiştirecek yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülüyor.


