Eskişehir Yeşil Sakarya Yaş Sebze ve Meyve Üreticiler Birliği Başkanı Süleyman Buluşan, üretici birliklerinin hem hallerde hem de ihracatta sistematik biçimde dışlandığını söyledi. Üreticinin ürünü olmasına rağmen fiyatı belirleyemediğini vurgulayan Buluşan, mevcut hal ve pazarlama düzeninin aracıları güçlendirdiğini, üreticiyi ise kendi toprağında kiracı konumuna ittiğini ifade etti.
İHRACAT KAPISI BİZE AÇILMIYOR
Üretici birliklerinin hallerde yerinin olmamasını eleştiren Buluşan, “Bizim için Türkiye'nin en gözde pazarı İstanbul Bayrampaşa halidir. Burada hakikaten kendi üretimi yapan üreticinin maydanozu satılmakta zorluk çekiyor. Biz burada şunu istiyoruz. Yıllardır söylene gelen bir şey, aslında kanunda da yeri olan bir şey; üretici birliklerin hallerde yeri olması. Ticari düşündükleri için belediyeler buna fazla yaklaşmıyor. Kanuna vermek zorunda ama yapmacık olarak orada üretici birliklerin yerleri var. Ama gelip de örneğin biz Eskişehir'de üretici birliği olarak İstanbul Bayrampaşa haline 12 ay günlük ortalama 10 araç TIR bazında 20 araç mal girmekte. Özellikle şu anda roka. Yani Türkiye'nin gözdesi. Gerçekten Sakarı Vadimizin en büyük şu andaki verimli olan şeylerinden bir tanesi rokadır. Ama bu kimin elinde şu anda? Yine ticaretini yapanların elinde. Üretici kendini basıyor, çekiyor. Niye? Maliyetleri karşılayamadığı için ya tarlasını bu insanlara kiraya veriyor veyahut da ürettiği ürünü onlara satış yapıyor. Bunlar ne yapıyor? Almış olduğu ürünü tekrar bir aracı olarak İstanbul halinde pazarlama yapıyor. Bu fiyatlar bu insanların yerinde tekelleşmiş olur. Şu anda tabii yine devletin vermiş olduğu çok büyük destekler olan seracılık sisteminde şu anda Sakintepe'miz olsun, Sakarya Vademiz olsun artık beyaza bürünmüş durumda. seralarda. İçinde her türlü ürünümüz var. Şu anda neyi üreteceğimizi düşünmeye başladık. Neden? Şu anda seralarımızda maydanoz var. Eskişehir'de şu karın altında hemen bir kilometre ileride gidelim; marul var, maydanoz var, taze soğan var. Ama buna rağmen üreticimiz burada ürettiği malı şu anda satamamaktır. Çünkü dışarıdan gelen veya dışarıya giden ürün de dengeyi kuran aracı. Yani sizin istediğiniz kadar taze malınız olsun, ürünün fiyatını belirleme şansı bizim elimizde değil. Bunun yapılması için üretici birliklerinin bu hallerde rakabet şansı doğması lazım. Çok küçük de olsa, yüzde 11 konumda da olsa biz bunu Tepebaşı Belediyesi ile Sakintepe, soğuk hava depomuzda yaşıyoruz. Eskişehir'e çıkan üreticilerimiz, ürettiği ürünü bugün ben ürünü üretmişim. Elimde kalmış satamıyorum. Ne yapıyorum? Soğuk hava deposuna Yeşil Sakar Üreticiler Birliği üyesi olan arkadaşlarımızın malını getirip buraya koyuyoruz. Burada belediye ücret karşılığı almıyor. Yani elektrik maliyet masrafları için üreticimize destek olmak amaçlı. Bizim burada bir tek lazım olan şey pazar. Mevcut olan üreticilerimizle pazarda yerimizi, malımızı değerlendirebiliyoruz. Ama daha fazla Sakintepe bölgesinde diğer bölgemizdeki üreticilerimizin diğer illerdeki yapmış olduğu satışı daha kaliteli, daha güzel, daha verimli, daha kaliteli fiyat alabilmemiz için mutlaka bu rekabete girme şansımız olması lazım. İhracatın kapısı açılıyor ama yine bize değil başkalarına açılıyor.” diye konuştu.
SORUN ÜRETİCİDE DEĞİL, SİSTEMDE
Tarımda denetimin artması gerektiğini vurgulaya Buluşan, “Pazar olmadan üretim yaptığımız takdirde bizim için çok büyük sıkıntı üreteceğiz. Bugün hem toprakları kiralama hem hayvandaki ölümlerin bunların hepsinin tek yegane çözümü disiplin altına alma. Bugün Tarım Ilçe Müdürlükleri, Tarım Il Müdürlükleri eğitim ve denetimle uğraşmalı. Diğer konularda örneğin kooperatifler, ziraat odaları yapması gereken de bu Tarım İlçe Müdürlüğü'nün yaptıklarını yapmak. ÇKS belgesi de öyle. Bugün veteriner hekim veyahut da çalışan personel sahaya indiği vakitler hem şap açısında olsun hem diğer konularda olsun hayvanları takipte olsun. İşte sebzede, meyvede her şeyde bunu yapmamız lazım. İlaç konumunda vatandaşı gelip tarladaki üreticimize bu ilacı kullandığından dolayı ceza yiyorsun. Yanlış ilaç kullandığından. Bu yanlış ilacı kullanan bir üretici değil; bu ilacı getiren, satan. Çünkü benim çarem yok. Çünkü artık orada mesela otla mücadele, sebzedeki, maydanozdaki otla mücadele etmem gerekiyor. İşçilik maliyeti çok yüksek. Ne yapmam lazım? İlaç atmam lazım. Çünkü başka zaten işçi de soksam, işçi o otu öldüremiyor. Ama ilaç o otu öldürüyor, maydanoz kalıyor. Tabi ilaçta kalıntı kalmaması için belirli bir süresi var. Ne yapıyorum? Buradaki içinde yasaklı olan ilaçları piyasada çekemezsek, vatandaş da bunu satıyorsa, bunu bilmeyen üretici de bunu alıyorsa. Buradaki sıkıntı, sorun üreticide değil, bu sistemde. Bu hem üretim açısından hem pazarlama açısından bizim maliyetlerimizin düşürülemeyeceğine göre en azından bunların yapılıp üreticinin para kazanması lazım.” değerlendirmelerinde bulundu.


