Zengin daha fazla zenginleşirken yoksulun daha da yoksullaştığı da yoksulluk oranının giderek arttığı ve 4 kişiden 3'ünün de borç içinde yaşadığı ortaya çıktı. En zengin %20'lik grup toplam gelirden aldığı payı arttırarak %47,6'ya çıkardı. En yoksul %20'nin payı ise %6,1'e düştü. Bu ne demek? 100 kişi var, bu 100 kişinin en zengin 20'si orada elde edilen gelirin yarısına yakınını tek başlarına elde ediyor demek. En yoksul 20 kişi ise aldığı payın düşerek sadece 6,1'ini paylaşmak zorunda kalıyor demek.
En dikkat çekici olan da en zengin %20'nin artan payı ile en yoksul %20'nin azalan payı aynı. Yani fakirden giden gelir doğrudan zengine gitmiş. Fakirden alıp zengine giden bir ekonomik sistem halini almış bir düzen olur mu? Bu sistem halka refah verebilir mi? Bu ekonomik sistemin yaradığı tek kesimin en zengin %20 olduğu gün gibi ortada değil mi?
Sosyal ve toplumsal adaletin olmadığı, fakirin daha da fakirleşip, fakirden zengine doğru aşağıdan yukarıya doğru gelirin aktığı bir sistemin aksak ve sorunlu olup olmadığını tartışmak bile abesle iştigaldir. Çözüm ise çok basit: Korumacı, sosyal dengeleri gözeden ve yoksulları eşit çalışma ve yaşam hakkına ulaşabileceği gelire ulaştırabilecek politikaları güden emek yanlısı politikaların hayata geçmesi gerekir. Aksi durumda gelir dağılımındaki uçurum artmaya ve sosyal bunalımlar sürmeye devam eder.
TÜİK'in ortaya koyduğu gerçekleri de burada paylaşalım: