Eskişehir'deki kavga kanlı bitti
Eskişehir'deki kavga kanlı bitti
İçeriği Görüntüle

Yağışların bereket getirdiği 2026 sezonunda tarlalarda umut yeşerse de üreticinin yüzü gülmüyor. Artan gübre, mazot ve fide maliyetleri karşısında zorlanan çiftçilerin üretimden uzaklaştığını söyleyen Yeşil Sakarya Üreticiler Birliği Başkanı Süleyman Buluşan, gençlerin tarıma yönelmediğine dikkat çekerek, “Biz belki de son nesiliz, bu çok tehlikeli bir durum” dedi. Buluşan, üreticinin kazancının eridiğine ve pazarda 30 liraya satılan ürünün çoğu zaman çiftçiye yalnızca 10-15 lira olarak döndüğüne dikkat çekti.

ZİRAİ ENFLASYON YÜZDE 100

Pazarda sebze ve meyve fiyatlarının düşmesinden vatandaşın memnun olduğunu ama tarımsal girdilerdeki maliyet artışı nedeniyle çiftçinin sevinemediğini söyleyen Buluşan, “Ülkede enflasyonun yüzde 30 olduğu söyleniyor ama bizim kullandığımız zirai girdilerde enflasyon neredeyse yüzde 100 seviyesinde. Gübre, mazot, ilaç, fide ve diğer maliyetler sürekli artıyor. Bu nedenle ürün fiyatlarının da artması gerekiyor ki çiftçi ayakta kalabilsin. Maalesef bu durum gençleri tarımdan uzaklaştırıyor. Çünkü maliyet yüksek, kazanç düşük. Geçen yıl buğday yaklaşık 12 liraydı, bu yıl ise 15 lira civarında bir fiyat açıklandı. Bu artış çiftçinin maliyetlerini karşılamaya yetmiyor. Gençlerimizi mutlaka yeniden toprakla buluşturmamız gerekiyor. Biz belki de son nesiliz, bu çok tehlikeli bir durum” ifadelerini kullandı.

KARŞILIĞINI ALAMAYINCA VAZGEÇİYORUZ

Üreticilerin maliyeti yüksek ve karşılığını alamadıkları ürünlerden vazgeçmeye başladığını belirten Buluşan, “Örneğin dolmalık biber geçmiş yıllarda sürekli ektiğimiz bir üründü. Ancak hibrit fide kullanıldığı için maliyeti yüksek, işçiliği de fazla. Hasat zamanı geldiğinde bölgede ürün bollaşıyor ve fiyatlar 10 liraya kadar düşüyor. Oysa sadece fidenin maliyeti bile çok yüksek. Böyle olunca üretici başka ürünlere yöneliyor. Çünkü bir ürün kazandırmazsa diğer ürünün kazandırması umuduyla hareket ediyoruz. Kendi tezgahı olan üretici yine nispeten avantajlı durumda. Biz satabileceğimiz kadar üretim yapıyoruz. Ancak kendi satış kanalı olmayan üreticiler çok zor durumda kalabiliyor. Geçtiğimiz yıl bazı üreticilerin 30-40 bin adet marulu tarlada kaldı. Çünkü ürününü tüccara veya esnafa satmayı bekliyordu. Ürün bol olunca kimse gelmedi ve üretici malını satamadı” açıklamasında bulundu.

PAZARA 30 ÇİFTÇİYE 10 TL

Üreticinin en büyük sorunlarından birinin pazarlama aşamasındaki maliyetler olduğunu ifade eden Buluşan, “Ürün hale gönderildiğinde nakliye masrafı üreticiden çıkıyor. Tarladaki işçilik, mazot, fide, kira zaten üreticinin üzerinde. Orada ürünü indiren kişinin ücretini de üretici karşılıyor. Komisyoncu payı da yine üreticiden kesiliyor. Bütün bu masraflar ürün fiyatının içinden çıkıyor. Sonuçta üretici ürünü düşük fiyata satarken, tüketici aynı ürünü çok daha yüksek fiyatla almak zorunda kalıyor. Bugün pazarda 30 liraya satılan bir ürünün üreticiye dönüşü çoğu zaman 10 lira seviyesinde oluyor” diye konuştu.

ARACILAR KAZANIYOR

Hal mevzuatının yeniden düzenlenmesi gerektiğine dikkat çeken Buluşan, sözlerini şöyle noktaladı: “Mevcut sistemde daha çok aracıların kazandığı bir yapı var. Eğer üretimi sürdürmek ve gençleri tarıma özendirmek istiyorsak üreticinin para kazanmasını sağlayacak düzenlemeler yapılmalı. Üretici ürününü birlikler aracılığıyla, araya çok fazla aracı girmeden doğrudan satabilirse hem üretici kazanır hem de vatandaş daha uygun fiyatla ürün alabilir. Aradaki birkaç kişinin sistemden çıkması bile tüketici fiyatlarını ciddi şekilde düşürecektir. Hem üreticinin emeğinin karşılığını aldığı hem de vatandaşın uygun fiyatla ürüne ulaştığı bir sistem kurulması gerekiyor.” HABER: SÜMEYRA BALCI DİZMAN

Kaynak: HABER MERKEZİ