24 Haziran seçimlerine doğru; iktidardaki AK Parti iç ve dış siyaset ile ekonomi alanındaki politikaları karşısında etkili bir muhalefet ile karşı karşıya. Ama bana göre 24 Haziran seçimlerinin sonucunu sadece siyaset ya da ekonomi politikaları belirlemeyecek. AK Parti'yi bekleyen çok daha büyük bir sorun, tehlike mevcut.
O da sırtını AK Partiye dayayarak bir yerlere gelen insanların topluma dönük davranışları…
Siyasi ya da ekonomik gelişmeler ve bunlara yönelik uygulanan politikalar mutlaka bir şekilde düzeltilebilir. Uzmanlarına başvurulur, bilimsel parametreler, kriterler belirlenir ve işler bir şekilde rayına girer. Ancak sırtını partiye dayayarak hareket eden insanların sergilediği tutumların ve etkileşimde bulunduğu diğer insanlara yönelik gösterdiği davranışların telafisi asla olamaz.
AK Parti'nin gücünü arkasına alarak üniversiteler gibi, kamu kurumları gibi, Oda'lar gibi belirli alanlarda istihdam edilen milletvekili kardeşleri, yeğenleri, akrabaları, hısımları bu büyük tehlikeyi yaratmış durumda. Üstelik bu kişilerin sergilediği tutum ve davranışların yarattığı rahatsızlık tüm siyasi ya da ekonomik krizlerin bile üstünde.
Bununla ilgili o kadar çok fazla olay ve örnek yaşanıyor ki AK Parti yöneticilerinin buna nasıl bir çözüm bulacağı büyük bir soru işareti.
BİZZAT ŞAHİT OLDUĞUM OLAY
Yaşanmış onlarca olayın içinde bizzat şahit olduğum bir olay: Üniversitenin birinde bir personel, bir akademisyene saygısızca herkesin ortasında hitap edebiliyor, senli-benli konuşabiliyor. Çünkü o personel, bir AK Parti milletvekilinin kardeşi çıkabiliyor ve tüm herkes, kendisiyle bu şekilde konuşabilen personelden rahatsız olan akademisyeni uyarıyor.
Deniyor ki, 'O herkesle öyle konuşuyor, Dekanla bile bu şekilde konuşur. Sen ne yaptın?'
İşte kastettiğim de bu: Eğer bir milletvekili kardeşi, koskocaman bir akademik yuvada, üniversitede çevresine böyle bir tahakküm zinciri oluşturabildiyse bu AK Parti'nin karşılaşacağı en büyük tehlike olarak görülmeli.
Ben Dekana karşı öyle bir hitap olabileceğine ihtimal veremiyorum ama bunun dillendirilmesi, bunun bu şekilde yansıtılması bile tablonun vahametini ortaya koyabiliyor.
Eğer hiçbir akademik çalışması olmayan bir idari çalışan sırf AK Partili milletvekilinin yakını diye doktorasını yapmış, yaşamını ve ömrünü bilime adamış akademisyenlerden bile üstte görülüyorsa çok büyük sıkıntı başlamış demektir.
ERDOĞAN BU KONUDA UYARMIŞTI
Eğer, insanlar; sırtını AK Parti'ye dayayarak bir yerlere gelenlere karşı ilişkilerin en temeli olan 'saygı' ağını oluşturmak için bile mücadele içine girmişlerse orada çok büyük problem var demektir.
İnsanlar; milletvekili kardeşi, yeğeni, amcası vb'lerine karşı uyarılmak zorunda kalıyorsa AK Parti'nin çözmesi gereken çok daha büyük problemleri var demektir.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konuda tüm teşkilat üyelerini uyardığını biliyoruz. Bu uyarılara rağmen 'partiye yakın olanların yakınlarının' bu tutumları AK Parti'nin üzerinde çalışması gereken en önemli sorundur.
Ekonomik politikalar insanların cebini yakabilir ama inandığımız üzere çözümü vardır. Ama insani ilişkilerin çözümü yoktur, insanlar hissettiklerini yaşar, hissettiklerine inanır.
AK Partili diye, her istediğini yapabileceğine inanılan insanların sayısı çoğaldıkça, bu tahakküm zinciri oluştukça halkın partiye olan teveccühü azalır, sona erer.
Hangi parti olursa olsun, güç; insan kazanmak ve insani ilişkileri saygı çerçevesinde sürdürmek için kullanılır. Aksi durum kaybettirir.
AK Parti'yi bekleyen en büyük tehlike de ne siyaset ne de ekonomidir.
En büyük tehlike sırtını AK Parti'ye dayayarak herkese 'ayar vermeye çalışan' insanların ta kendisidir.
Ahmet Hamdi Tanpınar ne demişti; 'Cahilsin, okur öğrenirsin. Gerisin, ilerlersin. Adam yok, yetiştirirsin. Paran yok, kazanırsın. Her şeyin bir çaresi vardır. Fakat insan bozuldu mu, bunun çaresi yoktur.'