İnsan olmanın gerekliliği arasında haklara ve kanunlara saygılı olmak gelir.
10 Aralık ile başlayan hafta İnsan Hakları Haftası olarak ilan edilmiştir.
Türkiye bu konuda ciddi adımlar atan ülkelerdendir. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'ni kabul eden ülkelerin başında gelen Türkiye, bu tür konularda daima olumlu adımlar atmış ve taraf olmuştur. İnsan Hakları, temel olarak her insanın eşit derecede yaşama hakkına sahip olduğu görüşünü dile getirmektedir.

Dünya kurulduğundan beri insanlar sürekli birbirleriyle savaşmışlar. Hala da savaşmaya devam ediyorlar.
Uzun yıllar süren kanlı savaşların sonunda birçok ulus perişan olmuş, hatta yok olmuşlardır. İnsanlar savaşların, baskı ve haksızlıkların yol açtığı büyük acılar yaşadılar.
İnsan hakları, hukuk devleti, demokrasi birbirinden ayrılmaz üç kavramdır.
Aynı hizada yazılıp, algılanmaları, uygulanmaları gerekir. İlle de öncelik sıralaması yapmak isterseniz, insan hakları önce gelir.
Hukuk devleti ve demokrasi kavramları sırayla onu izler.
Demokrasiden sürekli söz edip, insan hakları ve hukuk devleti kavramlarını ikinci plana atmak doğru değildir.
Çoğunluğun oyunu alarak iktidar olmak istediğini yapmak hakkını vermez.
Demokrasi, otoriter rejim kurmak için halktan vize almak değildir.
Eğer amaç adalet ise sistem, insan hakları ve hukuk devleti kavramlarını da uygulamak zorundadır.
Çoğunluk istiyor bahanesiyle insan haklarının ihlal edilmesi adalet düzeninin bozulması olur.
Hukuk devleti aygıtları siyasal iktidara ayak uydurduğu ölçüde adalet aşınır. Kısacası, demokrasiden söz edip, insan hakları ve hukuk devletini es geçmek demokrasinin içinin boşaltılması sonucunu verir. Böyle bir düzende adaletten söz etmek olanaklı değildir. Adalet mülkün temeli olmayınca da insanın mutluluğunu arayabileceği zemin ortadan kalkmış demektir.
Hepinize, insan haklarına saygılı uzun bir ömür diliyorum.