Hayvan Hakları İzleme Komitesi’nin 2025 yılına ilişkin paylaştığı verilere göre, geçtiğimiz yıl Cumhuriyet başsavcılıklarında 5199 sayılı Kanun kapsamında toplam 4 bin 744 dosya işlem gördü. Bu dosyalardan 2 bin 878’i aynı yıl içinde karara bağlanırken, yalnızca 869 dosya kamu davasına dönüştü. Buna karşılık bin 777 dosyada ise kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. Kararları eleştiren Eskişehir Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı Ozan Akbe, uygulamadaki eksikliklerin cezasızlık algısını güçlendirdiğini söyledi.

Eskişehir'de araçların arasında ölümüne yarış!
Eskişehir'de araçların arasında ölümüne yarış!
İçeriği Görüntüle

"SONUÇSUZ KALIYOR"
Akbe, verilerin sahada uzun süredir gözlemledikleri bir sorunu rakamlarla doğruladığına dikkat çekerek, “Bu tablo bize şunu söylüyor: Sorun ihlallerin bildirilmemesi değil. Yurttaşlar hayvanlara yönelik şiddeti artık yargıya taşıyor, ancak bu başvuruların büyük kısmı sonuçsuz kalıyor. 2021 yılında 7332 sayılı Kanunla yapılan değişiklik önemli bir adımdı. Hayvanı kasten öldürmek, işkence ve eziyet etmek kabahat olmaktan çıkarıldı, hapis cezası öngörülen suçlar haline getirildi. Ancak geçen sürede uygulama bu yasal iradenin gerisinde kaldı. Dosyaların soruşturma aşamasında kapanmasının başlıca nedeni, delillerin zamanında ve eksiksiz toplanmaması. Olay yeri incelemesi, veteriner hekim raporu, nekropsi, kamera kayıtları gibi deliller toplanmadığında dosyalar ‘faili belirlenemedi’ ya da ‘delil yetersizliği’ gerekçesiyle kapanıyor. Kamu davası açılan sınırlı sayıdaki dosyada da cezaların alt sınırları düşük olduğu için verilen cezalar çoğunlukla hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme veya adli para cezasına çevirme yoluyla fiilen sonuçsuz kalıyor” diye konuştu.

"BİRİMLER KAPATILDI"
Akbe, “Failin hiçbir yaptırımla karşılaşmadığını gören toplumda cezasızlık algısı yerleşiyor. Bu algının hayvanlara yönelik şiddeti cesaretlendirdiğini, hayvana yönelen şiddetin de çoğu zaman insana yönelen şiddetin habercisi olduğunu biliyoruz. Delil toplama sorunu ortadayken atılan son adım ise tam ters yönde oldu. Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı’nın 81 il emniyet müdürlüğüne gönderdiği yazıyla Çevre, Doğa ve Hayvanları Koruma Şube Müdürlükleri ve büro amirlikleri kapatıldı; jandarma teşkilatındaki benzer yapılanmalar da sonlandırıldı. 2020 yılından bu yana faaliyet gösteren HAYDİ birimleri, ihbarın doğrudan ve hızlı biçimde kolluğa ulaşmasını, olay yerine zaman kaybetmeden müdahale edilmesini sağlıyordu. Bu birimlerde görev yapan personel, hayvana yönelik suçların kendine özgü delil yapısını bilen, veteriner hekimlikle temas halinde çalışan bir kadroydu. Kararın gerekçesi bugüne kadar kamuoyuyla paylaşılmadı” dedi.

ENGELLERİMİZİ KALDIRIN
İhbarın ilk saatlerinin belirleyici olduğunu da dile getiren Akbe, cümlelerini şöyle tamamladı: “Yaralı ya da ölü hayvana ilk müdahale eden ekibin ne yaptığı, kamera kayıtlarının silinmeden temin edilip edilmediği, nekropsi için gerekli sevkin yapılıp yapılmadığı dosyanın kaderini tayin ediyor. Uzmanlaşmış birim ortadan kalktığında bu iş, alanla ilgisiz ve iş yükü zaten ağır olan genel kolluğa kalıyor. Verilerin gösterdiği tabloya bakıldığında, bugün ihtiyaç olan şey bu birimlerin kapatılması değil, yetki ve kadrolarının güçlendirilmesiydi. Kararın gözden geçirilmesini talep ediyoruz. Yapılması gerekenler belli. Cezaların alt sınırları, seçenek yaptırımlara çevrilemeyecek düzeye yükseltilmeli. Bu suçlarda uzmanlaşmış savcılık ve kolluk birimleri kapatılmak yerine yaygınlaştırılmalı, soruşturmalarda delil toplama standartları oluşturulmalı. Baroların bu davalara katılmasının önündeki engeller de kaldırılmalı; bugün hayvanlar hukuken hâlâ ‘eşya’ statüsünde değerlendirildiği için barolar ve sivil toplum kuruluşları çoğu davada müdahil dahi olamıyor.”

Muhabir: MEHMET TOLGA TUNÇ