Migrenin yalnızca baş ağrısından ibaret olmadığını vurgulayan Uluğ, bu rahatsızlığın yaşam kalitesini ciddi şekilde düşüren önemli bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekti.

Migrenin çocukluk çağından itibaren görülebileceğini ifade eden Dr. Uluğ, doğru tanı ve kişiye özel tedavi planlamasının hastalığın kontrol altına alınmasında büyük rol oynadığını söyledi.

“Her baş ağrısı migren değildir”

Baş ağrısı şikayetlerinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirten Dr. Uluğ, her ağrının migren olarak kabul edilmemesi gerektiğini ifade etti.

Eskişehir'de sezon öncesi kampanya hareketliliği
Eskişehir'de sezon öncesi kampanya hareketliliği
İçeriği Görüntüle

Öncelikle migreni taklit edebilen damarsal hastalıklar ve farklı sağlık sorunlarının araştırılması gerektiğini söyleyen Uluğ, gerekli durumlarda görüntüleme yöntemleri ve kan tahlillerinin devreye girdiğini belirtti.

Ayda bir ya da iki kez görülen seyrek ataklarda sadece ağrıyı hafifletmeye yönelik tedavilerin yeterli olabileceğini kaydeden uzman isim, haftada birkaç güne yayılan ve kişinin sık sık acil servise başvurmasına neden olan durumlarda ise koruyucu tedavilerin ön plana çıktığını aktardı.

Migren botoksu ve yeni nesil tedaviler

Günümüzde migren tedavisinde farklı yöntemlerin başarıyla uygulandığını belirten Dr. Uluğ, halk arasında “migren aşısı” olarak bilinen uygulamalar ile migren botoksunun artık rutin tedaviler arasında yer aldığını söyledi.

Bu yöntemlerin özellikle sık atak yaşayan hastalarda olumlu sonuçlar verdiğini ifade eden Uluğ, migrenin sadece ağrı değil; ışığa hassasiyet, mide bulantısı, kusma ve genel keyifsizlik gibi belirtilerle de günlük yaşamı olumsuz etkilediğini vurguladı.

Lodos, açlık ve bazı gıdalar atağı tetikleyebilir

Migren ataklarının çevresel ve beslenmeye bağlı birçok faktörle tetiklenebileceğini söyleyen Dr. Uluğ, özellikle adet dönemleri, uzun süreli açlık, lodoslu hava ve bazı yiyeceklerin risk oluşturduğunu belirtti.

Mayalı içecekler, yoğun aromalı gıdalar ve aşırı şeker tüketiminin de migren üzerinde doğrudan etkili olabileceğini ifade eden Uluğ, hastaların bu tetikleyicileri fark etmesinin tedavinin temel noktası olduğunu dile getirdi.

Amaç yaşam kalitesini artırmak

Tedavide asıl hedefin yalnızca ağrıyı kesmek olmadığını belirten Dr. Uluğ, hastaların kendi migren düzenini tanımasının ve buna göre yaşam alışkanlıklarını düzenlemesinin büyük önem taşıdığını söyledi.

Uzmanlar, düzenli uyku, dengeli beslenme, stres kontrolü ve tetikleyici faktörlerden uzak durmanın migrenle mücadelede ilaç kadar önemli olduğuna dikkat çekiyor.

Kaynak: Haber Merkezi