Türkiye’nin birçok kentinde eş zamanlı düzenlenen gazeteci yürüyüşlerinin Eskişehir ayağı yoğun katılımla gerçekleştirildi. Gazeteciler, gözaltı ve tutuklamalara, ev hapsi kararlarına, medya kuruluşlarına kayyım atanmasına ve internet erişim engellerine karşı tepkilerini dile getirdi.

Yürüyüş Köprübaşı’ndan başladı

Türkiye Gazeteciler Sendikası, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Gazeteciler Federasyonunun Eskişehir şubelerinin düzenlediği yürüyüş, Köprübaşı mevkisinde başladı. Yüzlerce kişinin katıldığı yürüyüş, Yediler Parkı’nda sona erdi. Katılımcılar yürüyüş boyunca basın özgürlüğüne dikkat çeken sloganlar attı. Yürüyüşte “Karanlığa teslim olmayacağız”, “Özgür basın susturulamaz”, “Birleşe birleşe kazanacağız” ve “Sansüre hayır, habere özgürlük” sloganları dile getirildi. Gazetecilere yönelik baskıların yalnızca basın çalışanlarını ilgilendirmediği belirtilirken, yaşananların toplumun doğru bilgiye ulaşma hakkını da etkilediği vurgulandı. Basın meslek örgütlerinin çağrısıyla gerçekleştirilen yürüyüşler İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Eskişehir, Antalya, Adana, Kocaeli, Van ve Diyarbakır’da eş zamanlı olarak düzenlendi.

Yürüyüşe yalnızca basın mensupları değil, Yeni Parti Milletvekili İbrahim Arslan, YENİ Parti İl Başkanı Talat Yalaz, YENİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Emine Cevahir Çalıkuşu Yazıcı, Zafer Partisi ve İYİ Parti temsilcileri, Emek Partisi, Türkiye Komünist Partisi, Sol Parti, Saadet Partisi, Emekçi Hareket Partisi, Tüm Emeklilerin Sendikası, Emeklinin Sesi Derneği, DİSK Emekli-Sen, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, meslek örgütleri ve çok sayıda vatandaş katılım sağladı.

"Gazetecinin açlıkla boğuştuğu bir ülkede demokrasiden de söz edilemez"

Yediler Parkı'nda yapılan basın açıklamasında gazeteciler adına konuşan Çağdaş Gazeteciler Derneği Yönetim Kurulu üyesi Eylem Lodos, "Bizler, halkın haber alma hakkını savunan, gerçeğin peşinde koşan gazetecileri temsil eden basın meslek örgütleri olarak ilan ediyoruz: Artık yeter! Nefes alamıyoruz! Gazeteciliğin suç, haberin tehdit, gerçeğin sakıncalı sayıldığı; yalnızca gazetecilerin değil, itiraz eden herkesin sansürle, baskıyla ve cezalandırmayla karşı karşıya bırakıldığı bu düzene sessiz kalmayacağız. Televizyon kanallarına kayyım atanan, haber siteleri erişime engellenen, habercileri tutuklanan, sosyal medya hesapları kapatılan, gazetecilerin adeta bir köle düzeninde çalıştırılıp sosyal haklarının tırpanlandığı bir ülkede basın özgürlüğünden söz edilemez. Hemen her gün bir basın kuruluşunun ya da habercinin hedef haline getirildiği, yaptığı ya da yapmadığı haber nedeniyle gazetecilerin tutuklandığı, sosyal medya hesaplarının kapatıldığı, gazetecinin açlıkla boğuştuğu bir ülkede demokrasiden de söz edilemez" ifadelerini kullandı.


Vatandaşın yaşadığı sorunların gün yüzüne çıkarılmasının gazetecinin sorumluluğu olduğunu belirten Lodos, "Gazetecilik halktan yanadır. İşçinin hakkı gasp edilirken, emekçinin direnişi bastırılırken, kadınlar şiddete uğrarken, gençler geleceksizliğe mahkûm edilirken, yoksulluk büyürken ve kamu kaynakları sermayeye aktarılırken bunları görünür kılmak gazeteciliğin kamusal sorumluluğudur. Gazeteci, halkın bilmesi gerekeni açığa çıkarmakla yükümlüdür; iktidarın bilinmesini istemediğini gizlemekle değil. Gazetecilik siyasi iradenin, sermayenin sesi olamaz! Onlar yalnızca bir haber uğruna bedel ödemiyor. Halkın gerçekleri öğrenme hakkı, kamu gücünün denetlenmesi ve toplumun kendi geleceği hakkında özgürce karar verebilmesi için bedel ödüyorlar. Bu nedenle gazetecilere yönelen baskı, aynı zamanda toplumun gerçeğe ulaşma hakkına yönelmiş bir saldırıdır" dedi.

"Özgür basın yoksa özgür toplum yoktur!"

Vatandaşların gerçeğe ulaşma hakkının önüne geçilmesi için herkese çağrı yapan Lodos, “'Gazetecilik suç değildir' diye haykıran onlarca meslektaşımızın bu mesajı iktidaradır ama yurttaşlarımızın da duyması gerekir. Susturulan sizin hakkınızdır. Engellenen sizin gerçeklere ulaşma hakkınızdır. Kapatılan sizin gerçekleri öğrenip politik iradenizi oluşturma hakkınızdır. İşçinin, çiftçinin, esnafın, memurun, kadının, gencin özetle bu toplumun yani sizlerin gerçekleri öğrenmeniz, gelişmelerden haberdar olmanız istenmiyor. Sadece gazeteciler değil siz de susturuluyorsunuz! Bir kez daha vurgulamak gerekir ki basın özgürlüğü sadece gazetecilerin değil toplumun tüm kesimlerinin sorunudur. Özgür basın yoksa özgür toplum yoktur!" açıklamasında bulundu. Lodos'un yanı sıra, yürüyüle katılarak gazetecilere destek veren meslek örgütü ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri de tutuklu gazetecilere destek açıklamasında bulundu.


Eskişehir Barosu Başkan Yardımcısı Bora İmadoğlu, basın emekçileri ve tutuklu gazetecilerle dayanışma içinde olduklarını belirterek, "Basın emekçisi kardeşlerimizin ve tutsak bulunan arkadaşlarımızın her zaman arkasında olduğumuzu beyan etmek isteriz. Tutuklu olanlar aslında gazeteci arkadaşlarımız değil, halkın haber alma özgürlüğüdür" dedi.

KPSS günü Eskişehir’de hangi bölgelerde tedbir alınacak?
KPSS günü Eskişehir’de hangi bölgelerde tedbir alınacak?
İçeriği Görüntüle

"Mücadele etmeye devam edeceğiz"

Birgün Gazetesi Muhabiri ve gazeteci İsmail Arı'nın mesai arkadaşı Ezgican Ceylan, baskılara, tutuklamalara ve engellemelere rağmen gazetecilik yapmaya devam edeceklerini belirterek, "Medyanın büyük çoğunluğunun iktidarın kontrolünde olması bir yana, bizler bugün gazetecilikte ısrar ettiğimiz için iktidarın doğrudan hedefindeyiz. İsmail, bu mesleğin yüz akı olan gazetecilerden yalnızca biri. İçerideki arkadaşlarımıza selam olsun. Onlar için, mesleğimizin onuru ve geleceği için mücadele etmeye, gerçekleri yazmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eskişehir Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Uygar Kurtcu, "Yıllardır bu ülkede halkın haber alma hakkı sistemli bir şekilde yok edilmek isteniyor. Basına vurulan her kelepçe, halkın iradesine ve özgürlüklerine vurulan bir kelepçedir. Gazeteciliğin susturulmak istenmesi, bu ülkedeki emekçilerin, kadınların, gençlerin ve tüm halkın gerçeği öğrenme hakkının karartılması anlamına geliyor" dedi.

"Basına yapılan bu zulmü hepimize yapılmış bir zulüm olarak kabul ediyoruz"

Eskişehir Bilecik Tabip Odası Başkanı Nazan Aksaray, "Basına yapılan bu zulmü hepimize yapılmış bir zulüm olarak kabul ediyoruz. Basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke arasında 163. sıradayız. Bu, ülkemiz adına büyük bir ayıptır. Özgür basın susturulamaz. Basın emekçilerinin yanındayız. Arkadaşlarımızın bir an önce özgürlüklerine kavuşmaları ve dışarıda olmaları için mücadele edeceğiz" diye konuştu. Memleket Sevdalıları Derneği Başkanı ve gazeteci Murat Ağırel'in mesai arkadaşı İbrahim Şavlukbaş, "Murat, tam bir devrimci Kemalisttir, cumhuriyetçidir. Gözünü budaktan sakınmaz, dik durur ve mücadelesini kararlılıkla sürdürür. Murat’ın kendisi de çocukları da eşi de artık bize emanettir, bizlere emanettir. Bizler mücadele edenlerin yanındayız" ifadelerini kullandı.

Kaynak: HABER MERKEZİ