Tarihi alandaki tahribatı görüntüleyen ziyaretçiler, bölgeye güvenlik kamerası ve güvenlik görevlisi takviyesi yapılmasını istedi.
Tarihi duvarlara isimlerini yazdılar
Dağlık Frigya’nın en önemli merkezlerinden biri olan ve M.Ö. 8’inci yüzyılda Frigler tarafından kurulan Yazılıkaya, tarihi dokusuyla yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.
17 metrelik Midas Anıtı ile de tanınan yaklaşık 3 bin yıllık tarihi alanda bazı kişi veya kişiler tarafından duvarlara isimler yazıldığı ve çeşitli şekiller çizildiği görüldü.
Özellikle oyuk ve mağara olarak kullanılan bölümlerdeki yazı ve çizimler, tarihi alanı ziyaret edenlerin tepkisine neden oldu.
“Yabancı turistler tahribatları çekiyordu”
Tarihi alanı ziyaret eden Sade Aslan, karşılaştığı görüntülerden duyduğu rahatsızlığı sosyal medya hesabından paylaştı.
Yazılıkaya’yı daha önce çevresinden aldığı tavsiyeler üzerine ziyaret ettiğini belirten Aslan, tarihi yapıların duvarlarına yazılar yazılmasına ve şekiller çizilmesine tepki gösterdi.
Aslan, “Yazı yazmışlar, kazımışlar, tuhaf tuhaf ve terbiyesizce resimler çizmişler. Ateş yakmışlar, etrafta idrar kokusu var. İnanılır gibi değil, hiç böyle bir şey hayal etmemiştim” dedi.
Ziyareti sırasında yabancı turistlerle de karşılaştığını anlatan Aslan, “Turistler yapıları çekmekten ziyade sürekli olarak bu tahribatları çektiler, bu durum çok üzücü” ifadelerini kullandı.
“Kesinlikle kamera ve güvenlik olmalı”
Tarihi alanın korunması için güvenlik önlemlerinin artırılması gerektiğini savunan Aslan, bölgede kamera sistemi bulunması gerektiğini söyledi.
Aslan, “Artık sokaklarda, kıyıda köşede bile kameralar varken bu gibi tarihi yerlerde kamera olmaması çok üzücü. 3 bin yıllık bir geçmişi varmış. Yani önemini kelimelerle tarif etmek biraz yetersiz kalır çünkü toprağımızın ve her taşımızın bizim için önemi var” diye konuştu.
Bölgede yaşayan bazı kişilerle de görüştüğünü belirten Aslan, tarihi alanın turizme açılmasının ardından tahribatların arttığını öne sürdü.
“Ören yerlerinin giriş çıkış saatleri düzenlenmeli”
Tarihi alanların korunması için ziyaret saatlerinin de yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade eden Aslan, belirli saatlerde giriş ve çıkış uygulaması yapılmasını önerdi.
Aslan, “Turizme açılan yerler bence biraz daha saatli olmalı. Belli saatlerde açılıp belli saatlerde kapanmalı ve güvenlik mutlaka bulunmalı. Ben hiçbir güvenlik göremedim” dedi.
Özellikle mağara ve oyukların içerisinde çok sayıda yazı ve çizimle karşılaştığını anlatan Aslan, tarihi yapıların gelecek nesillere aktarılabilmesi için daha etkin önlemler alınması gerektiğini vurguladı.
“Bu durum ailede başlar, okulda devam eder”
Tarihi ve kültürel değerlere zarar verilmesinin yalnızca güvenlik tedbirleriyle çözülemeyeceğini belirten Aslan, çevre ve kültür bilincinin çocuk yaşta kazandırılması gerektiğine dikkat çekti.
Aslan, “Bakın, bunun kaynağı aslında dün ya da bugün başlamış değil. 5 yaşındaki çocuklar parklarda salıncakları kırarken ya da bir çocuk anaokuluna, ilkokula başladığında arkadaşının kalemini, defterini kırdığında ‘Çocuktur geçer, çocuktur yapar’ dediğimizde başlıyor” ifadelerini kullandı.
Tarihi yapılara zarar verilmesinin gelecek nesiller açısından da ciddi bir sorun olduğunu söyleyen Aslan, “Bu durum ailede başlar, daha sonra okulda devam eder ve en sonunda kişinin kendisini geliştirmesiyle şekillenir” dedi.



