Salgın bir yandan, savaş bir yandan, ekonomik sıkıntılar bir yandan zorluklar arttıkça artıyor.
Neler olduğunu inceleyip değerlendirirken neler olabileceğinin tahmini de zorlaştıkça zorlaşıyor.
Belirsizlikler artıyor. Belirsizlikler artıkça gelecek kaygıları abandıkça abanıyor üstümüze.
Yerli yersiz kaygılarımız bırakmıyor yakamızı.
İki ucunu bir araya getiremiyoruz, işlerin iki yakası bir araya gelmiyor bir türlü. Ne yapsak n'etsek hep biryanı eksik kalıyor. Ne kadar istesek de derli toplu olamıyoruz niyese.
Eş dost, hısım akraba, konu komşu, birbirinden uzaklaşıyor. İstemeden de olsa birbirinden kaçıyor.
Önemli günlerden geçiyoruz.
Bilinen bilinmeyen, görülen görülmeyen badireler atlatıyoruz. Güç bela atlattıklarımız da var sürüne sürüne katlandıklarımız da var.
Tarihe not bırakabileceğimiz o kadar çok şeye şahit oluyoruz ki.
N'olursa olsun hayata sıkı sıkı sarılacağız. Hayat standardımızı yükseltmeye çalışacağız.
Hayatta bazı şeylerin tekrarı yok. Tekrarı olmayanları iyi kavrayacağız; çevremize de kavratmaya çalışacağız.
Paranın, malın mülkün, servetin ayrı bir dünyası ayrı bir cazibesi var.
Para pul, mal mülk, ev bark, mevki makam, şan şöhret vb. bizi kendine bağlasa da bizi büyülese de sonu yok bunların.
Aldanmadan, aldatmadan; zor kolay demeden mücadele edeceğiz.
Yorgun argın, borç harç olsa da yol yordam arayacağız; doğru yoldan ayrılmayacağız.
Yarım yamalak, eğri büğrü, ite kaka, ağır aksak olsa da bulup buluşturacağız; canla başla çalışacağız.
Karman çorman, zar zor, bata çıka da olsa yüzümüze gözümüze bulaştırmayacağız; iyiye, doğruya, güzele kol kanat gereceğiz.
Yardıma, yardımlaşmaya muhtaç olduğumuzu hiçbir zaman unutmayacağız.
Bu dünyaya yalnız geldiğimiz gibi yalnız da gideceğiz aslında. Bu iki yalnızlık arasında yaşanmış beraberliklerin hepimiz için ayrı bir anlamı, ayrı bir değeri var.
Bu beraberlikleri iyi tanımak, aslında, dünyayı iyi tanımak demek belli bir yerde.
Dünyayı tanıyabildiğimiz oranda ondan tat alabiliyoruz aslında.
Dünyayı tanımak sır tutmakla, kusur bağışlamakla, zamanı iyi değerlendirmekle ayrı bir anlam ayrı bir önem, ayrı bir değer kazanıyor.
Dünyayı ahiretle anlıyoruz bazen. Dünyayı ahiret için gerekli görüyoruz bazen.
Bütün bunlar ışığında dünya umurumuzda, umurumuzda olacaktabi.
'Bugün dünya yarın ahiret', 'ölümlü dünya' diyoruz. İki dünyada da yüz aklığımız için çalışıp çabalıyoruz. Hayat mücadelemiz bunu özetliyor aslında. Aşağıdaki kıssa bize çok şey söylüyor aslında:
'Profesör derse şöyle başlamış:
- Düşünün ki bugün dünyanın son günü. Yarın bu saatte her şey bitecek. Kurtuluş şansınız yok. Bugün ne yapardınız?
Öğrenciler tek tek yazmaya başlamışlar:
- Tüm sevdiğim yemekleri yerdim.
- Yatar uyurdum.
- Ormanda son defa dolaşırdım.
- Güneşin doğuşunu ve batışını son defa seyrederdim.
- Akşam yıldızları seyrederdim.
Hoca bütün hepsini tahtaya yazar. Sonra gülerek sınıfa dönüp der ki:
- Bunları yapmak için dünyanın son günü olması şart mı?'