Eskişehir’de bugünlerde cevabı verilmeyen basit ama hayati bir soru var:
Bu şehrin en değerli kamu arazileri neden birer birer özelleştirme kapsamına alınıyor?
Eski Devlet Hastanesi arazisi… Devlet Hastanesi 2018 yılında Şehir Hastanesi’nin hizmete açılmasıyla birlikte kapandı, 2020 yılında yıkıldı. O günden bu yana bu alanla ilgili yıllarca aynı söz tekrarlandı: Buraya 750 yataklı modern bir hastane yapılacak. Mecliste sorular soruldu, bakanlık yanıt verdi, hatta yatırım programına alındığı dahi söylendi.
Ortada açık bir taahhüt vardı…
Peki sonra ne oldu?
2026 yılına geldiğimizde tablo birden bire değişti. Ekonomik dengeler bozuldu, kamu kaynakları daraldı ve bir gece yarısı kararıyla o alan özelleştirme kapsamına alındı. Tam da bu karar alınırken, AK Parti’nin Eskişehir’deki temsilcileri Odunpazarı Belediyesi’nin, kasasından doğrudan para çıkmadan üretmeyi planladığı modern hizmet binası projesine karşı çıkmakla, alan önünde basın açıklamaları yapmakla meşguldü.
Merkezi idare, yereldeki temsilcilerinin elindeki politika zeminini öyle ani bir kararla altlarından çekti ki; öyle ki partinin il başkanı dahi bu kararı Resmi Gazete’den öğrendiğini açıkladı. Bu tablo, karar alma süreçlerinin ne kadar merkezileştiğini ve yerel aktörlerin ne kadar devre dışı bırakıldığını bir kez daha ortaya koydu. Aynı zamanda yıllardır konuştuğumuz “Eskişehir’in Ankara’da lobisi yok” gerçeğini de…
İktidar partisi yetkilileri, kendileri açısından zamanlaması da oldukça sorunlu olan bu kararın ardından soluğu Ankara’da aldı. Bu alanın sağlık alanı olarak kalacağını, kararı kendilerinin de doğru bulmadığını, gerekli girişimleri yaptıklarını kamuoyuna açıkladılar.
Eskişehirlilerin bir kısmı bu açıklamalarla tatmin oldu. Ancak büyük bir kısmı, geçmişte verilen sözlerin tutulmamasının yarattığı güvensizlik nedeniyle ikna olmadı. Yine de tartışmasız bir gerçek var: Her Eskişehirli bu sözlere inanmak istedi.
Ancak tüm bunlardan daha çarpıcı bir gelişme yaşandı.
Şehrin “Hava Hastanesi” olarak bildiği, uzun yıllar asker hastanesi olarak hizmet vermiş, ardından İl Sağlık Müdürlüğü ve Yunusemre Devlet Hastanesi Ek Hizmet Binası’nı da barındıran o kampüs alanı…
24 Nisan’da yayımlanan kararnameyle o alan da özelleştirme kapsamına alındı.
Yani bu şehrin sağlıkla, kamusal faydayla özdeşleşmiş iki önemli noktası, art arda aynı sürecin içine çekildi. Mesele yalnızca şehir merkeziyle de sınırlı kalmadı. Sivrihisar ve Mihalıççık’ta bulunan iki sağlık alanının da aynı kapsam içine alınması, bu sürecin artık bütüncül bir eğilime dönüştüğünü gösteriyor.
Neyse ki bu eğilime Eskişehirliler sessiz kalmadı. Yoğun tepkilerin ardından iktidarın yerel temsilcileri yeni bir Ankara ziyaretti yaptılar ve görüşmeler sonucunda bu kararın da uygulanmayacağı sözünü Eskişehir halkına verdiler. İlk gidişin ardından Devlet Hastanesi arazisini kurtardık derken, elimizdeki Hava Hastanesi de listeye konmuştu. Ümit ediyoruz ki ikinci Ankara seferi Eskişehir’in yeni kamusal alanları için yeni bir özelleştirme kapısı açmasın...
Eğer bu şehrin en kıymetli alanları birer birer özelleştirme kapsamına alınmaya çalışılıyorsa, bu artık alelade bir karar değil, merkezi yönetimin açık bir tercihidir.
Şehrin hafızasını oluşturan mekânlar, Ankara’da masa başında alınan kararlarla elden çıkarılıyorsa, burada itiraz edilmesi gereken bir durum var demektir.
Sorulması gereken en net soru şu:
Bu şehrin geleceğini kim planlıyor?
Eskişehir’in yarını, Eskişehirlilerle birlikte mi şekillenecek, yoksa gece yarısı kararlarıyla mı?
Bu özelleştirmeleri Eskişehirliler istemiyor, CHP’liler istemiyor, AK Parti’nin yerel aktörleri istemiyor, STK’lar istemiyor…Bu kentteki kamuya ait değerler hangi kriterle, kimin adına, kimden alınan görüşle özelleştirme kapsamına alınıyor?
Ve en önemlisi;
Bu şehrin kaderini, Eskişehir’de yaşamamış, ruhunu hissetmemiş, kalabak suyunun tadını dahi bilmeyen bürokratların, Ankara’da masa başında aldığı kararlara mı terk edeceğiz?
Yoksa bu şehir, kendi geleceğine kendisi mi sahip çıkacak?