'Havada akranıyla uçmayan kuşun sesi havadan değil, tavadan gelir.' atasözümüzü duymuşsunuzdur. 'İnsan, yaşça kendine yakın kişilerle arkadaşlık etmelidir. Aksi durumlarda mağdur duruma düşebilir, istismar edilebilir, zarara uğrayabilir.' anlamında kullanıldığı gibi 'yaşça yakınların bir arada bulunuyor olması, her ikisi açısından faydalıdır.' anlamını da düşünmek mümkün.
Bir Türkmen atasözü şöyle diyor: 'Deve gider gider, dengini gözler.'
Ne kadar anlamlı değil mi?
Doğan Cüceloğlu, 'Kendini tanımayan, dengini zor bulur.' derken ne kadar haklı değil mi?
Evet, küçük yaştan beri akranımız ile bir arada bulunmak, mutluluğumuzun belli bir bölümüdür.
Hemen her şeyi akranımızla daha iyi paylaşırız. Hemen herkes, akranıyla daha çabuk anlaşır.
Belli istisnalar dışında özellikle zevk ve haz bahsi, akranlar arasında daha çok kabul görür.
Akranlar arasında birbirini yabancılaştırma, daha az yaşanır.Teselli, akranlar arasında daha bir anlam kazanır.Akran akranı daha bir hoş görür.
Zamanı akranlar, daha bir iyi anlıyor. İtaat ve hürmet, en güzel şekliyle akranlar arasında yaşanıyor. Arkadaşlıklar, ahbaplıklar dostluklar… en güzel akranlar arasında vücut buluyor.
Kalabalığı, kargaşayı, gürültüyü akranınızla daha bir başka anlamlandırıyorsunuz.
Bütün gündüzler bütün geceler boyu çektiklerinizi akranlar daha iyi anlıyor.…Vazife, ikbal, rütbe, nişan… her şey, akranlar arasında önemli ve değerli oluyor.
Yalnızlık alanlarımız, akranlarımızla anlam ve değer kazanıyor.Akranlar elemlerde, sıkıntılarda birbirine daha yol gösterici oluyorlar.Yalnızlığın rahatlığını en iyi onlar anlıyor.
Yalnız kaldığımızın, yalnız kalamadığımızın, yalnız kalmamız gerektiğinin, yalnızlığı güç olarak kabullenmemiz gerektiğinin en güzel açıklamasını akranlar, yapıyor birbirine.
Kendimizi niçin yalnız hissetmek gerektiğini yahutkendimizi yalnız hissetmemenin korkusunu da sevincini de tamı tamamına akranlar, anlar ve anlatır birbirine.
Sevdikçe sevmek, yaşadıkça yaşamak, kaçtıkça kaçmak akranları bağlar birbirine...
Yaşamanın, her ne olursa olsun sevmenin gereği, akranlarla daha iyi öğreniliyor.
İstenmez ama direnişler, ısrarlar, karşı gelmeler hatta meydan okumalar daha iyi kavranıyor akranlarla.
Akranlar da öyle 'yunmuş Yusuf olmuş' değil elbette. Kızdığı, konuşmadığı, tavır koyduğu kişiler de var elbet akranların.
Küçük büyük bin bir hatıra dillenir ve dinlenir akranlar arasında. Kalbi ve ruhuyla dinler akran akranı.
Kimsenin kimseye hürmet etmediği, kimsenin kimseyi hürmete layık görmediği anlarda bile akranın akranına söyleyecek o kadar çok şeyi var ki...
Yalnızlık her tarafımızı doldurduğunda bir akranın muhabbeti rahatlatıyor bizleri.
Yaşımız kemale erdiğinde akranımızı daha da çok arıyoruz.
Hele altmışa yaklaşmışsak, şöyle bencileyin altmışı biraz da geçmişsekhepakranınızı arayıp duruyoruz.
Evet, hayat böyle …
Gün gelip de yalnız kalacağımız gerçeğini aklımızdan çıkarmayalım. Bu duruma yolu her ne ise kendimizi alıştıralım.
Cahit Sıtkı Tarancı Otuz Beş Yaş Şiiri'nde dediği gibi olacak işte.
'Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.'
Evvelimiz de ahirimiz de yalnızlık işte!
'Ekmeğini yalnız yiyen, yükünü dişiyle kaldırır.' atasözümüzü iyi kavrayınca yalnızlıktan korkmanın anlamı yok
Allah hiç kimseyi yalnız bırakmasın.
Yalnız olmadığımızı bilelim yeter.
Yalnız kalınca sıkıldığımızda, ne yapacağımızı bilemez olduğumuzda, kendimizi yalnız, yapayalnız hissettiğimizde bir akran muhabbetine ne dersiniz?
Akranıyla uçmayan kuş, var mı sahi?