<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Eskişehir Yenigün Gazetesi | Eskişehir Haberleri</title>
    <link>https://www.esyenigun.com</link>
    <description>Eskişehir haberleri ve Eskişehirspor ile ilgili son dakika gelişmeleri Eskişehir Yenigün Gazetesi sayfalarında</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.esyenigun.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright  © Eskişehir Yenigün Gazetesi 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 28 Jun 2026 08:19:50 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan kritik uyarı: Erken tanı hayat kurtarıyor]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/uzmandan-kritik-uyari-erken-tani-hayat-kurtariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/uzmandan-kritik-uyari-erken-tani-hayat-kurtariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Safiye Erğin, rahim ağzı kanserinin erken teşhis edildiğinde büyük oranda tedavi edilebildiğini belirterek, düzenli tarama testleri ile HPV aşısının hastalıktan korunmada en etkili yöntemler arasında yer aldığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Rahim ağzı kanseri, kadınlarda meme, akciğer ve kalın bağırsak kanserinden sonra en sık görülen dördüncü kanser türü olarak öne çıkıyor. Hastalığın en önemli nedeninin HPV (İnsan Papilloma Virüsü) olduğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Safiye Erğin, HPV'nin 200'den fazla tipi bulunduğunu, bunların yaklaşık 15-20'sinin yüksek risk taşıyarak rahim ağzı kanseriyle ilişkili olduğunu ifade etti.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="" src="https://esyeniguncom.teimg.com/esyenigun-com/uploads/2026/06/d-s-c-f0170.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="450" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>YÜZDE 80 RİSK ALTINDA</strong></p>

<p style="text-align:justify">Cinsel olarak aktif kadınların yaşamları boyunca HPV ile karşılaşma olasılığının yüzde 80-90 seviyelerinde olduğunu vurgulayan Erğin, HPV pozitif olmanın kanser gelişeceği anlamına gelmediğinin altını çizdi. Erğin, “Yaklaşık her 10 kadından 8-9'unda virüs kendiliğinden vücuttan atılır. Sadece yüksek riskli tiplerde enfeksiyon kalıcı hale gelirse rahim ağzı kanseri gelişebilir. Rahim ağzı kanseri bir anda ortaya çıkan bir hastalık değildir. Bu süreç yaklaşık 10-15 yıl sürer. Amacımız, hastaları bu ara dönemde tarama testleriyle belirleyerek kanser oluşmadan önce tedavi etmektir. Çünkü erken dönemde tespit edildiğinde rahim ağzı kanseri neredeyse yüzde 100 tedavi edilebilen bir hastalıktır” diye konuştu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>"BELİRTİ VERMEDEN İLERLEYEBİLİYOR"</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kanser öncesi dönemde genellikle belirgin şikayetlerin görülmediğine dikkat çeken Erğin, bu nedenle rutin jinekolojik kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Erğin, “Rutin jinekolojik muayene sırasında rahim ağzından özel bir fırça yardımıyla ağrısız şekilde örnek alınır. Sonuçlarda bir anormallik saptanırsa kolposkopi uygulanır. Alınan biyopsiler patolojik incelemeye gönderilerek kanser öncüsü lezyonlar araştırılır. Her ne kadar erken dönemde belirti vermese de adet dönemi dışında görülen lekelenme veya kanamalar, özellikle cinsel ilişki sonrası kanama, olağan dışı ve yoğun vajinal akıntı ile menopoz sonrası kanamalar mutlaka bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından değerlendirilmelidir” ifadelerini kullandı.</p>

<p style="text-align:justify">Rahim ağzı kanserinden korunmanın en etkili yolunun HPV aşısı olduğunu belirten Erğin, Dünya Sağlık Örgütü'nün 9 yaşından itibaren kız ve erkek çocuklarının aşılanmasını önerdiğini söyledi. Erğin, konuşmasını şöyle noktaladı: “HPV önemli bir risk faktörüdür ancak en büyük risk, kadınların uygun aralıklarla tarama testlerini yaptırmamasıdır. HPV'den korkmak yerine düzenli tarama yaptırmak ve gerekli durumlarda aşı olmak, rahim ağzı kanserinden korunmanın en etkili yoludur.".</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/uzmandan-kritik-uyari-erken-tani-hayat-kurtariyor</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2025/02/kanser.jpg" type="image/jpeg" length="55930"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilgisayar başında çalışanlar risk altında! İşte ilk belirtiler]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/bilgisayar-basinda-calisanlar-risk-altinda-iste-ilk-belirtiler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/bilgisayar-basinda-calisanlar-risk-altinda-iste-ilk-belirtiler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir Şehir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Recep Kurnaz, özellikle bilgisayar başında çalışanlar ve tekrarlayan el hareketleri yapan kişilerde sık görülen karpal tünel sendromuna karşı vatandaşları uyardı. Kurnaz, elde uyuşma, karıncalanma ve gece artan ağrıların önemli bir sağlık sorununun habercisi olabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Karpal tünel sendromunun, el bileğinde bulunan dar bir kanaldan geçen median sinirin baskı altında kalması sonucu ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Kurnaz, hastalığın günlük yaşamı olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti. Özellikle uzun süre klavye ve mouse kullananlar, üretim hattında çalışanlar, el işi yapanlar ve titreşimli alet kullanan kişilerin risk grubunda yer aldığını ifade etti.</p>

<p style="text-align:justify">Kurnaz, hastalığın en sık belirtilerinin başparmak, işaret parmağı ve orta parmakta hissedilen uyuşma, karıncalanma, yanma ve ağrı olduğunu belirterek, “Özellikle geceleri artan şikayetler kişilerin uykudan uyanmasına neden olabilir. İlerleyen dönemlerde kavrama gücünde azalma ve nesneleri düşürme gibi sorunlar görülebilir” dedi.</p>

<h1 style="text-align:justify"><strong>Uzmandan Karpal Tünel Sendromu Uyarısı: Gece Uyuşmalarına Dikkat!</strong></h1>

<p style="text-align:justify">Diyabet, tiroit hastalıkları, romatizmal rahatsızlıklar, obezite ve hamilelik gibi durumların da karpal tünel sendromu riskini artırdığını dile getiren Kurnaz, erken teşhisin önemine vurgu yaptı. Tedavi edilmeyen vakalarda başparmak kaslarında zayıflama ve kalıcı sinir hasarının oluşabileceğini ifade etti.</p>

<p style="text-align:justify">Çalışma ortamlarında ergonomik düzenlemelerin büyük önem taşıdığını belirten Kurnaz, el bileğini zorlayan hareketlerden kaçınılması, düzenli molalar verilmesi ve klavye kullanımında bileğin nötr pozisyonda tutulması gerektiğini söyledi. Gece atelleri, fizik tedavi uygulamaları ve egzersizlerin erken dönemde etkili sonuçlar verebildiğini aktaran uzman isim, ilerleyen vakalarda ise cerrahi müdahalenin gündeme gelebileceğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Prof. Dr. Recep Kurnaz, sağlıklı bir çalışma yaşamı için vücudun verdiği sinyallerin dikkate alınması gerektiğini belirterek, “Tekrarlayan hareketleri azaltın ve şikayetleriniz devam ediyorsa mutlaka bir uzmana başvurun” uyarısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/bilgisayar-basinda-calisanlar-risk-altinda-iste-ilk-belirtiler</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 12:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2026/06/screenshot-5-240.jpg" type="image/jpeg" length="51269"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eskişehir'de bu tohuma yoğun ilgi!]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/eskisehirde-bu-tohuma-yogun-ilgi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/eskisehirde-bu-tohuma-yogun-ilgi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir’de uzun yıllardır aktarlık yapan Metin Ağılönü, son dönemde zayıflamak ve formunu korumak isteyen vatandaşların en çok tercih ettiği ürünler arasında karnıyarık otu tohumunun öne çıktığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir'de vatandaşların bitkisel ürünlere ilgisinin arttığını belirten Ağılönü, özellikle yüksek lif içeriğine sahip karnıyarık otu tohumunun tokluk hissi sağlaması nedeniyle tercih edildiğini ifade etti. Tohumun suyla temas ettiğinde jelimsi bir yapı kazandığını ve bu özelliği sayesinde mide boşalmasını geciktirerek uzun süre tokluk hissi verdiğini dile getirdi.</p>

<p>Ağılönü, bu tür ürünlerin tek başına zayıflama sağlamayacağını vurgulayarak, sürecin mutlaka dengeli beslenme ve düzenli diyetle desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p><strong>“Zayıflamak isteyenlerin gündeminde karnıyarık otu tohumu var”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Karnıyarık otu tohumunun kullanım alanlarına değinen Metin Ağılönü, ürünün özellikle tokluk hissi ve sindirim sistemi üzerindeki etkileri nedeniyle tercih edildiğini belirterek şunları söyledi:</p>

<p>“Karnıyarık otu tohumu yüksek lif yapısı sayesinde suyla temas ettiğinde şişerek jelimsi bir kıvam alır ve mide boşalmasını geciktirir. Bu da tokluk hissi verir. Tatlı krizlerini azaltmaya yardımcı olur. Bağırsakların çalışmasına katkı sağlar ve sindirim sistemini destekler.”</p>

<p><strong>“Yoğurtla veya suyla tüketilebiliyor”</strong></p>

<p>Ürünün kullanım şekline de değinen Ağılönü, karnıyarık otu tohumunun su veya yoğurtla karıştırılarak tüketilebileceğini belirtti. Açıklamasında, “Bir tatlı kaşığı suya eklenip birkaç dakika bekletilerek ya da yoğurtla karıştırılarak tüketilebilir. Ancak mutlaka ölçülü kullanılmalıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“Diyet olmadan tek başına yeterli değil”</strong></p>

<p>Bitkisel ürünlerin bilinçsiz kullanımına karşı uyarıda bulunan Ağılönü, zayıflama sürecinde en önemli unsurun dengeli beslenme olduğunu vurguladı. Açıklamasının devamında, “Bu ürünler destekleyici olabilir ancak tek başına mucize beklenmemeli. Kişi diyetine dikkat etmezse bitkilerin etkisi azalır” dedi. Ağılönü ayrıca keten tohumu ve chia tohumu gibi ürünlerin de sıklıkla tercih edildiğini, ancak tüm süreçte yaşam tarzı değişikliğinin belirleyici olduğunu ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/eskisehirde-bu-tohuma-yogun-ilgi</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 14:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2026/06/a-w732434-05.jpg" type="image/jpeg" length="70972"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[PKOS'un adı neden PMOS oldu? Uzmanlar açıkladı]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/pkosun-adi-neden-pmos-oldu-uzmanlar-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/pkosun-adi-neden-pmos-oldu-uzmanlar-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyada 170 milyondan fazla kadını etkilediği tahmin edilen Polikistik Over Sendromu (PKOS), uzmanların uzlaşısıyla adı, tüm hormonal ve metabolik etkilerini yansıtacak şekilde "Poliendokrin Metabolik Over Sendromu" (PMOS) olarak değiştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Kadınlarda en sık görülen hormonal rahatsızlıklardan biri olan Polikistik Over Sendromu (PKOS), yıllardır bilinen tanımının ötesinde yeniden değerlendirildi. Uluslararası bilim insanlarının uzun yıllara dayanan çalışmaları sonucunda hastalığın yalnızca yumurtalıkları değil, vücudun birçok sistemini etkileyen karmaşık bir metabolik ve hormonal bozukluk olduğu ortaya konuldu.</p>

<p>Bu kapsamda hastalığın adı da değiştirilerek "Poliendokrin Metabolik Over Sendromu" (PMOS) olarak yeniden tanımlandı.</p>

<h2><strong>14 yıllık çalışma sonucunda kabul edildi</strong></h2>

<p>Uluslararası PMOS Konsorsiyumu üyesi ve Okan Bülent Yıldız, isim değişikliği önerisinin ilk kez 2012 yılında ABD'de düzenlenen bir bilimsel toplantıda gündeme getirildiğini belirtti.</p>

<p>Yaklaşık 14 yıl süren araştırmalar, binlerce hastanın izlenmesi ve 56 ulusal ile uluslararası kuruluşun katkısıyla hazırlanan küresel uzlaşı raporunun ardından önerinin resmiyet kazandığını ifade eden Yıldız, hastalığın yeni tanımının bilim dünyasında kabul gördüğünü söyledi.</p>

<h2><strong>"Sorun yumurtalık kisti değil"</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Yıldız, toplumda hastalığın çoğu zaman yalnızca yumurtalıklardaki kistlerle ilişkilendirildiğini ancak bunun eksik bir değerlendirme olduğunu belirtti.</p>

<p>Yıldız, “Eski isim olan PKOS, karmaşık bir hormonal ve metabolik bozukluğu sadece yumurtalıktaki küçük su keseciklerine (kistlere) indirgiyordu. Oysa bu hastalıkta sanılanın aksine cerrahi olarak ameliyat edilmesi gereken 'anormal yumurtalık kistleri' bulunmuyor. Hastalığın temelinde insülin direnci, kronik mikropsuz iltihaplanma, hormonal dengesizlikler ve yağ metabolizması bozuklukları yatıyor. Yeni isim olan 'Poliendokrin Metabolik Over Sendromu' (PMOS), hastalığın sadece üreme sistemini değil, tüm vücudu ve metabolizmayı etkileyen çok sistemli yapısını tam olarak ortaya koyuyor.” dedi.</p>

<h2><strong>Her 8 kadından birinde görülüyor</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre PMOS; adet düzensizliği, aşırı tüylenme, kilo kontrolünde güçlük, yumurtlama problemleri ve kısırlık gibi birçok belirtiyle kendini gösterebiliyor.</p>

<p>Dünya genelinde yaklaşık her 8 kadından birini etkilediği belirtilen sendrom, yalnızca üreme sağlığını değil, uzun vadede metabolik sağlığı da tehdit ediyor.</p>

<h2><strong>Diyabet ve kalp hastalıkları riskiyle ilişkili</strong></h2>

<p>Yeni yaklaşımın en önemli sonuçlarından biri, hastalığın diyabet, karaciğer yağlanması ve kalp-damar hastalıklarıyla olan bağlantısının daha güçlü şekilde vurgulanması oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, PMOS tanımının benimsenmesiyle birlikte hastaların yalnızca kadın hastalıkları açısından değil, metabolik ve endokrinolojik açıdan da değerlendirilmesinin önünün açılacağını belirtiyor.</p>

<h2><strong>"Bu sadece isim değişikliği değil"</strong></h2>

<p>Yeni dönemin kadın sağlığı açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yıldız, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“Yıllarca sadece yumurtalıklara odaklanılması yüzünden milyonlarca kadına teşhis konulmasında çok geç kalındı, yanlış tedaviler uygulandı.”</p>

<p>“Bu değişim sayesinde kadınlar, diyabet, karaciğer yağlanması ve kalp damar hastalıkları gibi uzun vadeli risklerden çok daha erken korunacak, her hastanın kendi metabolik şifresine uygun kişiselleştirilmiş tedaviler geliştirilecek. Bu sadece bir isim değişikliği değil, dünyadaki milyonlarca kadına bütüncül ve kişiselleştirilmiş tedavi kapısını açan yeni bir milattır. PMOS'lu kadınlar artık sorunun yumurtalık kistlerinden ibaret olmadığını, bunun uzun vadede her yönüyle yönetilebilir hormonal ve metabolik bir süreç olduğunu görecekler.”</p>

<p>Uzmanlara göre yeni tanımlama, kadın sağlığı alanında hem teşhis süreçlerini hem de tedavi yaklaşımlarını önemli ölçüde değiştirecek yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülüyor.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/pkosun-adi-neden-pmos-oldu-uzmanlar-acikladi</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 12:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2026/06/pcos-pmos.png" type="image/jpeg" length="31022"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Süt dişi çıkaran çocuklarda dikkat edilmesi gerekenler!]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/sut-disi-cikaran-cocuklarda-dikkat-edilmesi-gerekenler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/sut-disi-cikaran-cocuklarda-dikkat-edilmesi-gerekenler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pedodonti Uzmanı Dr. Zeynep Ekin Kılınç, bebeklik döneminin ağız ve diş sağlığı açısından kritik bir süreç olduğunu belirterek, süt dişlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Süt dişlerinin yalnızca geçici yapılar olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Kılınç, bu dişlerin çiğneme, konuşma gelişimi ve daimi dişler için yer tutma gibi önemli görevleri olduğunu söyledi. Çürüklerin erken dönemde tedavi edilmesinin ağız sağlığı açısından büyük önem taşıdığını belirtti.</p>

<h3><strong>“Diş sürmesi 6. ay civarında başlar”</strong></h3>

<p>Diş çıkarma sürecine ilişkin bilgi veren Kılınç, diş sürmesinin genellikle 6’ncı ay civarında başladığını ancak her bebekte farklılık gösterebileceğini ifade etti. Bu sürecin birkaç ay erken ya da geç yaşanmasının çoğu zaman normal kabul edildiğini belirtti.</p>

<h3><strong>“Her huzursuzluk diş kaynaklı değildir”</strong></h3>

<p>Diş çıkarma döneminde görülebilecek belirtilere değinen Kılınç, artan salya, diş etinde kaşıntı, nesneleri ısırma isteği ve hafif huzursuzluğun normal olduğunu söyledi. Ancak yüksek ateş, ishal ve şiddetli huzursuzluk gibi durumların yalnızca diş çıkarma ile ilişkilendirilmemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<h3><strong>“Bilinçsiz ürün kullanımı risk oluşturabilir”</strong></h3>

<p>Ebeveynlerin diş çıkarma döneminde dikkatli olması gerektiğini belirten Kılınç, soğutulmuş diş kaşıyıcılar ve nazik diş eti masajının faydalı olabileceğini ifade etti. Ancak kullanılan ürünlerin güvenli olması gerektiğini, ağrı kesici jel ve ilaçların ise mutlaka hekim önerisiyle kullanılmasının önem taşıdığını söyledi.</p>

<h3><strong>“Süt dişleri kalıcı sağlığı etkiler”</strong></h3>

<p>Süt dişlerinin toplamda 20 adet olduğunu hatırlatan Kılınç, bu dişlerin çiğneme ve konuşma gelişimi için kritik rol oynadığını, aynı zamanda kalıcı dişler için rehberlik ettiğini ifade etti. Süt dişlerindeki çürüklerin ileride ciddi ortodontik sorunlara yol açabileceğini belirtti.</p>

<h3><strong>“Diş değişimi düzenli takip edilmeli”</strong></h3>

<p>Diş değişim sürecinin genellikle 6 yaşında başladığını ve 12 yaşına kadar sürdüğünü aktaran Kılınç, dişlerin doğal şekilde düşmesinin önemli olduğunu söyledi. Erken kayıpların ortodontik problemlere neden olabileceği uyarısında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>“6 ayda bir kontrol şart”</strong></h3>

<p>Son olarak ebeveynlere düzenli diş hekimi kontrollerini ihmal etmemeleri çağrısında bulunan Kılınç, 6 ayda bir yapılacak kontrollerin çürük ve ortodontik sorunların önlenmesinde önemli rol oynadığını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/sut-disi-cikaran-cocuklarda-dikkat-edilmesi-gerekenler</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 11:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2026/06/screenshot-4-205.jpg" type="image/jpeg" length="77743"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilecik'teki bu çeşmeler 1400 yıldır şifa dağıtıyor]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/bilecikteki-bu-cesmeler-1400-yildir-sifa-dagitiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/bilecikteki-bu-cesmeler-1400-yildir-sifa-dagitiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilecik’in Osmaneli ilçesinde bulunan ve halk arasında “İçmeler” olarak bilinen Prof. Dr. Yunus Söylet Tesisleri, doğal kaynak sularıyla vatandaşların ilgisini çekmeye devam ediyor. Tesiste yer alan dört farklı çeşmeden akan suların her birinin farklı tada sahip olması dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>İstanbul-Antalya kara yolu üzerinde, Osmaneli ilçe merkezine yaklaşık 8 kilometre uzaklıkta bulunan tesiste, deri hastalıkları ile mide, safra kesesi, böbrek ve egzama rahatsızlıklarına iyi geldiği öne sürülen suların bulunduğu belirtiliyor. Farklı rahatsızlıklar için ayrı musluklardan akan kaynak suyu, ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tesis koordinatörü Abdullah Tetik, bölgedeki suyun uzun yıllardır bilindiğini ifade ederek, “Bu suların 1950’lerden beri düzenli şekilde çeşmelerden aktığını biliyoruz. Daha öncesinde de kullanıldığı söyleniyor. Çeşmelerin düzenlenmesiyle birlikte bölgeye ilgi arttı” dedi.</p>

<p>Tetik, tesisin Kültür ve Turizm Bakanlığı onayıyla turizme kazandırıldığını belirterek, 80 yatak kapasiteli konaklama imkânı sunduklarını ve ziyaretçilere doğayla iç içe bir dinlenme alanı sağladıklarını ifade etti.</p>

<p>Bölgeyi ziyaret eden vatandaşlar ise suyun çeşitli rahatsızlıklara iyi geldiğine inandıklarını belirterek, farklı şehirlerden gelip içmeleri denediklerini ifade ediyor. Sakarya’dan gelen bazı ziyaretçiler de şifa bulduklarını iddia ederek bölgeye tekrar geldiklerini dile getirdi.</p>

<p>Osmaneli İçmeleri, hem doğal yapısı hem de şifa iddialarıyla bölge turizmine katkı sunan önemli noktalardan biri olmaya devam ediyor.</p>
</section>

<aside>
<p></p>
</aside></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilecik, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/bilecikteki-bu-cesmeler-1400-yildir-sifa-dagitiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 10:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2026/06/bilecikteki-bu-cesmeler-1400-yildir-sifa-dagitiyor.jpg" type="image/jpeg" length="54407"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanı açıkladı: Binlerce kişi hastaneye başvurdu!]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/saglik-bakani-acikladi-binlerce-kisi-hastaneye-basvurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/saglik-bakani-acikladi-binlerce-kisi-hastaneye-basvurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Kurban Bayramı’nın ilk gününde kurban kesimi sırasında yaşanan yaralanmalar nedeniyle Türkiye genelinde 13 bin 513 kişinin sağlık kuruluşlarına başvurduğunu açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Bayram namazının ardından başlayan kurban kesimlerinde meydana gelen kazalar, bu yıl da çok sayıda yaralanmayı beraberinde getirdi. Özellikle tecrübesizlik, dikkatsizlik ve güvenlik önlemlerinin yetersizliği nedeniyle vatandaşların çeşitli yerlerinden yaralandığı bildirildi. Bakan Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada yaralanan vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletirken, bayram süresince sağlık personelinin yoğun şekilde görev yaptığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Yetkililer ise benzer kazaların önüne geçilmesi için kurban kesimlerinin profesyonel kişiler tarafından yapılması ve güvenlik kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/saglik-bakani-acikladi-binlerce-kisi-hastaneye-basvurdu</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2025/02/saglik-bakanligi-1.jpg" type="image/jpeg" length="79806"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnternetten kendi kendine teşhis koyma hastalığına dikkat!]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/internetten-kendi-kendine-teshis-koyma-hastaligina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/internetten-kendi-kendine-teshis-koyma-hastaligina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Klinik Psikoloğu Beste Çokaygil, 'En ufak bir boğaz ağrısında var olmayan hastalık belirtilerini hissetme olarak tanımlanan 'Pseudo-Corona' yani 'Yalancı-Korona' veya internetten kulaktan dolma bilgilerle teşhis koyma hastalığı olan 'Siberkondri' toplumsal kaygıyı artırıyor' uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Gelişen teknoloji ve küresel salgınların ardından modern insanın zihin yapısında 'yeni bir normal' oluştuğunu ifade eden Eskişehir Hastanesi Klinik Psikoloğu Beste Çokaygil,virüslerin insan psikolojisi üzerinde derin etkilerde bulunduğuna dikkat çekerek, 'Güncel virüsler sadece bir 'hastalık korkusu' olmaktan çıkıp kronik bir kaygı bozukluğuna dönüşebiliyor' dedi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'En ufak bir boğaz ağrısı 'Pseudo-Corona'yı tetikliyor'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yeni varyantların ve potansiyel salgın haberlerinin toplumda ciddi bir duygusal yorgunluk oluşturduğunu dikkat çeken Çokaygil, 'Sürekli tetikte olma ve sağlık anksiyetesi artık kronikleşti. Bu durum iki büyük problemi beraberinde getiriyor. İlki 'Pseudo-Corona' (Yalancı Korona) ile kişi en ufak bir boğaz ağrısı veya öksürükte fiziksel semptomları psikolojik olarak büyüterek aslında var olmayan bir hastalığın belirtilerini hissetmeye başlıyor. İkincisi ise belirsizliğe tahammülsüzlük. Virüslerin sürekli mutasyona uğraması ve 'Ne zaman bitecek?' sorusunun yanıtsız kalması, genel bir kaygı bozukluğunu körüklüyor' diye konuştu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sosyal ilişkilerde 'Güven-Mesafe' ikilemi ve damgalama tehlikesi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Virüslerin insanı sadece biyolojik bir varlık olarak değil, aynı zamanda bir 'tehdit kaynağı' olarak görülmesine neden olduğunu belirten Acıbadem Eskişehir Hastanesi Klinik Psikoloğu Beste Çokaygil, sosyal bağların zayıfladığına dikkat çekerek şunları söyledi:</p>

<p style="text-align:justify">'El sıkışma ve sarılma gibi temel insani temaslar yerini 'güvenli mesafe' kontrolüne bıraktı. Bu durum yalnızlık hissini artırıyor. Daha da tehlikelisi, hafif bir grip belirtisi gösteren kişilerin sosyal çevreden dışlanması veya yargılanması anlamına gelen 'damgalama (stigmatizasyon)' süreci başladı. Bu da bireylerde sosyal fobi riskini ciddi şekilde tetikliyor.'</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'Beyin sisi ve uyku bozuklukları yaygınlaştı'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Sürecin bilişsel etkilerine de değinen Psikolog Çokaygil, virüslerin hem biyolojik kalıntıları hem de oluşturduğu uzun süreli stres nedeniyle 'Brain Fog (Beyin Sisi)' tablosunun yaygınlaştığını; odaklanma güçlüğü ve unutkanlık şikayetlerinin arttığını belirterek gelecek kaygısı ve dijital ekran maruziyeti nedeniyle uyku problemlerinde de ciddi bir artış yaşandığını kaydetti.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>İnternetten kendi kendine teşhis koyma hastalığı: 'Siberkondri'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bilgiye erişim hızının virüs psikolojisini negatif yönde beslediğini vurgulayan Çokaygil, 'Kişilerin internetteki kirli bilgilerle kendi kendilerine teşhis koymaları, yani 'siberkondri', kaygı düzeyini tıbbi gerçekliğin çok ötesine taşımaktadır. İnternetteki her bilgi doğru olmadığı gibi, kişiyi adeta bir panik sarmalına sürüklemektedir' ifadelerini kullandı.</p>

<p style="text-align:justify">Her gün karşımıza çıkan salgın haberlerine karşı ruh salığını korumak için önerilerde bulunan Acıbadem Eskişehir Hastanesi Klinik Psikoloğu Beste Çokaygil, 'Birincisi haber takibini sınırlandırın. Günde sadece bir kez ve yalnızca güvenilir, resmi kaynaklardan haberleri takip edin. İkincisi günlük rutinlerinize bağlı kalın; aynı saatte uyuyun, aynı saatte kalkın. Üçüncü olarak da sosyal ilişkilerinizi ertelemeyin. Sevdiklerinizle güvenli yollarla da olsa sosyal bağlarınızı mutlaka sürdürün' diye belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/internetten-kendi-kendine-teshis-koyma-hastaligina-dikkat</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2024/02/hastalik-1.jpg" type="image/jpeg" length="90673"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcaklıklar arttı, tehlike yeniden hortladı!]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/sicakliklar-artti-tehlike-yeniden-hortladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/sicakliklar-artti-tehlike-yeniden-hortladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB), bahar ve yaz aylarında artış gösteren kene vakalarına karşı uyarıda bulunarak Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) riskine dikkat çekti. Yapılan açıklamada, kene kaynaklı hastalıkların yalnızca insan sağlığını değil, hayvan sağlığı ve ekosistem dengesi açısından da önemli bir tehdit oluşturduğu vurgulandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB), Türkiye’de 2002 yılından bu yana görülen KKKA vakalarının bazı bölgelerde endemik hale geldiğini, ancak kene popülasyonunun yayılımı nedeniyle riskin ülke genelinde sürdüğünü belirtti. Açıklamada, özellikle bahar ve yaz aylarında kırsal alanlarda vakaların artış gösterdiği ifade edildi.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Bahar Aylarında Kene Alarmı: Uzmanlardan Uyarı Açıklaması</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Kamuoyunda yanlış bilinen bilgilere de değinilen açıklamada, kenelerin ağaçlardan atlamadığı veya uçmadığı, otluk ve çalılık alanlarda konaklayarak insan ve hayvanlara tutunduğu hatırlatıldı. Bu nedenle riskin yalnızca ormanlık alanlarla sınırlı olmadığı, piknik ve bahçe gibi alanlarda da dikkatli olunması gerektiği belirtildi.<br />
Ayrıca bilinçsiz kimyasal ilaçlamanın doğru bir mücadele yöntemi olmadığına dikkat çekilerek, bu tür uygulamaların çevreye ve ekolojik dengeye zarar verebileceği uyarısı yapıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">TVHB, bireysel korunma önlemlerinin hayati önem taşıdığını belirterek vatandaşlara açık renkli ve vücudu örten kıyafetler tercih etmeleri, doğa dönüşlerinde vücutlarını kontrol etmeleri ve kene kovucu ürünler kullanmaları tavsiyesinde bulundu. Kenenin erken fark edilip doğru şekilde çıkarılmasının hastalık riskini önemli ölçüde azalttığı ifade edildi. Açıklamada ayrıca, kene kaynaklı hastalıklarla mücadelenin yalnızca bireysel önlemlerle sınırlı kalmaması gerektiği, Sağlık ve Tarım kurumlarının koordineli çalışmasının önem taşıdığı vurgulandı. TVHB, “Tek Sağlık” yaklaşımının bu süreçte temel alınması gerektiğini belirterek veteriner hekimlerin zoonotik hastalıklarla mücadelede kritik rol oynadığını hatırlattı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/sicakliklar-artti-tehlike-yeniden-hortladi</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 12:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2026/05/keneee.jpg" type="image/jpeg" length="86480"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hashimoto Hastalığı nedir? Belirtiler, tanı ve tedavi süreci]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/hashimoto-hastaligi-nedir-belirtiler-tani-ve-tedavi-sureci</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/hashimoto-hastaligi-nedir-belirtiler-tani-ve-tedavi-sureci" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Genel Cerrahi Uzmanı Kayıhan Çağlar, Hashimoto hastalığın hakkında bilgilendirmelerde bulunarak, erken tanının önemine dikkat çekti. Çağlar, hastaların dikkat etmesi gereken tüm noktaları ayrıntılarıyla paylaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Genel Cerrahi Uzmanı Kayıhan Çağlar, Tiroid hormon yetmezliğinin en yaygın nedenlerinden biri olan Hashimoto hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu. Sigara ve stresin hastalığı olumsuz etkilediğini belirten Çağlar, hastalığın tanı süreci, belirtileri ve korunma yöntemlerine ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Hastalığa dair bilgilendirmelerde bulunan Çağlar, “Tiroid bezi, T3 ve T4 dediğimiz hormonların az üretilmesi durumunda hipotiroidi dediğimiz tablo ortaya çıkar. Fazla üretilmesi durumunda ise hipertiroidi görülür. Hashimoto hastalığı tiroid hormon yetmezliği görülen hastaların yaklaşık yüzde 80’inden sorumlu olan bir hastalıktır. Tanı koyarken kanda tiroid hormonlarına bakıyoruz. T3 ve T4 hormonları düşük çıkarken, TSH dediğimiz ve hipofiz bezinden salgılanarak tiroid bezinin çalışmasını düzenleyen hormon ise yüksek bulunur. Bu tablo bize hipotiroidiyi gösterir. Anti TPO ve Anti TG dediğimiz antikorlar yüksek bulunduğunda ise Hashimoto hastalığının tanısı netleşmiş olur” diye konuştu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>"STRES VE SİGARA TÜKETİMİNE DİKKAT"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Hastaların dikkat etmesi gerekenlere de dikkat çeken Çağlar, “Öncelikle sigara kullanılmamalıdır. Kişi sigara içmese bile sigara dumanına maruz kalması bile olumsuz etki yaratabilir. Stres de istemediğimiz önemli faktörlerden biridir. Beslenme konusunda da dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. Özellikle selenyum ve mineral açısından zengin gıdaların tüketilmesini öneriyoruz. Bunun yanında kafeinli içecekler, glutenli gıdalar, aşırı karbonhidratlı ve yağlı yiyeceklerden uzak durulması gerekir” dedi. Ameliyatın gerekli olduğu durumlara da vurgu yapan Çağlar, “Tiroid bezinin hemen arkasında soluk borusu, yemek borusu ve ses sinirleri bulunur. Eğer tiroid bezi bu yapılara baskı yaparsa hastada nefes darlığı, yutkunurken takılma hissi ve ses kısıklığı gibi şikayetler ortaya çıkabilir. Bu bası belirtilerini ortadan kaldırmak amacıyla ameliyat gerekebilir. 2’nci önemli durum ise nodül gelişmesidir” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/hashimoto-hastaligi-nedir-belirtiler-tani-ve-tedavi-sureci</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 17:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2026/05/d-s-c-f5829.JPG" type="image/jpeg" length="48122"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzman isimden migren uyarısı: İlk yapılması gereken...]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/uzman-isimden-migren-uyarisi-ilk-yapilmasi-gereken</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/uzman-isimden-migren-uyarisi-ilk-yapilmasi-gereken" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren tedavisinde en önemli adımın hastaların kendi ataklarını tetikleyen unsurları fark etmesi olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Migrenin yalnızca baş ağrısından ibaret olmadığını vurgulayan Uluğ, bu rahatsızlığın yaşam kalitesini ciddi şekilde düşüren önemli bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Migrenin çocukluk çağından itibaren görülebileceğini ifade eden Dr. Uluğ, doğru tanı ve kişiye özel tedavi planlamasının hastalığın kontrol altına alınmasında büyük rol oynadığını söyledi.</p>

<h2><strong>“Her baş ağrısı migren değildir”</strong></h2>

<p>Baş ağrısı şikayetlerinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirten Dr. Uluğ, her ağrının migren olarak kabul edilmemesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Öncelikle migreni taklit edebilen damarsal hastalıklar ve farklı sağlık sorunlarının araştırılması gerektiğini söyleyen Uluğ, gerekli durumlarda görüntüleme yöntemleri ve kan tahlillerinin devreye girdiğini belirtti.</p>

<p>Ayda bir ya da iki kez görülen seyrek ataklarda sadece ağrıyı hafifletmeye yönelik tedavilerin yeterli olabileceğini kaydeden uzman isim, haftada birkaç güne yayılan ve kişinin sık sık acil servise başvurmasına neden olan durumlarda ise koruyucu tedavilerin ön plana çıktığını aktardı.</p>

<h2><strong>Migren botoksu ve yeni nesil tedaviler</strong></h2>

<p>Günümüzde migren tedavisinde farklı yöntemlerin başarıyla uygulandığını belirten Dr. Uluğ, halk arasında “migren aşısı” olarak bilinen uygulamalar ile migren botoksunun artık rutin tedaviler arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Bu yöntemlerin özellikle sık atak yaşayan hastalarda olumlu sonuçlar verdiğini ifade eden Uluğ, migrenin sadece ağrı değil; ışığa hassasiyet, mide bulantısı, kusma ve genel keyifsizlik gibi belirtilerle de günlük yaşamı olumsuz etkilediğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Lodos, açlık ve bazı gıdalar atağı tetikleyebilir</strong></h2>

<p>Migren ataklarının çevresel ve beslenmeye bağlı birçok faktörle tetiklenebileceğini söyleyen Dr. Uluğ, özellikle adet dönemleri, uzun süreli açlık, lodoslu hava ve bazı yiyeceklerin risk oluşturduğunu belirtti.</p>

<p>Mayalı içecekler, yoğun aromalı gıdalar ve aşırı şeker tüketiminin de migren üzerinde doğrudan etkili olabileceğini ifade eden Uluğ, hastaların bu tetikleyicileri fark etmesinin tedavinin temel noktası olduğunu dile getirdi.</p>

<h2><strong>Amaç yaşam kalitesini artırmak</strong></h2>

<p>Tedavide asıl hedefin yalnızca ağrıyı kesmek olmadığını belirten Dr. Uluğ, hastaların kendi migren düzenini tanımasının ve buna göre yaşam alışkanlıklarını düzenlemesinin büyük önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>Uzmanlar, düzenli uyku, dengeli beslenme, stres kontrolü ve tetikleyici faktörlerden uzak durmanın migrenle mücadelede ilaç kadar önemli olduğuna dikkat çekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/uzman-isimden-migren-uyarisi-ilk-yapilmasi-gereken</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 15:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2026/05/thumbs-b-c-ee8edf906f6064fba2e346133ef33672.jpg" type="image/jpeg" length="70233"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eskişehir’de doktordan anlamlı davranış: Vücudunu bilime bağışladı!]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/eskisehirde-doktordan-anlamli-davranis-vucudunu-bilime-bagisladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/eskisehirde-doktordan-anlamli-davranis-vucudunu-bilime-bagisladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir’de görev yapan Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mesut Cevadi, vefatının ardından vücudunun tıp eğitiminde kullanılmak üzere kadavra olarak bağışlanmasına karar verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde görev yapan 63 yaşındaki Dr. Cevadi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı ile yaptığı görüşme sonrası hem organlarını hem de vücudunu bağışladı. Bu kararın, tıp öğrencilerinin eğitimine katkı sağlaması hedefleniyor.</p>

<p style="text-align:justify">“Vücudumuz toprak altında çürüyeceğine bir işe yarasın” sözleriyle kararını açıklayan Dr. Cevadi, yaşamı boyunca insanlığa hizmet etmeye devam etmek istediğini belirtti. Eşinin de kararına destek verdiği öğrenildi. ESOGÜ Tıp Fakültesi yetkilileri ise kadavra bağışının tıp eğitiminde büyük önem taşıdığını vurgulayarak, Dr. Cevadi’nin bu örnek davranışının öğrenciler için değerli bir katkı olacağını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>"Kadavra olmadan yapılan simülasyonlar hala yeterli durumda değil"</strong><br />
ESOGÜ Anatomi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdullah Ortadeveci, organ ve kadavra bağışının önemine dikkat çekti. Ortadeveci, şunları söyledi:<br />
"Özellikle beden bağışı, kişinin bedenini kadavra olarak tıp eğitiminde kullanılması için bağışlaması bizim için çok önemli. Çünkü gerek anatomi eğitiminde, gerekse tıp fakültesini bitirmiş cerrahların eğitiminde kadavra olmazsa olmaz. Kadavra olmadan yapılan simülasyonlar hala yeterli durumda değil. Burada ülkemizde kadavra bağışı konusunda bir problem var. Ülkemizdeki bu kadavra yetersizliğinden dolayı pek çok tıp fakültesinde hala kadavrasız eğitim yapılabiliyor. Bazen cerrahlar kendi operasyonunu, kendi alanının en sık karşılaşılan operasyonlarını bile yapmadan uzman cerrah olabiliyorlar ne yazık ki."</p>

<p style="text-align:justify"><strong>"Mesut hocamızın böyle bir bağışta bulunması çok anlamlı"</strong><br />
Vücudunu kadavra olarak bağışlamayı düşünen ancak dini endişeleri olan vatandaşlara da seslenen Doç. Dr. Ortadeveci, "Tabii insanımız, ‘Dinen bu caiz mi?' diye düşünüyor. Diyanet'in bu konudaki fetvası çok net. Allah bizi yoktan var ediyor ve biz buna inanıyoruz. Diyanet İşleri, kadavra bağışının caiz olduğuna dair çok kez fetva verdi. Bir de insanlarda kültürel olarak, ‘Acaba biz beden bağışında bulunduğumuz zaman bir mezarımız, bir kabrimiz olmayacak mı, torunumuz, nesillerimiz bizi ziyaret edemeyecek mi?' kaygısı var. Burada sizin tercih edeceğiniz bir sürede bedeniniz kullanıldıktan sonra tıp fakültesi öğrencileri, öğretim üyeleri ve bağışçının yakınlarının katılımıyla birlikte gerçekleştirilen bir törenle ailesine teslim ediliyor. Hem mezarı oluyor hem gerçekten unutulmaz bir tören oluyor. Bugün de bir genel cerrahımızın, Mesut hocamızın böyle bir bağışta bulunması çok anlamlı. Halk bazen, 'Doktorlar bunu yaptı mı? Madem çok önemli, önce doktorlar yapsın' diyorlar. İşte bugün önce onu yapmış bir doktor var karşımızda" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/eskisehirde-doktordan-anlamli-davranis-vucudunu-bilime-bagisladi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 12:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2026/04/screenshot-2-353.jpg" type="image/jpeg" length="64337"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan kritik uyarı: Hastalığın en büyük risk faktörü sigara!]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/uzmanlardan-kritik-uyari-hastaligin-en-buyuk-risk-faktoru-sigara</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/uzmanlardan-kritik-uyari-hastaligin-en-buyuk-risk-faktoru-sigara" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Muzaffer Metintaş, akciğer kanserine ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Hastalığın en önemli nedeninin sigara olduğunu vurgulayan Metintaş, hem aktif içiciliğin hem de pasif sigara dumanına maruz kalmanın ciddi risk oluşturduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Sigaranın akciğer dokusuna doğrudan zarar verdiğini ifade eden Metintaş, tütün dumanında çok sayıda kanserojen madde bulunduğuna dikkat çekerek, akciğer kanseri vakalarının büyük bölümünde sigaranın temel etken olduğunu söyledi.</p>

<p style="text-align:justify">Sigaranın bırakılmasının ardından vücudun kendini toparlamaya başladığını dile getiren Metintaş, uzun yıllar sigara kullanılsa dahi bırakmanın riski zamanla azalttığını vurguladı. “Sigarayı bırakmak için hiçbir zaman geç değildir” diyen Metintaş, her geçen yılın sağlık açısından önemli kazanım sağladığını ifade etti.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Akciğer Kanserinde Yeni Tedaviler Umut Veriyor</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Akciğer kanserinin yalnızca sigarayla sınırlı olmadığını da belirten Metintaş, asbest, hava kirliliği ve radon gazı gibi çevresel faktörlerin de hastalığın gelişiminde rol oynadığını söyledi. Özellikle kentleşme, yıkım çalışmaları ve toz maruziyetinin riski artırabileceğine dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayan Metintaş, öksürükte değişiklik, kanlı balgam, nefes darlığı, göğüs ağrısı, kilo kaybı ve halsizlik gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. Toplumda biyopsi ile ilgili yanlış inanışların bulunduğunu ifade eden Metintaş, bu tür korkuların tanıyı geciktirdiğini ve tedavi şansını düşürdüğünü söyledi. Son yıllarda akciğer kanseri tedavisinde önemli gelişmeler yaşandığını da aktaran Metintaş, immünoterapi, akıllı ilaçlar ve modern cerrahi yöntemlerle daha başarılı sonuçlar elde edildiğini ifade etti. Erken tanı ve multidisipliner yaklaşımın tedavide başarıyı artıran en önemli unsur olduğunu sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/uzmanlardan-kritik-uyari-hastaligin-en-buyuk-risk-faktoru-sigara</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 11:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2026/04/screenshot-5-213.jpg" type="image/jpeg" length="76570"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Bülent Görenek’e uluslararası görev]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/prof-dr-bulent-goreneke-uluslararasi-gorev</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/prof-dr-bulent-goreneke-uluslararasi-gorev" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bülent Görenek, Amerikan Aritmi Derneği’nde komite üyeliğine seçildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Prof. Dr. Bülent Görenek, Amerika Birleşik Devletleri’nin Chicago kentinde düzenlenen ve dünya çapında “Amerikan Aritmi Kongresi” olarak bilinen Heart Rhythm Society (HRS) 2026 Kongresi’nde önemli bir göreve seçildi. Görenek, kongre kapsamında komite üyeliğine getirilerek uluslararası bilim dünyasında bir kez daha Türkiye’yi temsil etti.<br />
Bu görev çerçevesinde Prof. Dr. Görenek’in, önümüzdeki yıl San Francisco’da düzenlenecek olan kongrenin bilimsel organizasyonunda görev alacak kurulda yer alacağı bildirildi. Kongre sırasında ayrıca Avrupa Aritmi Birliği’nin gelecek başkanı Prof. Dr. Haran Burri ile birlikte bir bilimsel oturuma başkanlık eden Görenek, Avrupa ve Amerika’daki uzmanlar arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesine katkı sağladı.<br />
Öte yandan Prof. Dr. Görenek, HRS 2026’dan kısa süre önce Paris’te gerçekleştirilen Avrupa Aritmi Kongresi’nde (EHRA) de konuşmacı olarak yer aldı. Bu toplantıda, kalp pili ve implante edilebilir kardiyak cihaz taşıyan hastalarda MR güvenliği üzerine bilimsel bir sunum gerçekleştirdi.<br />
Uluslararası platformlarda aktif rol almaya devam eden Görenek’in bu başarısı, Türk tıp camiası açısından da önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/prof-dr-bulent-goreneke-uluslararasi-gorev</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2026/04/screenshot-1-518.jpg" type="image/jpeg" length="64204"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü'nden önemli duyuru: Belirtiler görülünce geç kalmayın!]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/eskisehir-il-saglik-mudurlugunden-onemli-duyuru-belirtiler-gorulunce-gec-kalmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/eskisehir-il-saglik-mudurlugunden-onemli-duyuru-belirtiler-gorulunce-gec-kalmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, 25 Nisan Dünya Sıtma Günü kapsamında açıklamalarda bulunan sıtmanın dünya genelinde önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p style="text-align:justify">Sıtmanın, plasmodium cinsi paraziti taşıyan dişi anofel sivrisineklerin ısırmasıyla bulaştığını ifade eden Bildirici, hastalığın kırmızı kan hücrelerini etkileyerek ciddi sağlık sorunlarına ve tedavi edilmediğinde ölüme yol açabileceğini söyledi. Hastalığın genellikle 10–15 günlük kuluçka süresinin ardından ateş, titreme ve baş ağrısı gibi belirtilerle ortaya çıktığını kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Dünya Sıtma Günü’nde İçin Kritik Açıklama</strong></h2>

<p style="text-align:justify"><br />
İnsanlarda hastalığa yol açan beş farklı plasmodium türü bulunduğunu belirten Bildirici, özellikle P. falciparum ve P. vivax türlerinin en riskli grubu oluşturduğunu, falciparum türünün tedavi edilmediği durumlarda hızlı seyrederek ölümcül olabileceğini vurguladı. Dünya nüfusunun yaklaşık yarısının sıtma riski altında olduğunu ifade eden Bildirici, bu riskin özellikle Sahra Altı Afrika ülkelerinde yoğunlaştığını söyledi. Türkiye’de ise geçmişte yaygın görülen sıtmanın yürütülen çalışmalar sayesinde yerli bulaşının sona erdiğini hatırlattı. Bildirici, buna rağmen ülkemizde hastalığı taşıyabilecek sivrisinek türlerinin bulunduğuna dikkat çekerek, iklim değişikliği, uluslararası seyahatler ve düzensiz göç hareketlerinin yurtdışı kaynaklı vakaları gündemde tuttuğunu belirtti.<br />
Sıtma riskinin tamamen ortadan kalkmadığını vurgulayan Bildirici, Sıtma Eliminasyon Programı kapsamında çalışmaların sürdüğünü ifade ederek vatandaşlara özellikle riskli bölgelere seyahat öncesinde korunma önlemleri almaları ve belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları çağrısında bulundu.</p>
</section>

<section dir="auto">
<p><img alt="" src="https://esyeniguncom.teimg.com/esyenigun-com/uploads/2026/04/screenshot-1-517.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="450" /></p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/eskisehir-il-saglik-mudurlugunden-onemli-duyuru-belirtiler-gorulunce-gec-kalmayin</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 12:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2024/01/agency/iha/saglik-muduru-bildiriciden-beyaz-baston-gorme-engelliler-haftasi-aciklamasi.jpg" type="image/jpeg" length="48689"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Göğüs ağrısını hafife almayın: Bu belirtiler habercisi olabilir!]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/gogus-agrisini-hafife-almayin-bu-belirtiler-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/gogus-agrisini-hafife-almayin-bu-belirtiler-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Mustafa Kaplangöray, kalp krizinde erken müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çekerek vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs ağrısı, nefes darlığı ve ani halsizlik gibi belirtilerin kesinlikle ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Kaplangöray, şüpheli durumlarda vakit kaybetmeden 112 Acil Servis’in aranması gerektiğini söyledi. Kalp krizinin, kalbi besleyen damarların ani tıkanması sonucu ortaya çıktığını belirten Kaplangöray, bu sürecin genellikle uzun yıllar içinde gelişen damar sertliği ile ilişkili olduğunu ifade etti. Damar duvarlarında biriken yağ ve kolesterol plaklarının zamanla çatlayarak pıhtı oluşturduğunu, bu pıhtının ise damarı tamamen tıkayarak kalp krizini tetiklediğini aktardı.</p>

<h2><strong>Kalp Krizinde İlk Dakikalar Hayati Önem Taşıyor</strong></h2>

<p>Kalp krizinin en sık belirtisinin göğüs ortasında hissedilen baskı, sıkışma ve yanma olduğunu söyleyen Kaplangöray, ağrının sol kola, boyuna, çeneye ve sırta yayılabileceğini belirtti. Nefes darlığı, soğuk terleme, mide bulantısı ve ani halsizlik gibi şikâyetlerin de tabloya eşlik edebileceğini ifade eden uzman, özellikle kadınlar, ileri yaş grubu ve diyabet hastalarında belirtilerin daha silik seyredebildiğine dikkat çekti.<br />
Sigara kullanımı, kontrolsüz tansiyon, yüksek kolesterol, diyabet, obezite, hareketsiz yaşam ve kronik stresin kalp krizi riskini artıran başlıca faktörler olduğunu belirten Kaplangöray, genetik yatkınlık ve sağlıksız beslenmenin de önemli rol oynadığını söyledi. Bu risk faktörlerinin erken dönemde kontrol altına alınmasının kalp krizi ihtimalini ciddi ölçüde azaltabileceğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kalp krizi şüphesi durumunda hastaların kendi imkânlarıyla hastaneye gitmemesi gerektiğini ifade eden Kaplangöray, ambulans çağırmanın kritik önem taşıdığını dile getirdi. Sağlık ekiplerinin olay yerinde ve nakil sırasında gerekli müdahaleleri yapabilmesinin hayat kurtarıcı olduğunu belirtti. Tedavi sürecinde damar açıcı ilaçlar, anjiyografi ve gerektiğinde stent uygulamalarının yapıldığını aktaran Kaplangöray, tedavi sonrası yaşam tarzı değişikliğinin de büyük önem taşıdığını söyledi. Düzenli ilaç kullanımı, sağlıklı beslenme, egzersiz, tuz ve yağ tüketiminin azaltılması ile sigaranın bırakılmasının, yeniden kalp krizi riskini önemli ölçüde düşürdüğünü ifade etti.<br />
Kaplangöray, düzenli kontroller ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla kalp krizi riskinin büyük oranda azaltılabileceğini de sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/gogus-agrisini-hafife-almayin-bu-belirtiler-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2023/08/5-dakikadan-uzun-gogus-agrisi-7-8-23.jpg" type="image/jpeg" length="72984"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eskişehir'de fıtık şikayetiyle gitti, rahatsızlığı bambaşka çıktı!]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/eskisehirde-fitik-sikayetiyle-gitti-rahatsizligi-bambaska-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/eskisehirde-fitik-sikayetiyle-gitti-rahatsizligi-bambaska-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir’de kasık fıtığı şikâyetiyle hastaneye başvuran 67 yaşındaki bir hastada, yapılan tetkikler sonucu kalın bağırsakta kanserli doku tespit edildi. Erken müdahale sayesinde hasta, ileri cerrahi yöntemle sağlığına kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Eskişehir Şehir Hastanesi’nde gerçekleştirilen operasyonda, Genel Cerrahi Uzmanı Dr. İsmail Zengin tarafından laparoskopik (kapalı) cerrahi yöntemi uygulandı. Karın bölgesine açılan küçük kesilerden yapılan müdahaleyle kanserli doku, yaklaşık 4 buçuk saat süren operasyonla başarıyla çıkarıldı.</p>

<p style="text-align:justify">Uzmanlar, kapalı ameliyat yönteminin hastaya daha az ağrı, daha hızlı iyileşme süreci ve daha düşük enfeksiyon riski sunduğunu belirtiyor. Hastanın tedavi sürecinin yakından takip edildiği öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><br />
<strong>"Bu konuda tecrübemiz ve deneyimimiz yeterli düzeyde"</strong><br />
Yapılan başarılı ameliyat hakkında bilgi veren Dr. İsmail Zengin, ameliyatın gelişmiş ve bazı imkânlara sahip sayılı hastanelerde yapılabildiğini anlattı. Kapalı ameliyatın açık ameliyata göre daha riskli olduğunu belirten Dr. İsmail Zengin yeterli tecrübeyle operasyonu rahat bir şekilde sorunsuz tamamladıklarını belirterek şunları söyledi: "Hastamız bize kasık fıtığı şikâyetiyle başvurdu. Bize gelen bütün hastalarımıza kasık fıtığı veya başka bir şikâyetle de gelse, genel taramalarını yaparak başka ek bir patoloji var mı diye bakıyoruz. Hastamızda da yaptığımız incelemede kalın bağırsağında bir kanser gördük, sağ kalın bağırsağında. Kalın bağırsak kanserleri açık ve kapalı yöntemlerle yapılabilmektedir ve hastamızdaki sağ kalın bağırsak, sağ taraftaki kanser; dünyada da dâhil, ülkemizde ve dünyada sadece gelişmiş merkezlerde laparoskopik olarak yapılabilmekte. Çok zor bir cerrahi işlemdir ve hayati riski yüksek olduğu için genellikle açık yapılması tercih edilir. Ancak bu konuda tecrübemiz ve deneyimimiz yeterli düzeyde olması nedeniyle hastamıza kapalı, laparoskopik cerrahi yöntemiyle ameliyatını başarılı bir şekilde tamamlayarak taburcu ettik ve hastamızın onkolojik süreci başladı. Yaklaşık 4 buçuk saat süren ameliyatımızı birkaç tane delikle tamamlamış olduk. Tümörü de yaklaşık 3 santimlik bir kesiyle tamamen vücuttan dışarıya almış olduk. Hastamız şu an gayet sağlıklı; hastamızı 7 gün yatırdıktan sonra taburcu ettik."<br />
Dr. İsmail Zengin, Şehir Hastanesi'nin bölge hastanesi olarak gerek yanık merkezi ve gerekse genel cerrahi alanında gelişmiş bir merkez olduğunu anlatarak, "Sağlık Müdürümüz Yaşar Hocamız, aynı zamanda Başhekimimiz Alper Hocamız da bize bu konuda çok destekleri olmaktadır. Aynı zamanda Klinik Şefimiz Murat hocamız ve Cem hocamız da bu konuda bizi desteklemektedir ve deneyim ve tecrübemize destek oldukları için biz de bu ameliyatları burada yapabiliyoruz. Yahya bey ilk hastamız değil, Yahya beyden önce de çok hastamızı yaptık ve sağlıklı bir şekilde taburcu ettik; hepsi de sağlığına kavuştu. Açık cerrahiye nazaran kapalı cerrahi daha hızlı iyileşmekte ve hasta yaşamı boyunca daha konforlu olmaktadır; hiç ameliyat olmamış gibi bir hayat yaşamaktadır, kendisi de zaten burada beyan edecektir" dedi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>"İsmail hocam beni büyük bir dertten kurtardı"</strong><br />
Yapılan müdahale sonrasında kendini daha sağlıklı hissettiğini anlatan Yahya Adıgüzel ise şöyle konuştu; "Ben fıtığımı göstermek için geldim. O arada tespit yapıldı, ona göre ameliyata girdim. Şimdi daha iyiyim, operasyon öncesi de iyiydim, sadece hastalığımın ne olduğunu bilmiyordum. Şimdi ayılma durumunda biraz sıkıntı oluyor ama belli bir süre kaldıktan sonra yukarıya servise çıktım, ondan sonra düzeldim sağ olsunlar. Valla büyük bir dertten kurtardı İsmail Hocam. Kemoterapi tedavim de başladı, ilk kürümü aldım, ayın 29'unda ikinciye gireceğim. Hastanemiz çok iyi, doktorlarımız da iyi, çalışanlarımız, ekip komple iyi, hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/eskisehirde-fitik-sikayetiyle-gitti-rahatsizligi-bambaska-cikti</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 11:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2026/04/screenshot-1-506.jpg" type="image/jpeg" length="62756"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eskişehir'de uzmanından ailelere uyarı: "Çocuğun tamamen içine kapanması önemli sinyal"]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/eskisehirde-uzmanindan-ailelere-uyari-cocugun-tamamen-icine-kapanmasi-onemli-sinyal-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/eskisehirde-uzmanindan-ailelere-uyari-cocugun-tamamen-icine-kapanmasi-onemli-sinyal-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzman Klinik Psikolog Kardelen Sevim, hafta başında Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarda meydana gelen saldırılar üzerinden çocuk ve ergen psikolojisini ele alarak, “Çocuğun tamamen içine kapanması önemli bir sinyal. Aile, sosyal yaşam, dijital içerikler gibi pek çok etken çocukta tehlikeli davranışları doğurabiliyor” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve tüm Türkiye’yi sarsan saldırılar, çocuk ve ergen psikolojisine dair kritik bir gerçeği yeniden gündeme taşıdı. Uzman Klinik Psikolog Kardelen Sevim, bu tür şiddet davranışları tek bir nedene indirgenemeyecek kadar karmaşık; aile içi iletişimden akran ilişkilerine, dijital dünyanın etkisinden kimlik arayışına kadar birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıktığını ifade ederken, özellikle ergenlik döneminde ani sınır değişimleri, duygusal ihmal ve kontrolsüz dijital içerik maruziyetine dikkat çekti.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="" src="https://esyeniguncom.teimg.com/esyenigun-com/uploads/2026/04/d-s-c-f4093-1.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="450" /></p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Çocuklar akran zorbalığına maruz kalabiliyor</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Çocuklarda saldırgan davranışları tetikleyen çevresel ve duygusal faktörlerin bütüncül bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Sevim, “Çocuk yetiştirirken küçük yaşlardan itibaren çoğu zaman her şeye ‘evet’ diyoruz. Ancak çocuklar 14-15 yaşlarına geldiğinde, yani kimlik arayışının ve aynı zamanda cinsel kimlik karmaşasının yoğun yaşandığı dönemde, birden sınır koymaya başlıyoruz. Bu da ciddi çatışmalara yol açabiliyor. Bu yaş grubundaki çocuklar akran zorbalığına maruz kalabiliyor, aile içinde anne-baba çatışmalarına şahit olabiliyor ya da doğrudan bunları yaşayabiliyor. Bunun yanında dijital dünya çok yoğun bir şekilde hayatlarının içinde. Hatta bazı konularda ebeveynlerinden daha fazla bilgiye sahip olduklarını düşünüyorlar” ifadelerini kullandı.</p>

<p style="text-align:justify">Sosyal medya ve dizilerin güçlü bir rol model alanı olduğunu vurgulayan Sevim, “Şiddet içerikli oyunlar, 18 yaş üstü içerikler, agresif davranışların normalleştirildiği diziler ve filmler çocuklar üzerinde özendirici bir etki oluşturabiliyor. Bu içerikler çocukların beklentilerini yükseltiyor. Ancak gerçek hayatta bu beklentiler karşılanmadığında çocuk kendini yetersiz, değersiz hissedebiliyor. Bu noktada da bir ‘kendini deneme’ sürecine giriyor. Aynı zamanda bu süreçte kendini ispatlama ihtiyacı da devreye giriyor. Özellikle bu oyunların ve dijital ortamların çoğu bireysel değil, grup halinde ilerliyor. Bu gruplarda lider figürler oluyor ve çocuklar çoğu zaman kendi düşüncelerinden ziyade o liderlerin yönlendirmesiyle hareket ediyor. Bu da dürtüselliği artırıyor. Dikkat eksikliğiyle birleştiğinde daha riskli davranışlar ortaya çıkabiliyor” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>“Aileler çoğu zaman çocukların davranışlarına odaklanıyor"</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Ailenin rolüne de dikkat çeken Sevim, “Aileler çoğu zaman çocukların davranışlarına odaklanıyor, duygularına değil. Yani çocuk öfkeli mi, içine kapanık mı, üzgün mü; bunun altında yatan duygu ne, bunu anlamaya çalışmıyor. Oysa çocuğun hissettiği şey belki sevilmeme, belki değersizlik ya da yetersizlik duygusu. Bu duygular fark edilmediğinde, çocuk kendini ifade edemediği için farklı ve bazen tehlikeli yollarla kendini göstermeye çalışabiliyor. Aileler çocuklarıyla mutlaka iletişim kurmalı. Ama bu iletişim “arkadaş gibi” olmak üzerinden değil, anne-baba rolünü koruyarak olmalı. Çünkü çocuğun zaten arkadaşları var; onun ihtiyacı olan şey sağlıklı bir ebeveyn figürü. Aksi halde çocuk, anne-babayı da arkadaş gibi görmeye başlıyor ve bu da otorite ve sınır sorunlarını beraberinde getiriyor” dedi.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>"‘Benimle ilgilenin, beni görün’ demenin bir yolu olabilir"</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Çocuğun şiddete eğilimli olabileceğini gösteren belirtileri de dile getiren Sevim, bu belirtilerin görülmesi halinde bir uzman desteği alınması noktasında da uyardı. Sevim, “Tamamen içine kapanması, sürekli odasında vakit geçirmesi, iletişim kurmaktan kaçınması önemli sinyaller. Günlük basit sorulara bile tepki vermemesi, duygularını paylaşmaması aslında ‘benimle ilgilenin, beni görün’ demenin bir yolu olabilir. Bu noktada sadece aileyi suçlamak doğru değil. Çünkü çocuklar okulda, sosyal çevrede ve toplumda da birçok etkene maruz kalıyor. Bu yüzden okullardaki psikolojik danışmanlık hizmetlerinin daha güçlü olması gerekiyor. Sadece öğrencilere değil, ailelere de yönelik bilinçlendirme çalışmaları yapılmalı” ifadelerinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/eskisehirde-uzmanindan-ailelere-uyari-cocugun-tamamen-icine-kapanmasi-onemli-sinyal-1</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 17:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2026/04/cocuk-sorun.jpg" type="image/jpeg" length="68051"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eskişehir’de hayat kurtaran müdahale]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/eskisehirde-hayat-kurtaran-mudahale</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/eskisehirde-hayat-kurtaran-mudahale" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir'de bir özel hastaneye, şah damarında ileri derecede darlık tespit edilen 76 yaşındaki bir hastaya inme (felç) riskini azaltmak amacıyla karotis arter stentleme işlemi uygulandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İşlemi gerçekleştiren Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hakan Göçer, hastanın yapılan tetkikler sonucunda boyun bölgesindeki şah damarında ciddi düzeyde daralma tespit edildiğini belirtti. Açık cerrahiye gerek kalmadan gerçekleştirilen müdahalede, kasıktan girilerek endovasküler yöntem kullanıldı ve daralan bölgeye stent yerleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doç. Dr. Göçer, işlem sırasında hastanın bilincinin açık tutulduğunu ve kateter yardımıyla damar içindeki tıkalı bölgeye ulaşılarak kan akışının yeniden sağlandığını ifade etti. Yaklaşık 30-45 dakika süren uygulamanın ardından damar açıklığının normale döndüğü ve beyne giden kan akışının düzeldiği bildirildi.</p>

<p><img height="348" src="https://esyeniguncom.teimg.com/esyenigun-com/uploads/2026/04/image-3321.png" width="546" /></p>

<p>Karotis arter darlığının ciddi inme riskine yol açabileceğini vurgulayan Göçer, baş dönmesi, geçici konuşma bozukluğu, görme kaybı ve kol-bacak güçsüzlüğü gibi belirtilerde vakit kaybetmeden uzmanlara başvurulması gerektiğini söyledi.</p>

<p>İşlem sonrası hastanın kısa sürede mobilize olduğu ve genel sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/eskisehirde-hayat-kurtaran-mudahale</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 17:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2025/03/doktor-kontrolu.jpg" type="image/jpeg" length="33722"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eskişehir'de uzmanından uyarı: Kadınların çoğu yaptığı bu hatayı fark etmiyor!]]></title>
      <link>https://www.esyenigun.com/eskisehirde-uzmanindan-uyari-kadinlarin-cogu-yaptigi-bu-hatayi-fark-etmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esyenigun.com/eskisehirde-uzmanindan-uyari-kadinlarin-cogu-yaptigi-bu-hatayi-fark-etmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Acıbadem Eskişehir Hastanesi Uzmanı Dr. Sevgi Selen, menopoz sonrası ilk 10 yılın kadın sağlığı açısından kritik olduğunu belirterek, doğru zaman ve kişiye özel hormon tedavisinin kalp, kemik ve ruh sağlığını koruduğunu açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kadın sağlığında östrojen ve progesteron dengesinin temel rol oynadığını belirten Dr. Sevgi Selen, menopoz döneminde hormonal değişimlerin birçok sağlık sorununu tetikleyebileceğini söyledi. “Yaşam süresinin uzamasıyla birlikte menopoz dönemi de uzadı. Kadının sosyal, aile ve iş yaşamındaki sorumlulukları artarken, hormonal dengesizlikler yönetimi zorlaştırıyor” dedi.</p>

<h2><strong>İlk 10 yıl kritik</strong></h2>

<p>Selen, menopoz sonrası over fonksiyonlarının kaybıyla hormon dengesinin bozulduğunu ve kardiyovasküler hastalık, osteoporoz, bilişsel düşüş, ruhsal değişiklikler ve cinsel sağlık sorunlarının bu dönemde sık görüldüğünü ifade etti. Biyoeşdeğer hormon tedavisinin menopozdan sonraki ilk 10 yıl içinde başlanmasının önemine vurgu yapan Selen, “Bu tedavi, vücutta eksilen hormonları dışardan yerine koyuyor ve düzenli takip sağlanıyor. İlk 10 yıl kritik; bu sürenin aşılması kardiyovasküler riskler nedeniyle her hasta için uygun olmayabilir” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Biyoeşdeğer hormonların etkisi</strong></h2>

<p>Dr. Selen, biyoeşdeğer hormonların kemik kaybını önlemede, osteopeni ve osteoporoz riskini azaltmada etkili olduğunu belirtti. “Ağızdan alınan sentetik hormonlarda risk artışı görülebilirken, ciltten uygulanan transdermal tedavilerde bu risk elimine ediliyor. Ayrıca cilt, kıkırdak ve bağ dokusundaki olumsuz etkiler de tedavi ile iyileşebiliyor” diye ekledi.</p>

<h2><strong>Psikolojik faydaları da bulunuyor</strong></h2>

<p>Vajinal östrojen desteği ile menopoz sonrası kuruluk, yanma, ağrılı ilişki ve idrar problemlerinin azaltılabildiğini söyleyen Selen, hormon tedavisinin bilişsel fonksiyonları desteklediğini ve depresyon eğilimini azalttığını belirtti.</p>

<h2><strong>Riskler ve kişiye özel planlama</strong></h2>

<p>Meme kanseri riskine dair uyarılarda bulunan Selen, sentetik progesteron kullanılan tedavilerde risk artışı görülebileceğini, mikronize progesteron kullanımında riskin daha düşük olduğunu ifade etti. Biyoeşdeğer hormon tedavisinin mutlaka kişiye özel planlanması gerektiğini vurgulayan Selen, doğru hasta seçimi ve düzenli takip ile menopoz döneminin daha konforlu geçirilebileceğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.esyenigun.com/eskisehirde-uzmanindan-uyari-kadinlarin-cogu-yaptigi-bu-hatayi-fark-etmiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 15:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esyeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/esyenigun-com/uploads/2026/01/kadin-saglik-1.jpg" type="image/jpeg" length="26258"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
