Eskişehir Baro Başkanı Barış Günaydın, Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) ilişkin mutlak butlan kararını değerlendirerek, söz konusu kararın hukuk devleti ilkesi ve yargının sınırları açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi.
DEMOKRASİYE ZARAR VERİR
Günaydın, alınan kararın hukuken yanlış olduğuna vurgu yaparak, “Çünkü anayasa ile yetkilendirilmiş ve kararları kesin olan Yüksek Seçim Kurulu’nun iradesinin bertaraf edilmesi sonucunu doğurmaktadır. Bu durumu, hukukun bir araç olarak kullanılarak siyasete müdahale edilmesi şeklinde değerlendiriyoruz. Mesele yalnızca CHP meselesi değildir. Bu tür uygulamalar hukuk devleti ilkesini zedeler. Hukuk devleti; hukuki güvenlik, öngörülebilirlik ve kurumlara duyulan güven demektir. Bugün tartışılması gereken konu, asliye hukuk mahkemesi ve devamında bölge adliye mahkemesinin, kararları kesin olan Yüksek Seçim Kurulu’nun yetki alanına müdahale edip edemeyeceğidir. Bu durum hukuk devletine olan inancı sarsmaktadır. Bu süreç demokrasiye de zarar vermektedir. Ayrıca bu karar, benzer müdahalelerin önünü açabilecek niteliktedir. Sonuç olarak siyasi partiler arasındaki rekabet, yargı kararlarıyla şekillendirilen bir alana dönüşme riskiyle karşı karşıya kalmaktadır” diye konuştu.
HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ KORUNMALI
Toplumsal kaygının, hukuk devletinde yalnızca karar verilmesi değil, kararların demokratik dengeyi koruyacak şekilde tesis edilmesi olduğuna dikkat çeken Günaydın, “Mutlak butlan, hukukta en ağır yaptırımlardan biridir ve ancak çok açık, tartışmasız ve temel hukuk düzenini doğrudan sakatlayan durumlarda uygulanmalıdır. Özellikle siyasi partilerin kongre ve seçim süreçlerinde, kesinleşmiş iradenin sonradan geniş yorumlarla ortadan kaldırılması; demokratik temsil ilkesi bakımından çok dikkatli değerlendirilmelidir. Müdahalenin sınırı; demokratik iradeyi ortadan kaldıracak, siyaseti şekillendirecek veya toplumsal rekabeti yargı eliyle belirleyecek noktaya varmamalıdır. Yargının görevi siyaseti dizayn etmek değil; hukukun üstünlüğünü korumaktır. Demokratik toplumlarda esas olan; siyasi rekabetin sandıkta ve hukuk güvenliği içinde sürmesidir. Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla gerilim değil; daha fazla hukuk güvenliği, daha güçlü kurumlar ve topluma güven veren bir yargı düzenidir” dedi.


