Dilimizdeki “hayat” ve “yaşam” kavramları birbiri yerine kullanılıyor. Hatta hayat yerine hep yaşam kullanılıyor. İkisi aynı anlamda ise biri değeri yerine kullanılabilir, diye düşündüm hep.
Kelime kökü itibarıyla ‘hayat’ Arapça, ‘yaşam’ Türkçe.
TDK Türkçe Sözlük’te “yaşam”, “Doğumla ölüm arasında yaşanan süre; dirim, ömür, hayat” olarak açıklanıyor. Kavram ile ilgili olarak da aşağıdaki birleşik kelimeler veriliyor: “faturalı yaşam, meslek yaşamı, öz yaşam, özel yaşam, sağlıklı yaşam, sosyal yaşam, yaşam biçimi, yaşam bilimleri, yaşam boyu, yaşam dolu, yaşam düzeyi, yaşam düzeyi, yaşam felsefesi, yaşam güvencesi, yaşam kavgası, yaşam koçu, yaşam koşulları, yaşam öyküsel, yaşam öyküsü, yaşam savaşı, yaşam sigortası, yaşam standardı yaşamüstü.”
TDK Türkçe Sözlük’te “hayat”, şöyle açıklanıyor:
hayat (Arapça) (I) 1. canlı, sağ olma durumu 2. yaşam 3. yaşantı 4. Toplumsal, ekonomik, kültürel, tarihsel vb. koşulların belirlediği bir döneme, bir topluma veya bir işe özgü yaşama biçimi 5. Geçim şartlarının bütünü 6. Canlılığı gösteren hareket, kaynaşma 7. Yazgı 8. Yaşamayı sağlayan şartların bütünü 9. Bir kimsenin tarihsel biyografisi, hayat öyküsü, hayat hikâyesi
hayat (II) 1. Genellikle köy ve kasaba evlerinde, üstü kapalı, bir veya birkaç yanı açık sofa 2. avlu.
“hayat” kavramı ile ilgili olarak da aşağıdaki birleşik kelimeler veriliyor: “abıhayat, aile hayatı bitkisel hayat, bohem hayatı, cehennem hayatı, çalışma hayatı, düşünce hayatı, fikir hayatı, gece hayatı, hayat arkadaşı, hayat boyu, hayat dersi, hayat düzeyi, hayat felsefesi, hayat hikâyesi, hayat kadını, hayat kavgası, hayat okulu, hayat öpücüğü, hayat öyküsü, hayat pahalılığı, hayat seviyesi, hayat sigortası, hayat standardı, hayat şartları, hayat tarzı, hayatağacı, iş hayatı, kaydıhayat, komün hayatı, lüks hayat, ömrühayat, özel hayat, sosyal hayat, yazı hayatı.”
Bir kısmı TDK sözlükte de belirtilen aşağıdaki kavramlardaki “hayat” yerine “yaşam” desek ne olur ki?
hayat adamı: Hayatta başarılı olan, zorlukların üstesinden gelebilen, becerikli, cerbezeli kimse
hayat bulmak: Canlılık kazanmak, yaşayan bir unsur durumuna gelmek, gerçekleşme imkânı bulmak
hayat dolu: Neşeli, canlı, hareketli kimseler için kullanılır.
hayat memat meselesi: Çok önemli, hayatî ehemmiyet taşıyan mesele, ölüm kalım meselesi
hayat mücadelesi (kavgası): Hayatta karşılaşılan türlü zorluklara göğüs gerilerek gösterilen yaşama gayreti
hayat sahnesinden çekilmek: Canlılığını, geçerliğini kaybetmek, kullanılmaz olmak
hayat vermek: Canlandırmak
hayata atılmak: Geçimini sağlamak için çalışmaya başlamak
hayata geçirmek: Uygulamaya başlamak, gerçekleştirmek
hayata gözlerini yummak (kapamak)
hayata veda etmek: Ölmek
hayata küsmek: Yaşamaktan zevk almaz, bezgin ve kötümser bir durum almak
hayatı kaymak (argo): Durumu ve işleri kötüye gitmek, mahvolmak
hayatı (kendine) zindan etmek: Moral çöküntüsü veya depresyon sonucunda sosyal ilişkilerini koparıp yalnızlık içinde yaşamak
hayatı toz pembe görmek: Her şeyi iyi, güzel ve yerinde karşılamak ve geleceğe ümitle bakmak
hayatının baharında: Henüz çok genç
hayatına doymadan: Bu dünyadan gerektiği kadar kâm alamadan, daha çok gençken
hayatına girmek (bir kimse birinin): (o kimseyle) Yakın ilişki kurmak, yaşayışında yeri olmak
hayatına kastetmek (birinin): (birini) Öldürmeye niyetlenmek
hayatını birleştirmek: Evlenmek
hayatını kazanmak: Kazancı ile geçimini sağlamak
hayatını kaybetmek: Ölmek
hayatını yaşamak: Kendine uygun gelen hayat tarzını seçmek, gönlünce, dilediği gibi yaşamak
hayatını birine borçlu olmak: (bir kimse) Tarafından ölümden kurtarılmış olmak
hayatıyla oynamak: (bir kimsenin) Hayatına mal olabilecek şeyler yapmak
hayatta olmak: Yaşamak, sağ olmak
…
Evet. Nitelik vurgusu taşıyan, sadece geçen zamanı değil o zamanın nasıl doldurulduğunu anlatan “hayat” kavramı, aynı zamanda “acı, sevinç, imtihan, anlam, sorumluluk ve değerlerle” iç içedir. “Hayat” yerine her olur olmaz yerde daha çok biyolojik ve sosyolojik bir kavram olan “yaşam” mı diyelim?
Yaşam, canlı olma hâlini, sürdürme çabasını ifade eder. Var olmanın teknik tarafını anlatan “yaşam” kelimesini her “hayat” gördüğümüz kavramın yerine mi kullanalım?