Girne’ye yaklaşık 3 yıl önce çalışmak içingiden Elmas Demir, çalıştığı otelin satılmasının ardından yurda giriş-çıkış işlemlerini gerçekleştirmek üzere 30 Ağustos Pazar günü saat 11.00’de Filo Jet isimli yüksek hızlı yolcu gemisine bindi.
Ancak Girne açıklarında geminin batmasıyla Demir’den bir daha haber alınamadı. Gemide bulunan 267 kişiden 8 kişinin hayatını kaybettiği, 20 kişinin ise kayıp olduğu belirtildi. Kayıplar arasında bulunan Elmas Demir için eşi Abbas Demir’in Kıbrıs’taki arama çalışmaları devam ederken, 3 çocuğu da Eskişehir’de gelecek haberi bekliyor.

Annelerinin bulunması için yetkililerden destek isteyen Elmas Demir’in çocukları, yaşadıkları acıyı gözyaşları içinde anlattı. Günlerdir annelerinden gelecek iyi bir haberi bekleyen aile, arama çalışmalarının sürdürülmesini istedi. Acılı çocukların, “En azından bir mezarı olsun” sözleri ise yaşadıkları büyük çaresizliği gözler önüne serdi.
"Benim annem ölüme terk edildi”
Elmas Demir’in 27 yaşındaki kızı Özge Demir, yaptığı açıklamada, “Çoğu kişi "Gemiyi geri döndürün" diyor ama döndüren olmuyor. Üstlerinden kapıları kilitliyorlar. Hatta annemin bir tane videosu var, yukarıdan kurtulanlar video çekmiş. Annem elini çocuğun birine uzatıyor ama kimse yardım etmiyor. Resmen yardıma muhtaç bir şekilde orada ölüme terk edilmiş şekildeler. Gereken yerlerin hani ne yapması gerekiyorsa yapmasını istiyoruz. Şimdiye kadar tamam, dirisi bulunmadı ama en azından ölüsünün bulunup bir mezarını sevmek istiyoruz. Biz burada çok mağdur bir şekildeyiz. Yardımlarınızı istiyoruz. Ne olursunuz annemi görün, annemi bulun. Çaresiz bir durumdayız. Benim annem zaten orada, babam orada perişan, hasta şekilde. Her gün bir televizyon karşısına geçip ağlıyor "Benim karımı bulun" diye. Ne olursunuz artık seslerimizi duyun. Benim annemin en azından ölüsünün bulunmasını istiyorum. Benim annem ölüme terk edildi” dedi.
"Deli olduk; nasıl arayacağız, nasıl haber alacağız?"
Gemi içinden paylaşılan videolarda annesinin çırpınışlarını gördüğünü belirten Özge Demir, “Girdi-çıktı yapmak için pazar günü gemiye biniyor. Gemiye bindikten sonra kaptana "Geri dön” diyorlar. Ama geri dönme çağrılarını umursamayıp kaptan gemiyi üstlerinden kilitliyor. Orada çok kişi video çekmiş ama annem videoların içinde yok. Sadece annem orada çırpınırken gözüküyor. Videoyu duraklattığımızda fark ettik biz de annemi. Deli olduk; nasıl arayacağız, nasıl haber alacağız? Buralarda perişan olduk biz. Ne olursunuz yardımcı olun. Tamam, dirisinden vazgeçtik ama ölüsünü bulun bize” diye konuştu.
"Eve ocağımıza ateş düştü"
Annesiyle birlikte Kıbrıs’ta bulunan kanser hastası babasının gemide olmadığı için kurtulduğunu ve eşinden haber beklediğini söyleyen Özge Demir, “Saat 11.00 civarlarında babamı aramış, "Bindim ben" demiş. Saat 11.30'da yine gemide konuşmuşlar. Saat 12.00'de her şey kesilmiş, babam ulaşamamış. O adam oralarda perişan oldu hasta bir şekilde, tek başına. Gidemiyoruz yanına. Ulaşmaya çalışıyor gece gündüz gözyaşlarıyla. Her gün bir kamera görsün, önüne geçiyor "Benim karımı bulun" diye. Hastası benim babam, kanser. Eve ateş düştü, ocağımıza ateş düştü. Yüreklerimiz yanıyor. Hani nasıl anlatılır bilmiyorum, yaşayan bilir ancak. Ama böyle bir olay daha bir farklı. Resmen ölüme terk edilmiş şekilde. Annemizin bulunmasını istiyoruz. Ne olursunuz toprağı bari olsun. Toprağını bari sevelim” ifadelerini kullandı.
"Dalgıçlar girecek, hâlâ girmedi"
Annesinin kaybolduğu bölgeye babasının yanına gitmek istediğini ama artan uçak bileti fiyatları nedeniyle gidemediğini belirten Uğur Demir, “Yaşanmayacak şey yaşandı. Dönseydi daha iyiydi. İnsanları dinleseydi daha iyiydi, bu facia yaşanmazdı. Ama dinlemediler. Resmen direkt ölüme terk ettiler. Olmayacak şeyler bunlar. Ağır cezalandırılmasını istiyoruz. Bırakmasınlar bunu. Cumhurbaşkanımıza da sesleniyoruz, o da destekçi olsun bize. Ağır cezalar alsınlar, bırakmasınlar bunları. Annem suyun altında. Yani çıkanların içinde değil, listeler açıklandı. 20 kişinin arasında, suyun içinde. Dalgıçlar girecek, hâlâ girmedi. Çıkartmadılar. Bekliyoruz. Gidecektik, bu fırsatçılık durumunda gidemedik. Uçak biletleri 20 bin lira oldu, 5 bin liradan 20 bin liraya çıktı, nasıl gidelim? Bu, uçak firmalarının fırsatçılığı. Bunların yapılmaması gerekiyor” dedi.
“Denizin altında mı, sürüklendi mi onu da bilmiyoruz”
Annesi Elmas Demir’den haber alamadığı içi yaşadığı üzüntüyü dile getiren Cemal Demir, “Annemin çığlık seslerini duydum. El uzatıyorlar, elini uzatıyor ama kimsenin yardım etmediğini görüyorum. Annem bağırıyor, "Tut, tut" diye bağırıyor. İçine giriyor annem, resmen içine giriyor gemi batarken. Yani bu ihmal. Benim annem 2 gündür, 3 gündür denizin altından çıkmıyor. Ben ne yapacağım? Bir haberini alamıyoruz. Yani denizin altında mı, sürüklendi mi onu da bilmiyoruz. Cesedini alacak mıyız, alamayacak mıyız onu da bilemiyoruz. Yani gemi duyduğuma göre ikiye bölünmüş. Yani o cesetler orada mı, değil mi onu da bilmiyoruz. Şu anda limanda arama-kurtarma gemisine daha hazırlık yapıyorlarmış. Bu gemi battığında gelmeleri lazımken 3 gün sonra geliyorlar. 3 gün sonra bu insanlar ne yapacak? Nasıl çıkacak?” diye konuştu.
Gözyaşları içinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan yardım isteyen Cemal Demir, şu ifadeleri kullandı: “Annemle en son 3 gün önce konuşmuştuk. Ben babamla görüştüm zaten. Babam hissetmiş. “Elmas, seni ben yollamayacağım, pazartesi günü yollayacağım" demiş hava şartlarından dolayı. Zaten gemi kalkmamış. Ama gemi nedense karar değiştiriyor, 10 dakika sonra gemiyi çalıştırıyor kaptan. Diğer gemi ondan önce kalkması gereken yerde daha diğer gemi kalkmıyor. Kaptan kendine güvenmiş herhalde. Nasıl bir kaptansa kendine güvenmiş. Annemin cesedinin bulunmasını istiyoruz. Yani 3 gündür haber alamıyoruz. Yetkiliye sesleniyorum, Cumhurbaşkanı'ma sesleniyorum: Benim annemi bulun! Benim annemi verin! Ölüsünü istiyorum artık. Dirisini vermediniz, ölüsünü verin benim annemin! Ben annemi istiyorum! Annemi istiyorum!”





