<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Eskişehir Yenigün Gazetesi | Eskişehir Haberleri</title>
    <link>https://www.esyenigun.com</link>
    <description>Eskişehir haberleri ve Eskişehirspor ile ilgili son dakika gelişmeleri Eskişehir Yenigün Gazetesi sayfalarında</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.esyenigun.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright  © Eskişehir Yenigün Gazetesi 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 12 Aug 2026 13:26:42 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Kilo vermek isteyenlere öneri: Yavaş çiğneyin, ekrandan uzak durun]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/kilo-vermek-isteyenlere-oneri-yavas-cigneyin-ekrandan-uzak-durun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/kilo-vermek-isteyenlere-oneri-yavas-cigneyin-ekrandan-uzak-durun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erdem, sağlıklı beslenmede yalnızca tüketilen gıdaların değil, yeme biçiminin de önemli olduğunu belirtti. Erdem, yiyeceklerin sesini duyarak ve iyi çiğneyerek tüketmenin tokluk hissini artırabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Sağlıklı beslenme alışkanlıklarında sadece ne yendiği değil, yemeğin nasıl tüketildiği de kilo kontrolünde önemli rol oynuyor. Uzmanlar, yemek sırasında dikkatin dağılmasının ve ekran karşısında yemek yeme alışkanlığının gereğinden fazla besin tüketimine neden olabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erdem, yemek yerken televizyon, telefon veya bilgisayar gibi ekranlara odaklanmanın, beynin tokluk sinyallerini algılamasını geciktirebildiğini ifade etti. Bu durumun farkında olmadan daha fazla yemek yenmesine yol açabileceğini belirten Erdem, bilinçli yeme alışkanlığının önemine vurgu yaptı.</p>

<p style="text-align:justify"><img height="538" src="https://esyeniguncom.teimg.com/esyenigun-com/uploads/2026/08/image-3626.png" width="751" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Erdem, özellikle havuç ve salatalık gibi çıtır dokulu besinlerin çiğnenmesi sırasında oluşan seslerin psikolojik olarak tazelik ve doyum hissini desteklediğini söyledi. Besinlerin daha uzun süre çiğnenmesinin hem sindirime katkı sağladığını hem de daha az miktarda yemekle tokluk hissine ulaşılmasına yardımcı olduğunu dile getirdi. Yeme sırasında besinle temas etmenin de tatmin duygusunu artırabileceğini ifade eden Erdem, bazı bilimsel çalışmaların elle tüketilen yiyeceklerin daha yüksek doyum hissi oluşturduğunu ortaya koyduğunu belirtti.</p>

<p style="text-align:justify">Sağlıklı kilo yönetiminde porsiyon kontrolünün yanı sıra yeme farkındalığının da önemli olduğuna dikkat çeken Erdem, sofralarda çiğ sebze ve meyvelere daha fazla yer verilmesini, besinlerin yavaş ve bol çiğnenerek tüketilmesini önerdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/kilo-vermek-isteyenlere-oneri-yavas-cigneyin-ekrandan-uzak-durun</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 15:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2025/02/ramazan-beslenme.jpg" type="image/jpeg" length="82195"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan hayati uyarı: Nefes darlığını hafife almayın!]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/uzmandan-hayati-uyari-nefes-darligini-hafife-almayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/uzmandan-hayati-uyari-nefes-darligini-hafife-almayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Murat Yüzüak, özellikle genç yaşta aniden ortaya çıkan göğüs ağrısı ve nefes darlığının ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabileceğine dikkat çekti. Bu belirtilerin zaman kaybetmeden değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Yüzüak, erken müdahalenin hayat kurtardığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Uzm. Dr. Yüzüak, gençlerde sık görülen spontan pnömotoraksın, halk arasında bilinen adıyla akciğer sönmesinin, akciğer zarları arasına hava kaçması sonucu meydana geldiğini belirtti. Bu durumun ani göğüs ağrısı ve nefes darlığıyla kendini gösterdiğini ifade eden Yüzüak, tanının akciğer grafisiyle konulduğunu ve gerekli tedavinin ardından hastaların sağlıklarına kavuşabildiğini dile getirdi. Göğüs ağrısı ve nefes darlığının yalnızca ani gelişen hastalıklardan değil, KOAH ve astım gibi kronik solunum yolu hastalıklarının alevlenmesinden de kaynaklanabileceğini belirten Yüzüak, bu şikâyetlerin mutlaka hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><img alt="" height="320" src="https://esyeniguncom.teimg.com/esyenigun-com/uploads/2026/07/screenshot-12-123.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="450" /></p>

<p style="text-align:justify">Yaşamı tehdit eden hastalıklardan biri olan pulmoner emboliye de dikkat çeken Yüzüak, bu rahatsızlığın da ani göğüs ağrısı ve nefes darlığına neden olabileceğini belirtti. Tanının gecikmesinin ciddi sonuçlar doğurabileceğini vurgulayan Yüzüak, özellikle aniden başlayan belirtilerin basit bir rahatsızlık olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p style="text-align:justify">Uzmanlar, ani gelişen göğüs ağrısı ve nefes darlığı yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalarının, olası hayati risklerin önlenmesi açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/uzmandan-hayati-uyari-nefes-darligini-hafife-almayin</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 15:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2023/08/5-dakikadan-uzun-gogus-agrisi-7-8-23.jpg" type="image/jpeg" length="19144"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Omurga Tümörü Ameliyatında Nöromonitorizasyon Neden Bu Kadar Önemli?]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/omurga-tumoru-ameliyatinda-noromonitorizasyon-neden-bu-kadar-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/omurga-tumoru-ameliyatinda-noromonitorizasyon-neden-bu-kadar-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Beyin cerrahisinde iki şey vardır anlatması zor: tümörün kendisi ve tümörün tam yanı başındaki sağlıklı sinir dokusu. İkisi arasındaki mesafe bazen milimetrelerle ölçülüyor. Bu cerrahi koşullarda ellerinizin yeterince titiz olduğunu düşünebilirsiniz — ama o hassasiyeti tek başına yeterli kılan şey değil. Ameliyat sırasında sinir sisteminin anlık durumunu izleyen bir teknoloji olmadan, cerrah kısmen kör çalışıyor demek yanlış olmaz.</p>

<p style="text-align:justify">İntraoperatif nörofizyolojik monitorizasyon (IONM) tam bu boşluğu dolduruyor. Omurga tümörü cerrahisinde, özellikle omurilik ile tümörün iç içe geçtiği vakalarda, nöromonitorizasyon artık bir tercih değil standart uygulama.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Teknik Olarak Ne Ölçülüyor?</strong></p>

<p style="text-align:justify">İki temel parametre var. Somatosensoryel uyarılmış potansiyeller (SSEP) duyusal yolları izliyor: ellerden, bacaklardan gelen duyusal sinyaller omuriliği geçip beyne ulaşıyor mu, bu yol sağlam mı? Motor uyarılmış potansiyeller (MEP) ise ters yönü ölçüyor: beyin motor komut gönderiyor, bu komut omurilik üzerinden kaslara ulaşıyor mu?</p>

<p style="text-align:justify">Cerrah tümörü çıkarırken bir IONM uzmanı ekranı başında bu dalga formlarını gerçek zamanlı izliyor. Dalgalarda yüzde ellinin üzerinde genlik kaybı ya da latansta belirgin uzama — bu eşiğin aşılması ekip için alarm sinyali. Ameliyat o an durdurulabiliyor, pozisyon ayarlanabiliyor, sinir üzerindeki baskı gevşetilebiliyor. Bu müdahale penceresi, kalıcı hasar ile geçici hasar arasındaki farkı belirliyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>İntramedüller Tümörlerde Neden Özellikle Kritik?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">İntramedüller tümörler doğrudan omurilik dokusunun içinden çıkıyor. Cerrah o dokuyu açtığında — buna miyelotomi deniyor — omurilik boyunca küçük bir kesi yapıyor. Bu kesi yapılırken, tümör çıkarılırken ve dikiş atılırken her adım sinirleri tehdit edebilir. Gözle görülemeyen işlevsel hasar bu süreçte birikebilir.</p>

<p style="text-align:justify">IONM bu süreci adım adım takip ediyor. Klinisyenlerin aktardığı vakalar arasında şu tablo sıkça yer alıyor: ameliyat ortasında MEP sinyali zayıflamaya başlıyor, cerrah tümör çıkarmayı geçici olarak durduruyor, birkaç dakika sonra sinyal toparlanıyor, cerrahi devam ediyor. O birkaç dakikalık duraklama, hastanın ayaklarını hareket ettirip ettiremeyeceğini belirleyebilir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kimler Nöromonitorizasyondan Yararlanıyor?</strong></p>

<p style="text-align:justify">İntramedüller ve intradural tümörler bu tekniğin en açık yararlanıcısı. Ama liste daha geniş. Omurga kırığı stabilizasyonu, özellikle servikal bölge kırıklarında IONM standart. Deformite cerrahisi — skolyoz, kifoz düzeltme operasyonları — omuriliği ciddi hareket ettirdiği için nöromonitorizasyon olmadan yapılmamalı. Metastatik vertebra tümörlerinde vida ve çubuk yerleştirilirken sinir kökleri tehlike altına girebilir; bu vakalarda da IONM kullanılıyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Başarı Garantisi Veriyor Mu?</strong></p>

<p style="text-align:justify">Hayır — ve bunu açıkça söylemek gerekiyor. Nöromonitorizasyon riski sıfırlamıyor. Bazı vakalarda ameliyat sonrası geçici nörolojik değişiklikler görülebiliyor; çoğu günler ila haftalar içinde düzeliyor. Ama IONM olmaksızın yapılan cerrahiyle kıyaslandığında kalıcı hasar oranının anlamlı biçimde düştüğü görülüyor.</p>

<p style="text-align:justify">Şunu da eklemek gerekiyor: ameliyat öncesinde nörolojik tablosu zaten bozulmuş, bacaklarında güçsüzlük ya da uyuşma olan hastalarda cerrahi pencere daralmış demektir. Hasar oluşmadan müdahale şansı en yüksek dönem, tablo henüz tam oluşmamışken. Bu gerçek, tanının ne kadar erken konulduğunun ne denli önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor.</p>

<p style="text-align:justify">Omurga tümörü ameliyatı ve nöromonitorizasyon hakkında ayrıntılı bilgi için Prof. Dr. Erdinç Özek'in <a href="https://drerdincozek.com/hizmetler/omurga-tumoru/" rel="nofollow" target="_blank"><strong>omurga tümörü sayfasını</strong></a> ziyaret edebilirisiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/omurga-tumoru-ameliyatinda-noromonitorizasyon-neden-bu-kadar-onemli</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 10:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-14-at-110153.jpeg" type="image/jpeg" length="13329"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bel fıtığında yeni dönem: Bu teknikle hızlı yileşme mümkün!]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/bel-fitiginda-yeni-donem-bu-teknikle-hizli-yilesme-mumkun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/bel-fitiginda-yeni-donem-bu-teknikle-hizli-yilesme-mumkun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Mehmet Taşkoparan, bel fıtığı tedavisinde kullanılan UBE tekniğine ilişkin bilgilendirmelerde bulunarak, tekniğin daha az kanama, düşük enfeksiyon riski ve hızlı iyileşme süresiyle öne çıktığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Mehmet Taşkoparan, bel fıtığı tedavisinde kullanılan UBE (Unilateral Biportal Endoskopi) tekniği hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Bel fıtıklarının büyük bölümünün ameliyatsız tedavi edilebildiğini belirten Taşkoparan, cerrahi gerektiren hastalarda ise kapalı yöntemlerin hastalara önemli avantajlar sunduğunu söyledi.</p>

<h2 style="text-align:justify"><img height="542" src="https://esyeniguncom.teimg.com/esyenigun-com/uploads/2026/07/image-3555.png" width="854" /></h2>

<h2 style="text-align:justify"><strong>"Bel fıtıklarının yalnızca yüzde 3 ila 5'i cerrahi tedavi gerektirir"</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Bel fıtığının, omurlar arasındaki disk yapısının bozulması sonucu içerisindeki jel kıvamındaki dokunun dışarı çıkarak sinirlere baskı yapmasıyla oluştuğunu ifade eden Taşkoparan, "Bel fıtıklarının yalnızca yüzde 3 ila 5'i cerrahi tedavi gerektirir. Hastaların büyük çoğunluğu ilaç tedavisi, istirahat ve fizik tedavi gibi konservatif yöntemlerle iyileşebilmektedir. Konservatif tedavilerden fayda görmeyen hastalarda ise cerrahi tedavi gündeme gelir. Günümüzde mikrodiskektomi, tam endoskopik diskektomi ve UBE dediğimiz iki porttan uygulanan endoskopik cerrahi yöntemleri kullanılmaktadır" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>"Neden artık açık ameliyat yerine bu yöntemleri tercih ediyoruz?"</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Taşkoparan, UBE tekniğinin daha az kanama, daha düşük enfeksiyon riski ve daha hızlı iyileşme gibi avantajlar sağladığını vurguladı. Geleneksel açık cerrahiyle uzun dönem başarı oranlarının benzer olduğunu belirten Taşkoparan, UBE tekniğinin daha küçük kesilerle uygulanması sayesinde kas ve yumuşak dokulara daha az zarar verdiğini söyledi. "Sürekli sıvı ile çalışıldığı için enfeksiyon riski azalıyor. Hastalarımızı genellikle ameliyatın ertesi günü taburcu ediyoruz. Ağır işte çalışmayan kişiler günlük yaşamlarına kısa sürede dönebiliyor. Neden artık açık ameliyat yerine bu yöntemleri tercih ediyoruz? Çünkü hastaya daha az travma verir, iyileşme süresi daha kısadır ve konforu daha yüksektir. Açık cerrahinin başarılı olması, daha az invaziv yöntemlerin tercih edilmesine engel değildir. Bu nedenle gelecekte endoskopik, tam endoskopik ve özellikle UBE gibi tekniklerin çok daha yaygın kullanılacağını düşünüyorum" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/bel-fitiginda-yeni-donem-bu-teknikle-hizli-yilesme-mumkun</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 15:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2026/07/screenshot-3-297.jpg" type="image/jpeg" length="10506"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcaklar başladı, güneş kremi kullanımında büyük hata!]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/sicaklar-basladi-gunes-kremi-kullaniminda-buyuk-hata</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/sicaklar-basladi-gunes-kremi-kullaniminda-buyuk-hata" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dermatoloji Uzmanı Dr. Hatice Parlak Subaşı, yaz aylarında artan güneş ışınlarının cilt sağlığı üzerinde ciddi riskler oluşturabileceğini belirterek önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Günlük hayatta yapılan bazı basit hataların bile cilt sağlığını olumsuz etkileyebildiğini ifade eden Dr. Subaşı, güneş koruyucuların tek kullanım ile gün boyu etkili olmadığını vurguladı. Özellikle açık havada uzun süre vakit geçirilmesi durumunda güneş kreminin 2-3 saatte bir yeniden uygulanması gerektiğini söyledi.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>“Güneş koruyucu sadece plaj için değildir”</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Güneşten korunmanın yalnızca yaz tatilleriyle sınırlı olmadığını belirten Subaşı, günlük yaşamda da ultraviyole ışınlarına maruz kalındığını ifade etti. Araç kullanımı, yürüyüş ve açık hava aktivitelerinde de cildin etkilenebildiğini söyleyerek güneş koruyucu kullanımının bir alışkanlık haline getirilmesi gerektiğini aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><img alt="" height="332" src="https://esyeniguncom.teimg.com/esyenigun-com/uploads/2026/06/screenshot-2-417.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="450" /></h2>

<h2 style="text-align:justify"><strong>“Bulutlu havalarda da risk devam ediyor”</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Ultraviyole ışınlarının bulutlardan geçebildiğini hatırlatan Subaşı, özellikle leke oluşumuna yatkın kişilerde bulutlu havalarda da güneş koruyucu kullanımının ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>“En çok kulak ve el sırtları unutuluyor”</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Güneş kremi kullanımında en sık yapılan hatalardan birinin ürünün yeterli miktarda uygulanmaması ve gün içinde yenilenmemesi olduğunu belirten Subaşı, kulaklar, boyun, dudaklar ve el sırtlarının çoğu zaman ihmal edildiğini söyledi. Bu bölgelerde de kronik güneş hasarı ve deri kanserlerinin görülebileceğine dikkat çekti.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>“Bronzlaşma bir savunma mekanizmasıdır”</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Bronzlaşmanın sağlıklı bir görünüm değil, cildin ultraviyole ışınlarına karşı geliştirdiği bir savunma mekanizması olduğunu ifade eden Subaşı, özellikle çocukluk döneminde yaşanan güneş yanıklarının ilerleyen yaşlarda cilt kanseri riskini artırabileceğini dile getirdi.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>“Güneş kremlerinin saklanmasına dikkat edilmeli”</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Yüksek sıcaklıkta bekleyen veya son kullanma tarihi geçen güneş koruyucuların etkisini kaybedebileceğini belirten Subaşı, geçen yıldan kalan ürünlerin kullanılmadan önce mutlaka kontrol edilmesi gerektiğini söyledi. Dr. Subaşı, yaz aylarında cilt sağlığını korumak için düzenli temizlik, nemlendirme ve doğru güneş koruyucu kullanımının büyük önem taşıdığını vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/sicaklar-basladi-gunes-kremi-kullaniminda-buyuk-hata</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2024/12/gunes-kremi.jpg" type="image/jpeg" length="24568"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eskişehir'de de sıcaklar arttı, bu ürünleri tüketirken bir kez daha düşünün!]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/eskisehirde-de-sicaklar-artti-bu-urunleri-tuketirken-bir-kez-daha-dusunun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/eskisehirde-de-sicaklar-artti-bu-urunleri-tuketirken-bir-kez-daha-dusunun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir'de kasaplık yapan Kadir Şen, yaz aylarında artan hava sıcaklıklarının et ve tavuk ürünlerinde gıda güvenliği açısından önemli riskler oluşturduğunu belirterek vatandaşlara kritik uyarılarda bulundu. Yanlış saklama ve çözündürme yöntemlerinin gıda zehirlenmelerine yol açabileceğini söyleyen Şen, özellikle tavuk ürünlerinde daha dikkatli olunması gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Dondurulmuş et ve tavukların oda sıcaklığında bekletilerek çözdürülmesinin yanlış bir uygulama olduğunu dile getiren Şen, bu ürünlerin tüketilmeden bir gün önce buzluktan çıkarılarak buzdolabının alt rafına konulmasını tavsiye etti. Böylece ürünlerin yaklaşık 8-10 saat içinde kontrollü şekilde çözüleceğini ve bakteri oluşumunun önüne geçilebileceğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Et ve Tavuk Tüketenler Dikkat! Yaz Aylarında Bu Kurallara Uyun!</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Tavuğun kırmızı ete göre çok daha hızlı bakteri üretebildiğine dikkat çeken Şen, özellikle sıcak yaz günlerinde tavuk tüketiminde hijyen kurallarına titizlikle uyulması gerektiğini vurguladı. Şen, vatandaşların son tüketim tarihi belli olmayan açık tavuk ürünlerinden uzak durmaları gerektiğini belirterek, güvenilir satış noktalarının tercih edilmesini önerdi. Pişirilen yemeklerin de doğru şekilde muhafaza edilmesi gerektiğini ifade eden Şen, yemeklerin oda sıcaklığına geldikten sonra vakit kaybetmeden buzdolabına kaldırılması gerektiğini söyledi. Bir kez ısıtılan yemeğin yeniden ısıtılmasının sağlık açısından risk oluşturabileceğini kaydeden Şen, ihtiyaç kadar yemeğin ısıtılarak tüketilmesinin daha güvenli bir yöntem olduğunu dile getirdi.</p>

<p style="text-align:justify">Yaz aylarında basit görünen saklama hatalarının ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini hatırlatan Şen, et ve tavuk ürünlerinin doğru koşullarda muhafaza edilmesiyle gıda zehirlenmelerinin büyük ölçüde önlenebileceğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/eskisehirde-de-sicaklar-artti-bu-urunleri-tuketirken-bir-kez-daha-dusunun</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 11:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2026/06/a-w735980-01.jpg" type="image/jpeg" length="97402"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan kritik uyarı: Erken tanı hayat kurtarıyor]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/uzmandan-kritik-uyari-erken-tani-hayat-kurtariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/uzmandan-kritik-uyari-erken-tani-hayat-kurtariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Safiye Erğin, rahim ağzı kanserinin erken teşhis edildiğinde büyük oranda tedavi edilebildiğini belirterek, düzenli tarama testleri ile HPV aşısının hastalıktan korunmada en etkili yöntemler arasında yer aldığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Rahim ağzı kanseri, kadınlarda meme, akciğer ve kalın bağırsak kanserinden sonra en sık görülen dördüncü kanser türü olarak öne çıkıyor. Hastalığın en önemli nedeninin HPV (İnsan Papilloma Virüsü) olduğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Safiye Erğin, HPV'nin 200'den fazla tipi bulunduğunu, bunların yaklaşık 15-20'sinin yüksek risk taşıyarak rahim ağzı kanseriyle ilişkili olduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><img alt="" src="https://esyeniguncom.teimg.com/esyenigun-com/uploads/2026/06/d-s-c-f0170.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="450" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>YÜZDE 80 RİSK ALTINDA</strong></p>

<p style="text-align:justify">Cinsel olarak aktif kadınların yaşamları boyunca HPV ile karşılaşma olasılığının yüzde 80-90 seviyelerinde olduğunu vurgulayan Erğin, HPV pozitif olmanın kanser gelişeceği anlamına gelmediğinin altını çizdi. Erğin, “Yaklaşık her 10 kadından 8-9'unda virüs kendiliğinden vücuttan atılır. Sadece yüksek riskli tiplerde enfeksiyon kalıcı hale gelirse rahim ağzı kanseri gelişebilir. Rahim ağzı kanseri bir anda ortaya çıkan bir hastalık değildir. Bu süreç yaklaşık 10-15 yıl sürer. Amacımız, hastaları bu ara dönemde tarama testleriyle belirleyerek kanser oluşmadan önce tedavi etmektir. Çünkü erken dönemde tespit edildiğinde rahim ağzı kanseri neredeyse yüzde 100 tedavi edilebilen bir hastalıktır” diye konuştu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>"BELİRTİ VERMEDEN İLERLEYEBİLİYOR"</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kanser öncesi dönemde genellikle belirgin şikayetlerin görülmediğine dikkat çeken Erğin, bu nedenle rutin jinekolojik kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Erğin, “Rutin jinekolojik muayene sırasında rahim ağzından özel bir fırça yardımıyla ağrısız şekilde örnek alınır. Sonuçlarda bir anormallik saptanırsa kolposkopi uygulanır. Alınan biyopsiler patolojik incelemeye gönderilerek kanser öncüsü lezyonlar araştırılır. Her ne kadar erken dönemde belirti vermese de adet dönemi dışında görülen lekelenme veya kanamalar, özellikle cinsel ilişki sonrası kanama, olağan dışı ve yoğun vajinal akıntı ile menopoz sonrası kanamalar mutlaka bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından değerlendirilmelidir” ifadelerini kullandı.</p>

<p style="text-align:justify">Rahim ağzı kanserinden korunmanın en etkili yolunun HPV aşısı olduğunu belirten Erğin, Dünya Sağlık Örgütü'nün 9 yaşından itibaren kız ve erkek çocuklarının aşılanmasını önerdiğini söyledi. Erğin, konuşmasını şöyle noktaladı: “HPV önemli bir risk faktörüdür ancak en büyük risk, kadınların uygun aralıklarla tarama testlerini yaptırmamasıdır. HPV'den korkmak yerine düzenli tarama yaptırmak ve gerekli durumlarda aşı olmak, rahim ağzı kanserinden korunmanın en etkili yoludur.".</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/uzmandan-kritik-uyari-erken-tani-hayat-kurtariyor</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2025/02/kanser.jpg" type="image/jpeg" length="98170"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilgisayar başında çalışanlar risk altında! İşte ilk belirtiler]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/bilgisayar-basinda-calisanlar-risk-altinda-iste-ilk-belirtiler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/bilgisayar-basinda-calisanlar-risk-altinda-iste-ilk-belirtiler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir Şehir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Recep Kurnaz, özellikle bilgisayar başında çalışanlar ve tekrarlayan el hareketleri yapan kişilerde sık görülen karpal tünel sendromuna karşı vatandaşları uyardı. Kurnaz, elde uyuşma, karıncalanma ve gece artan ağrıların önemli bir sağlık sorununun habercisi olabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Karpal tünel sendromunun, el bileğinde bulunan dar bir kanaldan geçen median sinirin baskı altında kalması sonucu ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Kurnaz, hastalığın günlük yaşamı olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti. Özellikle uzun süre klavye ve mouse kullananlar, üretim hattında çalışanlar, el işi yapanlar ve titreşimli alet kullanan kişilerin risk grubunda yer aldığını ifade etti.</p>

<p style="text-align:justify">Kurnaz, hastalığın en sık belirtilerinin başparmak, işaret parmağı ve orta parmakta hissedilen uyuşma, karıncalanma, yanma ve ağrı olduğunu belirterek, “Özellikle geceleri artan şikayetler kişilerin uykudan uyanmasına neden olabilir. İlerleyen dönemlerde kavrama gücünde azalma ve nesneleri düşürme gibi sorunlar görülebilir” dedi.</p>

<h1 style="text-align:justify"><strong>Uzmandan Karpal Tünel Sendromu Uyarısı: Gece Uyuşmalarına Dikkat!</strong></h1>

<p style="text-align:justify">Diyabet, tiroit hastalıkları, romatizmal rahatsızlıklar, obezite ve hamilelik gibi durumların da karpal tünel sendromu riskini artırdığını dile getiren Kurnaz, erken teşhisin önemine vurgu yaptı. Tedavi edilmeyen vakalarda başparmak kaslarında zayıflama ve kalıcı sinir hasarının oluşabileceğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Çalışma ortamlarında ergonomik düzenlemelerin büyük önem taşıdığını belirten Kurnaz, el bileğini zorlayan hareketlerden kaçınılması, düzenli molalar verilmesi ve klavye kullanımında bileğin nötr pozisyonda tutulması gerektiğini söyledi. Gece atelleri, fizik tedavi uygulamaları ve egzersizlerin erken dönemde etkili sonuçlar verebildiğini aktaran uzman isim, ilerleyen vakalarda ise cerrahi müdahalenin gündeme gelebileceğini kaydetti.</p>

<p style="text-align:justify">Prof. Dr. Recep Kurnaz, sağlıklı bir çalışma yaşamı için vücudun verdiği sinyallerin dikkate alınması gerektiğini belirterek, “Tekrarlayan hareketleri azaltın ve şikayetleriniz devam ediyorsa mutlaka bir uzmana başvurun” uyarısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/bilgisayar-basinda-calisanlar-risk-altinda-iste-ilk-belirtiler</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 12:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2026/06/screenshot-5-240.jpg" type="image/jpeg" length="97333"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eskişehir'de bu tohuma yoğun ilgi!]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/eskisehirde-bu-tohuma-yogun-ilgi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/eskisehirde-bu-tohuma-yogun-ilgi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir’de uzun yıllardır aktarlık yapan Metin Ağılönü, son dönemde zayıflamak ve formunu korumak isteyen vatandaşların en çok tercih ettiği ürünler arasında karnıyarık otu tohumunun öne çıktığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir'de vatandaşların bitkisel ürünlere ilgisinin arttığını belirten Ağılönü, özellikle yüksek lif içeriğine sahip karnıyarık otu tohumunun tokluk hissi sağlaması nedeniyle tercih edildiğini ifade etti. Tohumun suyla temas ettiğinde jelimsi bir yapı kazandığını ve bu özelliği sayesinde mide boşalmasını geciktirerek uzun süre tokluk hissi verdiğini dile getirdi.</p>

<p>Ağılönü, bu tür ürünlerin tek başına zayıflama sağlamayacağını vurgulayarak, sürecin mutlaka dengeli beslenme ve düzenli diyetle desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p><strong>“Zayıflamak isteyenlerin gündeminde karnıyarık otu tohumu var”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Karnıyarık otu tohumunun kullanım alanlarına değinen Metin Ağılönü, ürünün özellikle tokluk hissi ve sindirim sistemi üzerindeki etkileri nedeniyle tercih edildiğini belirterek şunları söyledi:</p>

<p>“Karnıyarık otu tohumu yüksek lif yapısı sayesinde suyla temas ettiğinde şişerek jelimsi bir kıvam alır ve mide boşalmasını geciktirir. Bu da tokluk hissi verir. Tatlı krizlerini azaltmaya yardımcı olur. Bağırsakların çalışmasına katkı sağlar ve sindirim sistemini destekler.”</p>

<p><strong>“Yoğurtla veya suyla tüketilebiliyor”</strong></p>

<p>Ürünün kullanım şekline de değinen Ağılönü, karnıyarık otu tohumunun su veya yoğurtla karıştırılarak tüketilebileceğini belirtti. Açıklamasında, “Bir tatlı kaşığı suya eklenip birkaç dakika bekletilerek ya da yoğurtla karıştırılarak tüketilebilir. Ancak mutlaka ölçülü kullanılmalıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“Diyet olmadan tek başına yeterli değil”</strong></p>

<p>Bitkisel ürünlerin bilinçsiz kullanımına karşı uyarıda bulunan Ağılönü, zayıflama sürecinde en önemli unsurun dengeli beslenme olduğunu vurguladı. Açıklamasının devamında, “Bu ürünler destekleyici olabilir ancak tek başına mucize beklenmemeli. Kişi diyetine dikkat etmezse bitkilerin etkisi azalır” dedi. Ağılönü ayrıca keten tohumu ve chia tohumu gibi ürünlerin de sıklıkla tercih edildiğini, ancak tüm süreçte yaşam tarzı değişikliğinin belirleyici olduğunu ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/eskisehirde-bu-tohuma-yogun-ilgi</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 14:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2026/06/a-w732434-05.jpg" type="image/jpeg" length="69448"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[PKOS'un adı neden PMOS oldu? Uzmanlar açıkladı]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/pkosun-adi-neden-pmos-oldu-uzmanlar-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/pkosun-adi-neden-pmos-oldu-uzmanlar-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyada 170 milyondan fazla kadını etkilediği tahmin edilen Polikistik Over Sendromu (PKOS), uzmanların uzlaşısıyla adı, tüm hormonal ve metabolik etkilerini yansıtacak şekilde "Poliendokrin Metabolik Over Sendromu" (PMOS) olarak değiştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Kadınlarda en sık görülen hormonal rahatsızlıklardan biri olan Polikistik Over Sendromu (PKOS), yıllardır bilinen tanımının ötesinde yeniden değerlendirildi. Uluslararası bilim insanlarının uzun yıllara dayanan çalışmaları sonucunda hastalığın yalnızca yumurtalıkları değil, vücudun birçok sistemini etkileyen karmaşık bir metabolik ve hormonal bozukluk olduğu ortaya konuldu.</p>

<p>Bu kapsamda hastalığın adı da değiştirilerek "Poliendokrin Metabolik Over Sendromu" (PMOS) olarak yeniden tanımlandı.</p>

<h2><strong>14 yıllık çalışma sonucunda kabul edildi</strong></h2>

<p>Uluslararası PMOS Konsorsiyumu üyesi ve Okan Bülent Yıldız, isim değişikliği önerisinin ilk kez 2012 yılında ABD'de düzenlenen bir bilimsel toplantıda gündeme getirildiğini belirtti.</p>

<p>Yaklaşık 14 yıl süren araştırmalar, binlerce hastanın izlenmesi ve 56 ulusal ile uluslararası kuruluşun katkısıyla hazırlanan küresel uzlaşı raporunun ardından önerinin resmiyet kazandığını ifade eden Yıldız, hastalığın yeni tanımının bilim dünyasında kabul gördüğünü söyledi.</p>

<h2><strong>"Sorun yumurtalık kisti değil"</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Yıldız, toplumda hastalığın çoğu zaman yalnızca yumurtalıklardaki kistlerle ilişkilendirildiğini ancak bunun eksik bir değerlendirme olduğunu belirtti.</p>

<p>Yıldız, “Eski isim olan PKOS, karmaşık bir hormonal ve metabolik bozukluğu sadece yumurtalıktaki küçük su keseciklerine (kistlere) indirgiyordu. Oysa bu hastalıkta sanılanın aksine cerrahi olarak ameliyat edilmesi gereken 'anormal yumurtalık kistleri' bulunmuyor. Hastalığın temelinde insülin direnci, kronik mikropsuz iltihaplanma, hormonal dengesizlikler ve yağ metabolizması bozuklukları yatıyor. Yeni isim olan 'Poliendokrin Metabolik Over Sendromu' (PMOS), hastalığın sadece üreme sistemini değil, tüm vücudu ve metabolizmayı etkileyen çok sistemli yapısını tam olarak ortaya koyuyor.” dedi.</p>

<h2><strong>Her 8 kadından birinde görülüyor</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre PMOS; adet düzensizliği, aşırı tüylenme, kilo kontrolünde güçlük, yumurtlama problemleri ve kısırlık gibi birçok belirtiyle kendini gösterebiliyor.</p>

<p>Dünya genelinde yaklaşık her 8 kadından birini etkilediği belirtilen sendrom, yalnızca üreme sağlığını değil, uzun vadede metabolik sağlığı da tehdit ediyor.</p>

<h2><strong>Diyabet ve kalp hastalıkları riskiyle ilişkili</strong></h2>

<p>Yeni yaklaşımın en önemli sonuçlarından biri, hastalığın diyabet, karaciğer yağlanması ve kalp-damar hastalıklarıyla olan bağlantısının daha güçlü şekilde vurgulanması oldu.</p>

<p>Uzmanlar, PMOS tanımının benimsenmesiyle birlikte hastaların yalnızca kadın hastalıkları açısından değil, metabolik ve endokrinolojik açıdan da değerlendirilmesinin önünün açılacağını belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"Bu sadece isim değişikliği değil"</strong></h2>

<p>Yeni dönemin kadın sağlığı açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yıldız, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“Yıllarca sadece yumurtalıklara odaklanılması yüzünden milyonlarca kadına teşhis konulmasında çok geç kalındı, yanlış tedaviler uygulandı.”</p>

<p>“Bu değişim sayesinde kadınlar, diyabet, karaciğer yağlanması ve kalp damar hastalıkları gibi uzun vadeli risklerden çok daha erken korunacak, her hastanın kendi metabolik şifresine uygun kişiselleştirilmiş tedaviler geliştirilecek. Bu sadece bir isim değişikliği değil, dünyadaki milyonlarca kadına bütüncül ve kişiselleştirilmiş tedavi kapısını açan yeni bir milattır. PMOS'lu kadınlar artık sorunun yumurtalık kistlerinden ibaret olmadığını, bunun uzun vadede her yönüyle yönetilebilir hormonal ve metabolik bir süreç olduğunu görecekler.”</p>

<p>Uzmanlara göre yeni tanımlama, kadın sağlığı alanında hem teşhis süreçlerini hem de tedavi yaklaşımlarını önemli ölçüde değiştirecek yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülüyor.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/pkosun-adi-neden-pmos-oldu-uzmanlar-acikladi</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 12:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2026/06/pcos-pmos.png" type="image/jpeg" length="11349"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Süt dişi çıkaran çocuklarda dikkat edilmesi gerekenler!]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/sut-disi-cikaran-cocuklarda-dikkat-edilmesi-gerekenler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/sut-disi-cikaran-cocuklarda-dikkat-edilmesi-gerekenler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pedodonti Uzmanı Dr. Zeynep Ekin Kılınç, bebeklik döneminin ağız ve diş sağlığı açısından kritik bir süreç olduğunu belirterek, süt dişlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Süt dişlerinin yalnızca geçici yapılar olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Kılınç, bu dişlerin çiğneme, konuşma gelişimi ve daimi dişler için yer tutma gibi önemli görevleri olduğunu söyledi. Çürüklerin erken dönemde tedavi edilmesinin ağız sağlığı açısından büyük önem taşıdığını belirtti.</p>

<h3><strong>“Diş sürmesi 6. ay civarında başlar”</strong></h3>

<p>Diş çıkarma sürecine ilişkin bilgi veren Kılınç, diş sürmesinin genellikle 6’ncı ay civarında başladığını ancak her bebekte farklılık gösterebileceğini ifade etti. Bu sürecin birkaç ay erken ya da geç yaşanmasının çoğu zaman normal kabul edildiğini belirtti.</p>

<h3><strong>“Her huzursuzluk diş kaynaklı değildir”</strong></h3>

<p>Diş çıkarma döneminde görülebilecek belirtilere değinen Kılınç, artan salya, diş etinde kaşıntı, nesneleri ısırma isteği ve hafif huzursuzluğun normal olduğunu söyledi. Ancak yüksek ateş, ishal ve şiddetli huzursuzluk gibi durumların yalnızca diş çıkarma ile ilişkilendirilmemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<h3><strong>“Bilinçsiz ürün kullanımı risk oluşturabilir”</strong></h3>

<p>Ebeveynlerin diş çıkarma döneminde dikkatli olması gerektiğini belirten Kılınç, soğutulmuş diş kaşıyıcılar ve nazik diş eti masajının faydalı olabileceğini ifade etti. Ancak kullanılan ürünlerin güvenli olması gerektiğini, ağrı kesici jel ve ilaçların ise mutlaka hekim önerisiyle kullanılmasının önem taşıdığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>“Süt dişleri kalıcı sağlığı etkiler”</strong></h3>

<p>Süt dişlerinin toplamda 20 adet olduğunu hatırlatan Kılınç, bu dişlerin çiğneme ve konuşma gelişimi için kritik rol oynadığını, aynı zamanda kalıcı dişler için rehberlik ettiğini ifade etti. Süt dişlerindeki çürüklerin ileride ciddi ortodontik sorunlara yol açabileceğini belirtti.</p>

<h3><strong>“Diş değişimi düzenli takip edilmeli”</strong></h3>

<p>Diş değişim sürecinin genellikle 6 yaşında başladığını ve 12 yaşına kadar sürdüğünü aktaran Kılınç, dişlerin doğal şekilde düşmesinin önemli olduğunu söyledi. Erken kayıpların ortodontik problemlere neden olabileceği uyarısında bulundu.</p>

<h3><strong>“6 ayda bir kontrol şart”</strong></h3>

<p>Son olarak ebeveynlere düzenli diş hekimi kontrollerini ihmal etmemeleri çağrısında bulunan Kılınç, 6 ayda bir yapılacak kontrollerin çürük ve ortodontik sorunların önlenmesinde önemli rol oynadığını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/sut-disi-cikaran-cocuklarda-dikkat-edilmesi-gerekenler</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 11:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2026/06/screenshot-4-205.jpg" type="image/jpeg" length="39978"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilecik'teki bu çeşmeler 1400 yıldır şifa dağıtıyor]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/bilecikteki-bu-cesmeler-1400-yildir-sifa-dagitiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/bilecikteki-bu-cesmeler-1400-yildir-sifa-dagitiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilecik’in Osmaneli ilçesinde bulunan ve halk arasında “İçmeler” olarak bilinen Prof. Dr. Yunus Söylet Tesisleri, doğal kaynak sularıyla vatandaşların ilgisini çekmeye devam ediyor. Tesiste yer alan dört farklı çeşmeden akan suların her birinin farklı tada sahip olması dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>İstanbul-Antalya kara yolu üzerinde, Osmaneli ilçe merkezine yaklaşık 8 kilometre uzaklıkta bulunan tesiste, deri hastalıkları ile mide, safra kesesi, böbrek ve egzama rahatsızlıklarına iyi geldiği öne sürülen suların bulunduğu belirtiliyor. Farklı rahatsızlıklar için ayrı musluklardan akan kaynak suyu, ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.</p>

<p>Tesis koordinatörü Abdullah Tetik, bölgedeki suyun uzun yıllardır bilindiğini ifade ederek, “Bu suların 1950’lerden beri düzenli şekilde çeşmelerden aktığını biliyoruz. Daha öncesinde de kullanıldığı söyleniyor. Çeşmelerin düzenlenmesiyle birlikte bölgeye ilgi arttı” dedi.</p>

<p>Tetik, tesisin Kültür ve Turizm Bakanlığı onayıyla turizme kazandırıldığını belirterek, 80 yatak kapasiteli konaklama imkânı sunduklarını ve ziyaretçilere doğayla iç içe bir dinlenme alanı sağladıklarını ifade etti.</p>

<p>Bölgeyi ziyaret eden vatandaşlar ise suyun çeşitli rahatsızlıklara iyi geldiğine inandıklarını belirterek, farklı şehirlerden gelip içmeleri denediklerini ifade ediyor. Sakarya’dan gelen bazı ziyaretçiler de şifa bulduklarını iddia ederek bölgeye tekrar geldiklerini dile getirdi.</p>

<p>Osmaneli İçmeleri, hem doğal yapısı hem de şifa iddialarıyla bölge turizmine katkı sunan önemli noktalardan biri olmaya devam ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</section>

<aside>
<p></p>
</aside></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilecik, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/bilecikteki-bu-cesmeler-1400-yildir-sifa-dagitiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 10:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2026/06/bilecikteki-bu-cesmeler-1400-yildir-sifa-dagitiyor.jpg" type="image/jpeg" length="49031"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanı açıkladı: Binlerce kişi hastaneye başvurdu!]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/saglik-bakani-acikladi-binlerce-kisi-hastaneye-basvurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/saglik-bakani-acikladi-binlerce-kisi-hastaneye-basvurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Kurban Bayramı’nın ilk gününde kurban kesimi sırasında yaşanan yaralanmalar nedeniyle Türkiye genelinde 13 bin 513 kişinin sağlık kuruluşlarına başvurduğunu açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Bayram namazının ardından başlayan kurban kesimlerinde meydana gelen kazalar, bu yıl da çok sayıda yaralanmayı beraberinde getirdi. Özellikle tecrübesizlik, dikkatsizlik ve güvenlik önlemlerinin yetersizliği nedeniyle vatandaşların çeşitli yerlerinden yaralandığı bildirildi. Bakan Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada yaralanan vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletirken, bayram süresince sağlık personelinin yoğun şekilde görev yaptığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Yetkililer ise benzer kazaların önüne geçilmesi için kurban kesimlerinin profesyonel kişiler tarafından yapılması ve güvenlik kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/saglik-bakani-acikladi-binlerce-kisi-hastaneye-basvurdu</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2025/02/saglik-bakanligi-1.jpg" type="image/jpeg" length="31128"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnternetten kendi kendine teşhis koyma hastalığına dikkat!]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/internetten-kendi-kendine-teshis-koyma-hastaligina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/internetten-kendi-kendine-teshis-koyma-hastaligina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Klinik Psikoloğu Beste Çokaygil, 'En ufak bir boğaz ağrısında var olmayan hastalık belirtilerini hissetme olarak tanımlanan 'Pseudo-Corona' yani 'Yalancı-Korona' veya internetten kulaktan dolma bilgilerle teşhis koyma hastalığı olan 'Siberkondri' toplumsal kaygıyı artırıyor' uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Gelişen teknoloji ve küresel salgınların ardından modern insanın zihin yapısında 'yeni bir normal' oluştuğunu ifade eden Eskişehir Hastanesi Klinik Psikoloğu Beste Çokaygil,virüslerin insan psikolojisi üzerinde derin etkilerde bulunduğuna dikkat çekerek, 'Güncel virüsler sadece bir 'hastalık korkusu' olmaktan çıkıp kronik bir kaygı bozukluğuna dönüşebiliyor' dedi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'En ufak bir boğaz ağrısı 'Pseudo-Corona'yı tetikliyor'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yeni varyantların ve potansiyel salgın haberlerinin toplumda ciddi bir duygusal yorgunluk oluşturduğunu dikkat çeken Çokaygil, 'Sürekli tetikte olma ve sağlık anksiyetesi artık kronikleşti. Bu durum iki büyük problemi beraberinde getiriyor. İlki 'Pseudo-Corona' (Yalancı Korona) ile kişi en ufak bir boğaz ağrısı veya öksürükte fiziksel semptomları psikolojik olarak büyüterek aslında var olmayan bir hastalığın belirtilerini hissetmeye başlıyor. İkincisi ise belirsizliğe tahammülsüzlük. Virüslerin sürekli mutasyona uğraması ve 'Ne zaman bitecek?' sorusunun yanıtsız kalması, genel bir kaygı bozukluğunu körüklüyor' diye konuştu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sosyal ilişkilerde 'Güven-Mesafe' ikilemi ve damgalama tehlikesi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Virüslerin insanı sadece biyolojik bir varlık olarak değil, aynı zamanda bir 'tehdit kaynağı' olarak görülmesine neden olduğunu belirten Acıbadem Eskişehir Hastanesi Klinik Psikoloğu Beste Çokaygil, sosyal bağların zayıfladığına dikkat çekerek şunları söyledi:</p>

<p style="text-align:justify">'El sıkışma ve sarılma gibi temel insani temaslar yerini 'güvenli mesafe' kontrolüne bıraktı. Bu durum yalnızlık hissini artırıyor. Daha da tehlikelisi, hafif bir grip belirtisi gösteren kişilerin sosyal çevreden dışlanması veya yargılanması anlamına gelen 'damgalama (stigmatizasyon)' süreci başladı. Bu da bireylerde sosyal fobi riskini ciddi şekilde tetikliyor.'</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'Beyin sisi ve uyku bozuklukları yaygınlaştı'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Sürecin bilişsel etkilerine de değinen Psikolog Çokaygil, virüslerin hem biyolojik kalıntıları hem de oluşturduğu uzun süreli stres nedeniyle 'Brain Fog (Beyin Sisi)' tablosunun yaygınlaştığını; odaklanma güçlüğü ve unutkanlık şikayetlerinin arttığını belirterek gelecek kaygısı ve dijital ekran maruziyeti nedeniyle uyku problemlerinde de ciddi bir artış yaşandığını kaydetti.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>İnternetten kendi kendine teşhis koyma hastalığı: 'Siberkondri'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bilgiye erişim hızının virüs psikolojisini negatif yönde beslediğini vurgulayan Çokaygil, 'Kişilerin internetteki kirli bilgilerle kendi kendilerine teşhis koymaları, yani 'siberkondri', kaygı düzeyini tıbbi gerçekliğin çok ötesine taşımaktadır. İnternetteki her bilgi doğru olmadığı gibi, kişiyi adeta bir panik sarmalına sürüklemektedir' ifadelerini kullandı.</p>

<p style="text-align:justify">Her gün karşımıza çıkan salgın haberlerine karşı ruh salığını korumak için önerilerde bulunan Acıbadem Eskişehir Hastanesi Klinik Psikoloğu Beste Çokaygil, 'Birincisi haber takibini sınırlandırın. Günde sadece bir kez ve yalnızca güvenilir, resmi kaynaklardan haberleri takip edin. İkincisi günlük rutinlerinize bağlı kalın; aynı saatte uyuyun, aynı saatte kalkın. Üçüncü olarak da sosyal ilişkilerinizi ertelemeyin. Sevdiklerinizle güvenli yollarla da olsa sosyal bağlarınızı mutlaka sürdürün' diye belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/internetten-kendi-kendine-teshis-koyma-hastaligina-dikkat</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2024/02/hastalik-1.jpg" type="image/jpeg" length="99977"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcaklıklar arttı, tehlike yeniden hortladı!]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/sicakliklar-artti-tehlike-yeniden-hortladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/sicakliklar-artti-tehlike-yeniden-hortladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB), bahar ve yaz aylarında artış gösteren kene vakalarına karşı uyarıda bulunarak Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) riskine dikkat çekti. Yapılan açıklamada, kene kaynaklı hastalıkların yalnızca insan sağlığını değil, hayvan sağlığı ve ekosistem dengesi açısından da önemli bir tehdit oluşturduğu vurgulandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB), Türkiye’de 2002 yılından bu yana görülen KKKA vakalarının bazı bölgelerde endemik hale geldiğini, ancak kene popülasyonunun yayılımı nedeniyle riskin ülke genelinde sürdüğünü belirtti. Açıklamada, özellikle bahar ve yaz aylarında kırsal alanlarda vakaların artış gösterdiği ifade edildi.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Bahar Aylarında Kene Alarmı: Uzmanlardan Uyarı Açıklaması</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Kamuoyunda yanlış bilinen bilgilere de değinilen açıklamada, kenelerin ağaçlardan atlamadığı veya uçmadığı, otluk ve çalılık alanlarda konaklayarak insan ve hayvanlara tutunduğu hatırlatıldı. Bu nedenle riskin yalnızca ormanlık alanlarla sınırlı olmadığı, piknik ve bahçe gibi alanlarda da dikkatli olunması gerektiği belirtildi.<br />
Ayrıca bilinçsiz kimyasal ilaçlamanın doğru bir mücadele yöntemi olmadığına dikkat çekilerek, bu tür uygulamaların çevreye ve ekolojik dengeye zarar verebileceği uyarısı yapıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">TVHB, bireysel korunma önlemlerinin hayati önem taşıdığını belirterek vatandaşlara açık renkli ve vücudu örten kıyafetler tercih etmeleri, doğa dönüşlerinde vücutlarını kontrol etmeleri ve kene kovucu ürünler kullanmaları tavsiyesinde bulundu. Kenenin erken fark edilip doğru şekilde çıkarılmasının hastalık riskini önemli ölçüde azalttığı ifade edildi. Açıklamada ayrıca, kene kaynaklı hastalıklarla mücadelenin yalnızca bireysel önlemlerle sınırlı kalmaması gerektiği, Sağlık ve Tarım kurumlarının koordineli çalışmasının önem taşıdığı vurgulandı. TVHB, “Tek Sağlık” yaklaşımının bu süreçte temel alınması gerektiğini belirterek veteriner hekimlerin zoonotik hastalıklarla mücadelede kritik rol oynadığını hatırlattı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/sicakliklar-artti-tehlike-yeniden-hortladi</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 12:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2026/05/keneee.jpg" type="image/jpeg" length="25713"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hashimoto Hastalığı nedir? Belirtiler, tanı ve tedavi süreci]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/hashimoto-hastaligi-nedir-belirtiler-tani-ve-tedavi-sureci</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/hashimoto-hastaligi-nedir-belirtiler-tani-ve-tedavi-sureci" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Genel Cerrahi Uzmanı Kayıhan Çağlar, Hashimoto hastalığın hakkında bilgilendirmelerde bulunarak, erken tanının önemine dikkat çekti. Çağlar, hastaların dikkat etmesi gereken tüm noktaları ayrıntılarıyla paylaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Genel Cerrahi Uzmanı Kayıhan Çağlar, Tiroid hormon yetmezliğinin en yaygın nedenlerinden biri olan Hashimoto hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu. Sigara ve stresin hastalığı olumsuz etkilediğini belirten Çağlar, hastalığın tanı süreci, belirtileri ve korunma yöntemlerine ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Hastalığa dair bilgilendirmelerde bulunan Çağlar, “Tiroid bezi, T3 ve T4 dediğimiz hormonların az üretilmesi durumunda hipotiroidi dediğimiz tablo ortaya çıkar. Fazla üretilmesi durumunda ise hipertiroidi görülür. Hashimoto hastalığı tiroid hormon yetmezliği görülen hastaların yaklaşık yüzde 80’inden sorumlu olan bir hastalıktır. Tanı koyarken kanda tiroid hormonlarına bakıyoruz. T3 ve T4 hormonları düşük çıkarken, TSH dediğimiz ve hipofiz bezinden salgılanarak tiroid bezinin çalışmasını düzenleyen hormon ise yüksek bulunur. Bu tablo bize hipotiroidiyi gösterir. Anti TPO ve Anti TG dediğimiz antikorlar yüksek bulunduğunda ise Hashimoto hastalığının tanısı netleşmiş olur” diye konuştu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>"STRES VE SİGARA TÜKETİMİNE DİKKAT"</strong></p>

<p style="text-align:justify">Hastaların dikkat etmesi gerekenlere de dikkat çeken Çağlar, “Öncelikle sigara kullanılmamalıdır. Kişi sigara içmese bile sigara dumanına maruz kalması bile olumsuz etki yaratabilir. Stres de istemediğimiz önemli faktörlerden biridir. Beslenme konusunda da dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. Özellikle selenyum ve mineral açısından zengin gıdaların tüketilmesini öneriyoruz. Bunun yanında kafeinli içecekler, glutenli gıdalar, aşırı karbonhidratlı ve yağlı yiyeceklerden uzak durulması gerekir” dedi. Ameliyatın gerekli olduğu durumlara da vurgu yapan Çağlar, “Tiroid bezinin hemen arkasında soluk borusu, yemek borusu ve ses sinirleri bulunur. Eğer tiroid bezi bu yapılara baskı yaparsa hastada nefes darlığı, yutkunurken takılma hissi ve ses kısıklığı gibi şikayetler ortaya çıkabilir. Bu bası belirtilerini ortadan kaldırmak amacıyla ameliyat gerekebilir. 2’nci önemli durum ise nodül gelişmesidir” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/hashimoto-hastaligi-nedir-belirtiler-tani-ve-tedavi-sureci</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 17:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2026/05/d-s-c-f5829.JPG" type="image/jpeg" length="16425"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzman isimden migren uyarısı: İlk yapılması gereken...]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/uzman-isimden-migren-uyarisi-ilk-yapilmasi-gereken</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/uzman-isimden-migren-uyarisi-ilk-yapilmasi-gereken" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren tedavisinde en önemli adımın hastaların kendi ataklarını tetikleyen unsurları fark etmesi olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Migrenin yalnızca baş ağrısından ibaret olmadığını vurgulayan Uluğ, bu rahatsızlığın yaşam kalitesini ciddi şekilde düşüren önemli bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Migrenin çocukluk çağından itibaren görülebileceğini ifade eden Dr. Uluğ, doğru tanı ve kişiye özel tedavi planlamasının hastalığın kontrol altına alınmasında büyük rol oynadığını söyledi.</p>

<h2><strong>“Her baş ağrısı migren değildir”</strong></h2>

<p>Baş ağrısı şikayetlerinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirten Dr. Uluğ, her ağrının migren olarak kabul edilmemesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Öncelikle migreni taklit edebilen damarsal hastalıklar ve farklı sağlık sorunlarının araştırılması gerektiğini söyleyen Uluğ, gerekli durumlarda görüntüleme yöntemleri ve kan tahlillerinin devreye girdiğini belirtti.</p>

<p>Ayda bir ya da iki kez görülen seyrek ataklarda sadece ağrıyı hafifletmeye yönelik tedavilerin yeterli olabileceğini kaydeden uzman isim, haftada birkaç güne yayılan ve kişinin sık sık acil servise başvurmasına neden olan durumlarda ise koruyucu tedavilerin ön plana çıktığını aktardı.</p>

<h2><strong>Migren botoksu ve yeni nesil tedaviler</strong></h2>

<p>Günümüzde migren tedavisinde farklı yöntemlerin başarıyla uygulandığını belirten Dr. Uluğ, halk arasında “migren aşısı” olarak bilinen uygulamalar ile migren botoksunun artık rutin tedaviler arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Bu yöntemlerin özellikle sık atak yaşayan hastalarda olumlu sonuçlar verdiğini ifade eden Uluğ, migrenin sadece ağrı değil; ışığa hassasiyet, mide bulantısı, kusma ve genel keyifsizlik gibi belirtilerle de günlük yaşamı olumsuz etkilediğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Lodos, açlık ve bazı gıdalar atağı tetikleyebilir</strong></h2>

<p>Migren ataklarının çevresel ve beslenmeye bağlı birçok faktörle tetiklenebileceğini söyleyen Dr. Uluğ, özellikle adet dönemleri, uzun süreli açlık, lodoslu hava ve bazı yiyeceklerin risk oluşturduğunu belirtti.</p>

<p>Mayalı içecekler, yoğun aromalı gıdalar ve aşırı şeker tüketiminin de migren üzerinde doğrudan etkili olabileceğini ifade eden Uluğ, hastaların bu tetikleyicileri fark etmesinin tedavinin temel noktası olduğunu dile getirdi.</p>

<h2><strong>Amaç yaşam kalitesini artırmak</strong></h2>

<p>Tedavide asıl hedefin yalnızca ağrıyı kesmek olmadığını belirten Dr. Uluğ, hastaların kendi migren düzenini tanımasının ve buna göre yaşam alışkanlıklarını düzenlemesinin büyük önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>Uzmanlar, düzenli uyku, dengeli beslenme, stres kontrolü ve tetikleyici faktörlerden uzak durmanın migrenle mücadelede ilaç kadar önemli olduğuna dikkat çekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/uzman-isimden-migren-uyarisi-ilk-yapilmasi-gereken</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 15:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2026/05/thumbs-b-c-ee8edf906f6064fba2e346133ef33672.jpg" type="image/jpeg" length="69321"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eskişehirliler dikkat: Nezle değil, Covid!]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/eskisehirliler-dikkat-nezle-degil-covid</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/eskisehirliler-dikkat-nezle-degil-covid" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir Bilecik Tabip Odası Başkanı Hamit Güçlüer, r, salgının bir soğuk hastalığı olmadığını belirterek, acil servislere günde bin 500 ila 2 bin hastanın başvurduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Tabipleri Birliği (TTB), son 1 aydır etkili olan salgının bir bahar nezlesi değil, ölümcül Influenza ve Covid salgını olduğunu belirtti. Konu ile ilgili değerlendirmede bulunan Eskişehir Bilecik Tabip Odası Başkanı Hamit Güçlüer, acil servislere günde bin 500 ila 2 bin hastanın başvurduğunu belirterek “Sağlık Bakanlığı veri paylaşmadığı için biz hastalığın yaygınlığını bilemiyoruz” dedi.</p>

<p>Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de son 1 aydır hastanelerin acil servisleri dolup taşıyor. Toplumun büyük kesimini hasta eden salgınla ilgili açıklamada bulunan Türk Tabipleri Birliği, "Yaşadığımız bahar nezlesi değil, ölümcül influenza (grip) ve Covid salgını. Yaşadığımız salgın basit bir nezle değildir. Toplum ve sağlık çalışanları salgınla ilgili sürekli bilgilendirilmeli, koruyucu önlemler hatırlatılmalı, eğitimler yapılmalıdır. Sağlık kurumlarında maske takılması zorunludur"&nbsp;dedi.</p>

<p><strong>ÖLÜMCÜL OLABİLİR UYARISI</strong></p>

<p>Konuyu değerlendiren Eskişehir Bilecik Tabip Odası Başkanı Hamit Güçlüer, salgının bir soğuk hastalığı olmadığını belirterek, “TTB, ölümcül olabilecek inluenza ve covid salgını olarak ifade etti bunu. Çünkü ölümcül olmasının gerekçesi risk gruplarında hakikaten çok ağır seyrediyor.&nbsp; Şu an yaklaşık aralık ayının başından itibaren aile hekimlerinin ve acillerin üst solunum yolu enfeksiyonu bulgularıyla çok başvuru var. Bunlar ateş halsizlik, kas eklem ağrısı, ishal. Bu başvuruların yeri aciller değil. Enfeksiyon hastalıkları veya dahiliye bölümleri olabilir. Ama genelde bizim ülkemizde herkes hastaneye giriş olarak acil bölümünü kullanıyor. Karma bir virüs atağı var” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>MASKE MUTLAKA TAKILMALI</strong></p>

<p>Salgının kış döneminde beklenen artışın çok üzerinde bir artış yaşandığını vurgulayan Güçlüer, “Şehir Hastanesi’ndeki arkadaşlarımın söylediğine göre günlük bin 500 - 2 bin acil servise başvuru olduğunu söylediler. Bu hastalıklardan korunmanın en önemli yolu, maske takmak. Mesafeye elbette dikkat etmek lazım ama maske takmak önemli. El hijyeni çok önemli. Bir de çok kalabalık olan toplu alanlardan uzak olmakta fayda var. Ama iş yerinde ve okulda olanlar toplu taşımaya binenler korunma yöntemi olarak maske takılmalı. Bir de hastaların kendilerini toplu ortamdan, iş yerlerinden uzak tutması bulaşmayı kırmak için önemli” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>EK YOĞUN BAKIM ÜNİTELERİ GELİYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Acil servislere başvuru artışıyla birlikte risk gruplarının yoğun bakım servislerine yatırıldığının altını çizen Güçlüer, “Yoğun bakımlarda yüzde 100’e yakın artışlar olduğu söyleniyor. Bu demektir ki yarın öbür gün Covid döneminde yaşadığımız ek yoğun bakımların açılması gündeme gelecek. Sağlık Bakanlığı veri paylaşmadığı için biz hastalığın yaygınlığını bilemiyoruz. Yoğunluğu görüyoruz. Sağlık Bakanlığı bununla alakalı yoğun bakım hasta yatak doluluk oranı ve ölümlerle ilgili hem tanı koymada hem de bunlardan oluşan ölümlerle ilgili bilgi vermiyor. Bu hastalıkların öldürücülük nedeni zatürre dediğimiz ağır akciğer enfeksiyonu. Kronik hastalarda çok daha ciddi seyrediyor” açıklamasını yaptı.</p>

<p><strong>BAKANLIK CİDDİYE ALMALI</strong></p>

<p>Sağlık Bakanlığı’nın salgını nezle veya soğuk algınlığı olarak ifade ettiğini belirten Güçlüer, “Bakanın şunu demesi gerekir: Ciddi olarak maske kullanımının tekrar kapalı alanlarda, kamusal alanlarda, hastanelerde, okullarda veya iş yerlerinde gündeme gelmesi gerekli. Bu salgını başka türlü atlatamayız.&nbsp; Bu viral bir enfeksiyon. Bazen yanlışlıkla hastalar antibiyotik kullanıyorlar. Antibiyotik kullanımının bu viral enfeksiyonlarda yeri yok. Hatta antibiyotik direncini artırması bakımından da riskli. Ayrıca hastalıkları tanımak için test yapılması önemli. Grip, Covid-19, RSV virüslerini tanılamak da önemli. Bakanlığın olayı daha ciddi değerlendiren bir yaklaşım içerisinde testlere yönelik çalışmalarının olması lazım. Bu dönemde testler aktif olarak uygulanmıyor” diye konuştu.</p>

<p><strong>AMELİYATLAR ERTELENİYOR</strong></p>

<p>Risk gruplarını bu dönemde çok dikkatli olması gerektiği konusunda uyaran Güçlüer, “Bizi korkutan gruplar risk grupları. Kronik hastalar, 65 yaş üstü ve gebelerde hastalık ağır seyredebilir. Arkadaşlarımdan aldığım bilgiye göre, acil ameliyatların dışında bazı ameliyatların ertelendiğini öğrendik. Büyükşehirlerdeki arkadaşlarımızdan böyle bilgiler geliyor. Risk gruplarındakilerin kendilerini koruması lazım” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>M. ANIL AKSOY</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eskişehir, Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/eskisehirliler-dikkat-nezle-degil-covid</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jan 2024 10:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2024/01/salginnn.jpg" type="image/jpeg" length="83289"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Influenza belirtileri nelerdir, influenzadan korunma yöntemleri nelerdir, influenzaya iyi gelen besinler nelerdir?]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/influenza-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/influenza-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Influenza (grip), solunum yollarını etkileyen bir viral enfeksiyondur. İnfluenza belirtileri genellikle aniden başlar ve genellikle şunları içerir:]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Influenza (grip), solunum yollarını etkileyen bir viral enfeksiyondur. İnfluenza belirtileri genellikle aniden başlar ve genellikle şunları içerir:</p>

<ol>
 <li>
 <p><strong>Ateş:</strong> Yüksek ateş, grip belirtilerinin önemli bir özelliğidir. Ateş, genellikle 38°C (100.4°F) ve üzerindedir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Boğaz Ağrısı:</strong> Grip, boğazda ağrıya neden olabilir. Boğaz ağrısı genellikle hastalığın başlangıcında ortaya çıkar.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Öksürük:</strong> Kuru öksürük veya balgamla birlikte öksürük, influenza belirtileri arasında yaygındır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Burun Akıntısı ve Tıkanıklığı:</strong> Grip, burun tıkanıklığı, burun akıntısı veya geniz akıntısı ile ilişkilendirilebilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Baş Ağrısı:</strong> Şiddetli baş ağrıları, grip belirtilerinden biridir. Bu ağrı genellikle alın, gözler ve şakaklarda hissedilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Kas Ağrıları:</strong> İnfluenza, vücutta genel olarak yayılan şiddetli kas ve eklem ağrılarına neden olabilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Halsizlik ve Yorgunluk:</strong> Grip, şiddetli halsizlik, bitkinlik ve genel bir yorgunluk hissi ile ilişkilidir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Baş Dönmesi ve Mide Problemleri:</strong> Bazı vakalarda, grip baş dönmesi, kusma veya ishale neden olabilir, özellikle çocuklarda daha sık görülebilir.</p>
 </li>
</ol>

<p>Bu belirtiler genellikle grip enfeksiyonunun tipik seyri boyunca ortaya çıkar. Ancak, belirtiler kişiden kişiye değişebilir ve başka bir solunum enfeksiyonu veya hastalıkla karıştırılabilir. İnfluenza şüphesi durumunda, bir sağlık profesyoneli ile iletişime geçmek ve uygun tedaviyi almak önemlidir.</p>

<p>Not: İnfluenza belirtileri, COVID-19 belirtileriyle benzerlik gösterir. COVID-19 şüphesi durumunda da bir sağlık profesyoneliyle iletişime geçmek önemlidir.</p>

<p><img alt="" src="https://esyeniguncom.teimg.com/esyenigun-com/uploads/2024/01/influenza-belirtileri-nelerdir.jpg" style="width: 1280px; height: 853px;" /></p>

<p>INFLUENZADAN KORUNMA YOLLARI</p>

<p>İnfluenzadan korunmak için aşağıdaki önlemleri alabilirsiniz:</p>

<ol>
 <li>
 <p><strong>Grip Aşısı:</strong> Her yıl grip mevsimi başlamadan önce grip aşısı olmak, influenza virüslerine karşı koruyucu bir etki sağlar. Özellikle risk grubundaki kişiler, hamile kadınlar ve sağlık çalışanları için grip aşısı önerilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>El Hijyeni:</strong> Ellerinizi sık sık yıkamak, grip virüsünün yayılmasını önlemek için önemlidir. Ellerinizi sabun ve su ile en az 20 saniye boyunca yıkayın veya alkol bazlı bir el antiseptiği kullanın.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Yüz Maskeleri:</strong> Hasta insanlardan veya öksüren, hapşıran kişilerden korunmak için yüz maskesi takabilirsiniz. Ancak, maske kullanımının tek başına tam koruma sağlamadığını unutmayın.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Öksürme ve Hapşırma Etiketi:</strong> Öksürürken veya hapşırırken ağzınızı ve burnunuzu kapatmak için bir mendil veya dirseğin iç kısmını kullanın. Ellerinizle doğrudan ağzınıza veya burnunuza dokunmaktan kaçının.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Toplu Alanlardan Kaçınma:</strong> Grip mevsiminde, özellikle kalabalık yerlerde bulunmaktan kaçının. Toplu taşıma araçlarında ve kalabalık alışveriş merkezlerinde dikkatli olun.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Hasta İnsanlarla Temas:</strong> Grip belirtileri gösteren kişilerden uzak durun. Özellikle grip belirtileri gösteren bir kişiyle temas etmekten kaçının.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Sağlıklı Yaşam Tarzı:</strong> Sağlıklı bir yaşam tarzı, bağışıklık sistemini güçlendirebilir. Düzenli egzersiz, dengeli beslenme ve yeterli uyku alımına özen göstermek önemlidir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Grip Belirtileri Gösterenlerin İzolasyonu:</strong> Eğer grip belirtileri gösteriyorsanız, diğer insanlardan izole olun. Evde dinlenmek ve iyileşmek için gerekli önlemleri alın.</p>
 </li>
</ol>

<p>Bu önlemler, influenza virüslerinin yayılmasını önleme konusunda etkili olabilir. Ancak, grip belirtileri gösteren kişilerle teması sınırlamak ve kişisel hijyen kurallarına dikkat etmek önemlidir. Herhangi bir sağlık sorununuz varsa veya şüpheli bir durumla karşılaşırsanız, sağlık profesyoneliyle iletişime geçmek en iyisi olacaktır.<button></button></p>

<p>INFLUENZAYA İYİ GELEN BESİNLER</p>

<p>İnfluenza (grip) sırasında, vücudunuzun ihtiyaç duyduğu besinleri almak önemlidir. İşte influenza sırasında iyileşmeye yardımcı olabilecek bazı besinler:</p>

<ol>
 <li>
 <p><strong>Su:</strong> Vücut sıvı kaybına neden olan ateş ve terleme nedeniyle, yeterli su içmek önemlidir. Sıvılar, mukusu seyrelterek solunum yollarını rahatlatabilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Taze Meyve Suları:</strong> C vitamini içeren taze sıkılmış meyve suları, bağışıklık sistemini destekleyebilir. Portakal, greyfurt, mandalina gibi meyveler içerdikleri C vitamini ile iyileşmeye yardımcı olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Çorba:</strong> Sıcak çorbalar, besin alımını artırabilir ve boğazı yatıştırabilir. Özellikle tavuk suyu içeren tavuk çorbası, iyileşmeye yardımcı olabilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Zencefil:</strong> Zencefil, anti-inflamatuar özelliklere sahiptir ve mide rahatsızlıklarını hafifletebilir. Zencefil çayı veya taze zencefil içeren yemekler tüketilebilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Bal:</strong> Bal, boğazı yatıştırabilir ve öksürüğü hafifletebilir. Sıcak suya bal ekleyerek içmek veya bal içeren çaylar tüketmek faydalı olabilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Yoğurt:</strong> Probiyotik içeren yoğurt, bağırsak sağlığını destekleyebilir ve bağışıklık sistemini güçlendirebilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Yulaf Ezmesi:</strong> Yulaf ezmesi, enerji sağlar ve lif içerir. Yulaf ezmesine meyve ekleyerek veya süt ile tüketerek besin alımınızı artırabilirsiniz.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Avokado:</strong> Avokado, sağlıklı yağlar, lif ve vitamin içerir. Yumuşak dokusu, grip sırasında kolayca tüketilebilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Balık:</strong> Omega-3 yağ asitleri içeren balıklar, anti-inflamatuar özelliklere sahiptir ve bağışıklık sistemini destekleyebilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Nane Çayı:</strong> Nane çayı, boğaz ağrısını hafifletebilir ve solunum yollarını rahatlatabilir. Taze nane veya nane yapraklarıyla demlenen çayı içebilirsiniz.</p>
 </li>
</ol>

<p>Beslenme, influenza sırasında iyileşmeyi destekleyebilir, ancak herhangi bir sağlık durumuyla ilgili endişeleriniz varsa veya belirtileriniz şiddetliyse, bir sağlık profesyoneli ile görüşmek önemlidir.<button></button></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sedat Aydoğan</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/influenza-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jan 2024 15:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2024/01/influenza-belirtileri-nelerdir1.jpg" type="image/jpeg" length="96607"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Omega-3 nedir, omega-3 zengini besinler nelerdir?]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/omega-3-nedir-omega-3-zengini-besinler-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/omega-3-nedir-omega-3-zengini-besinler-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Omega-3, vücut için hayati öneme sahip bir tür çoklu doymamış yağ asididir. Bu yağ asitleri, vücut için temel olan ancak insan vücudu tarafından üretilemeyen esansiyel yağ asitleridir. Bu nedenle, omega-3 yağ asitlerini dışarıdan besinler veya takviyeler yoluyla almak önemlidir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Omega-3, vücut için hayati öneme sahip bir tür çoklu doymamış yağ asididir. Bu yağ asitleri, vücut için temel olan ancak insan vücudu tarafından üretilemeyen esansiyel yağ asitleridir. Bu nedenle, omega-3 yağ asitlerini dışarıdan besinler veya takviyeler yoluyla almak önemlidir.</p>

<p>Omega-3 yağ asitleri, özellikle balıklarda bol miktarda bulunur ve vücut için birçok önemli sağlık yararı sağlar. En yaygın omega-3 yağ asitleri şunlardır:</p>

<ol>
 <li>
 <p><strong>Alfa-linolenik Asit (ALA):</strong></p>

 <ul>
  <li>Bitkilerde bulunan omega-3 yağ asididir. Özellikle keten tohumu, chia tohumu, ceviz ve kanola yağında bulunur. Vücut, ALA'yı diğer omega-3 yağ asitlerine (EPA ve DHA) dönüştürebilir, ancak bu dönüşüm verimli değildir.</li>
 </ul>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Eikosapentaenoik Asit (EPA):</strong></p>

 <ul>
  <li>Genellikle balıklarda bulunan bir omega-3 yağ asididir. EPA, inflamasyonu azaltma ve kalp sağlığını destekleme gibi çeşitli sağlık yararlarıyla ilişkilidir.</li>
 </ul>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Dokosahekzaenoik Asit (DHA):</strong></p>

 <ul>
  <li>Özellikle balıklarda bulunan bir diğer omega-3 yağ asididir. DHA, özellikle beyin gelişimi ve fonksiyonları, göz sağlığı ve sinir sistemi için önemlidir. Gebelik sırasında ve bebeklerin erken gelişim döneminde DHA önemlidir.</li>
 </ul>
 </li>
</ol>

<p>Omega-3 yağ asitleri, aşağıdaki sağlık yararları ile ilişkilidir:</p>

<ol>
 <li>
 <p><strong>Kalp Sağlığı:</strong> EPA ve DHA, kalp sağlığını iyileştirebilir ve kardiyovasküler hastalıkların riskini azaltabilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Beyin ve Sinir Sistemi Sağlığı:</strong> DHA, beyin gelişimi ve sinir sistemi fonksiyonları için önemlidir. Omega-3 yağ asitleri, bilişsel işlevleri destekleyebilir ve yaşlanma sürecinde zihinsel gerilemeyi azaltabilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>İnflamasyonu Azaltma:</strong> Omega-3 yağ asitleri, vücuttaki inflamasyonu azaltabilir ve kronik inflamatuar hastalıkların riskini düşürebilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Göz Sağlığı:</strong> DHA, retina ve göz sağlığı için önemlidir. Omega-3 alımının, yaşa bağlı makula dejenerasyonu gibi göz hastalıklarının riskini azaltabileceği düşünülmektedir.</p>
 </li>
</ol>

<p>Omega-3 yağ asitlerini yeterince almak, dengeli bir diyet ve sağlıklı yaşam tarzının önemli bir parçasıdır. Bu yağ asitleri, balık, keten tohumu, chia tohumu, ceviz ve diğer bazı bitkisel yağlarda bulunabilir. Omega-3 takviyeleri, balık yağı veya bitkisel kaynaklı takviyeler şeklinde de mevcuttur. Ancak herhangi bir takviye kullanmadan önce sağlık uzmanınıza danışmanız önerilir.<button></button></p>

<p><img alt="" src="https://esyeniguncom.teimg.com/esyenigun-com/uploads/2024/01/omega-3-nedir-omega-3-zengini-besinler-nelerdir.jpg" style="width: 1200px; height: 800px;" /></p>

<p>OMEGA-3 ZENGİNİ BESİNLER</p>

<p>Omega-3, vücut için hayati öneme sahip bir tür çoklu doymamış yağ asididir. Bu yağ asitleri, vücut için temel olan ancak insan vücudu tarafından üretilemeyen esansiyel yağ asitleridir. Bu nedenle, omega-3 yağ asitlerini dışarıdan besinler veya takviyeler yoluyla almak önemlidir.</p>

<p>Omega-3 yağ asitleri, özellikle balıklarda bol miktarda bulunur ve vücut için birçok önemli sağlık yararı sağlar. En yaygın omega-3 yağ asitleri şunlardır:</p>

<ol>
 <li>
 <p><strong>Alfa-linolenik Asit (ALA):</strong></p>

 <ul>
  <li>Bitkilerde bulunan omega-3 yağ asididir. Özellikle keten tohumu, chia tohumu, ceviz ve kanola yağında bulunur. Vücut, ALA'yı diğer omega-3 yağ asitlerine (EPA ve DHA) dönüştürebilir, ancak bu dönüşüm verimli değildir.</li>
 </ul>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Eikosapentaenoik Asit (EPA):</strong></p>

 <ul>
  <li>Genellikle balıklarda bulunan bir omega-3 yağ asididir. EPA, inflamasyonu azaltma ve kalp sağlığını destekleme gibi çeşitli sağlık yararlarıyla ilişkilidir.</li>
 </ul>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Dokosahekzaenoik Asit (DHA):</strong></p>

 <ul>
  <li>Özellikle balıklarda bulunan bir diğer omega-3 yağ asididir. DHA, özellikle beyin gelişimi ve fonksiyonları, göz sağlığı ve sinir sistemi için önemlidir. Gebelik sırasında ve bebeklerin erken gelişim döneminde DHA önemlidir.</li>
 </ul>
 </li>
</ol>

<p>Omega-3 yağ asitleri, aşağıdaki sağlık yararları ile ilişkilidir:</p>

<ol>
 <li>
 <p><strong>Kalp Sağlığı:</strong> EPA ve DHA, kalp sağlığını iyileştirebilir ve kardiyovasküler hastalıkların riskini azaltabilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Beyin ve Sinir Sistemi Sağlığı:</strong> DHA, beyin gelişimi ve sinir sistemi fonksiyonları için önemlidir. Omega-3 yağ asitleri, bilişsel işlevleri destekleyebilir ve yaşlanma sürecinde zihinsel gerilemeyi azaltabilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>İnflamasyonu Azaltma:</strong> Omega-3 yağ asitleri, vücuttaki inflamasyonu azaltabilir ve kronik inflamatuar hastalıkların riskini düşürebilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Göz Sağlığı:</strong> DHA, retina ve göz sağlığı için önemlidir. Omega-3 alımının, yaşa bağlı makula dejenerasyonu gibi göz hastalıklarının riskini azaltabileceği düşünülmektedir.</p>
 </li>
</ol>

<p>Omega-3 yağ asitlerini yeterince almak, dengeli bir diyet ve sağlıklı yaşam tarzının önemli bir parçasıdır. Bu yağ asitleri, balık, keten tohumu, chia tohumu, ceviz ve diğer bazı bitkisel yağlarda bulunabilir. Omega-3 takviyeleri, balık yağı veya bitkisel kaynaklı takviyeler şeklinde de mevcuttur. Ancak herhangi bir takviye kullanmadan önce sağlık uzmanınıza danışmanız önerilir.</p>

<p><button></button></p>

<p><button></button><button></button></p>

<p><button></button></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><button></button></p>

<p><img alt="User" data-nimg="1" decoding="async" height="24" loading="lazy" src="https://lh3.googleusercontent.com/a/ACg8ocL6buOCeIJDB5BVWFmJzSmeTpqjx44haaFYAZWjADLhBkA=s96-c" width="24" /></p>

<p>You</p>

<p>OMEGA3 ZENGİNİ BESİNLER</p>

<p><button></button></p>

<p><button></button></p>

<p>ChatGPT</p>

<p>ChatGPT</p>

<p>Omega-3 yağ asitleri, vücudun normal fonksiyonları için önemlidir ve birçok sağlık yararı ile ilişkilidir. İşte omega-3 yağ asitleri bakımından zengin besinler:</p>

<ol>
 <li>
 <p><strong>Balıklar:</strong></p>

 <ul>
  <li><em>Somon:</em> EPA ve DHA bakımından zengin olan somon, omega-3 kaynağıdır.</li>
  <li><em>Alaska uskurusu:</em> Omega-3 açısından zengin bir diğer balık türüdür.</li>
  <li><em>Sardalya:</em> Sardalya, küçük balıklar olmalarına rağmen omega-3 bakımından oldukça zengindir.</li>
 </ul>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Deniz Ürünleri:</strong></p>

 <ul>
  <li><em>Yengeç ve karides:</em> Deniz ürünleri, özellikle kabuklu deniz ürünleri, omega-3 içerir.</li>
  <li><em>Kalamar:</em> Omega-3 yağ asitleri içeren başka bir deniz ürünüdür.</li>
 </ul>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Balık Yağı:</strong></p>

 <ul>
  <li>Balık yağı, özellikle omega-3 takviyesi olarak kullanılır. Kapsül veya sıvı formda bulunabilir.</li>
 </ul>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Chia Tohumu:</strong></p>

 <ul>
  <li>Chia tohumu, ALA (alfa-linolenik asit) açısından zengin bir bitkisel kaynaktır.</li>
 </ul>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Keten Tohumu ve Keten Tohumu Yağı:</strong></p>

 <ul>
  <li>Keten tohumu ve keten tohumu yağı, ALA bakımından zengin bir bitkisel kaynaktır.</li>
 </ul>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Ceviz:</strong></p>

 <ul>
  <li>Ceviz, omega-3 yağ asitleri içeren bir diğer bitkisel kaynaktır.</li>
 </ul>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Hindistancevizi Yağı:</strong></p>

 <ul>
  <li>Hindistancevizi yağı, özellikle ALA içerir.</li>
 </ul>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Yumurta (Omega-3 İçeren Yumurtalar):</strong></p>

 <ul>
  <li>Bazı yumurtalar, omega-3 yağ asitleri ile zenginleştirilmiştir.</li>
 </ul>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Brüksel Lahanası:</strong></p>

 <ul>
  <li>Brüksel lahanası, diğer sebzelerden daha fazla omega-3 içerebilir.</li>
 </ul>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Ispanak ve Diğer Yeşil Yapraklı Sebzeler:</strong></p>

 <ul>
  <li>Bazı yeşil yapraklı sebzeler, özellikle ıspanak, küçük miktarlarda omega-3 içerir.</li>
 </ul>
 </li>
</ol>

<p>Omega-3 yağ asitlerini almanın en iyi yolu, çeşitli ve dengeli bir diyet sürdürmektir. Balık ve diğer deniz ürünleri, özellikle EPA ve DHA için iyi bir kaynak sağlar, ancak bitkisel kaynaklar da önemlidir. Omega-3 takviyeleri, bir doktora danışılarak kullanılmalıdır, özellikle beslenme ihtiyaçlarına göre belirlenmiş dozlarda,<br />
<button></button></p>

<form></form></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sedat Aydoğan</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/omega-3-nedir-omega-3-zengini-besinler-nelerdir</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jan 2024 13:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2024/01/omega-3-nedir-omega-3-zengini-besinler-nelerdir1.jpeg" type="image/jpeg" length="23810"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
