Eskişehirliler iyi bilir. Eskişehir nüfusunun yüzde 60'ı göçmenlerden oluşur. Bunlar arasında Tatarlar, Manavlar, Çerkesler ve Muhacirler büyük yer kaplar. Bir renk, bir mozaiktir, Eskişehir bu anlamda. Bu göçmenlerin önemli bir kısmı en az 3-4 nesil öncesinden Eskişehir'e yerleşmiştir, bir kısmı da henüz ilk nesildir.
İster 5 nesil öncesinden olsun, isterse sadece kendisi olsun Eskişehir'e gelen, Eskişehirli olur, Eskişehir ailesine katılır. O isimlerden biri de Bahar Bilen'dir. CHP'de yaptığı siyaset ile kendisi tanısak da işletmeciliği ve lokantacı kimliği ile de Eskişehir kent hafızasına yeri donulmaz katkılar sunmuş biridir.
İşte o Bahar Bilen, şimdi olaylı şekilde tekrarlanan Eskişehir Lokantacılar Oda Başkanlığına seçildi. Bahar Bilen'in hikayesi ise inanılmaz bir hikayedir. 1989'da Jivkov zulmünden kaçarak Eskişehir'e gelip yerleşen Bilen'in yaşam hikayesi sürgünden zirveye uzanan önemli bir başarı hikayesidir.
Yaklaşık olarak 4 yıl önce kendisi ile çok değerli bir söyleşi gerçekleştirmiştim. Bahar Bilen tekrar gündeme gelince Deliorman'da doğup Eskişehir'e uzanan bu hikayenin önemli kısımlarını tekrar hatırladım.

'SİZİ TANIYABİLİR MİYİZ?
1965 Bulgaristan'ın Deliorman köyünde doğmuşum. İlk, orta ve liseyi Bulgaristan'ın Razgrad'a bağlı bir kasabasında okudum. Liseden sonra askerliğimi Bulgaristan'da yaptım. Askerliğim esnasında eşimle tanıştım. 1985'te evlendik. O zaman kendisi üniversite öğrencisiydim. İki oğlum var 1986 doğumlu Deniz ve 1988 doğumlu küçük oğlum Salih orada doğdu. Şimdi ikisi de doktor. Türkiye'de eğitim aldılar. 1985'te evlenince yaşamımızı Bulgaristan'ın Şumlu Kasabasında sürdürdük. Orada bir oto servisinde çalışıyordum.

ŞİMDİ YAPTIĞINIZ İŞLE BİR İLGİSİ YOK
Lisede motor meslek bölümünde okumuştum. Yok tabi, tabii zor yıllardır. Asimilasyona uğradık. Bulgar hükümeti zorla isimlerimizi değiştirmeye başladı. Türkçe ne varsa yasaklanmaya başlandı. Türkçe konuşmak, oynamak, oturmak yasaklanmaya başlandı. Zor günlerdi bizim içindi. Kanaat önderleri, toplumun önde gelenlerini kamplara atmaya başladılar. Tabii camiye gidenler, ibadetini yapanlar fişlenmeye başlandı. Zor yıllardı.

BU NE KADAR SÜRDÜ?
1985 ile 1989 arası. 1989'da zorunlu göç başladı. 1989'un mayıs ayına kadar insanlar kendi aralarında örgütlenmeye başladı. Toplu yürüyüşler yapılmaya başlandı. Bulgar hükümeti buna dayanamadı tabii, önce önde gelenleri sürgün etmeye başladı, sonra temmuz ayının ortalarında zorunlu göçler başladı. O sürgün sırasında haziranın sonunda temmuzun başında sürgün edildik biz de. Bize dediler ki, gece 12'de ülkeyi terk ediyorsun dediler.
BUNU BULGAR HÜKÜMETİ Mİ YAPIYOR?
Evet. Dolayısıyla biz de buraya gelmek zorunda kaldık. 24 yaşında, büyük oğlum 3, küçük oğlum 1 yalında, zor bir süreçti. Daha kendimiz bile çocuk yaşında 24 yaşında geldik buraya, eşimle beraber.

ORADA NE GİBİ İNSANİ BİR SORUN YAŞANDI? NELER YAPIYORLARDI?
Öncelikle kabullenemiyorsun. Türk doğmuşsun, ismin var, Müslümansın. Birileri birden geliyor diyor ki sen Bulgar'sın, senin adın bu bu diyor. Kendilerini belirlediği isimleri veriyor.
SİZİN İSMİNİZİ DE DEĞİŞTİRDİLER Mİ?
Evet, ismin başladığı harf ile başka isim veriyorlar. Mesela benim adım Bahar, adımı koymuş Boris. Bir şey uydurmuş. İnsanlar kabullenemiyor. Yaşlılar bunu çok ağır ödediler. Benimseyemediler. Toplumun önde gelenlerini aldılar götürdüler, kampa. Buradan dönenler oldu, dönemeyenler oldu. Zor bir süreçti, düğünlerimizi kendi adetlerimize göre yapamıyoruz, Türkçe ne varsa yasak. İsimlerimiz değiştirilip baskı görünce değerlerimize sahip çıkmaya başladık. Camiye gitmezdik mesela, camiye gider olduk. Camiye sahip çıkmaya başladık. Anladık ki cami bizim varlığımızın bir simgesiymiş oralarda. İşte böyle bir dönemde Türkiye'ye geldik. İyi ki de geldik.'
Bahar Bilen, kimliği yüzünden zulme uğrayan insanlardandı. Bir gece vakti 2,5 saatte varılacak bir yolculuğu tam 4 günde tamamlayarak Türkiye'ye, Eskişehir'e geldi. Buraya sığındı. Eskişehirli oldu.
Şimdi yeni bir başarıya imza atarak bir meslek odasının başkanlığı görevini sürdürecek.
Selam olsun ona ve kendi gibi zulme uğrayan herkese…