Doğuştan kolları olmayan ve bir bacağı diğerine göre daha kısa olan milli yüzücümüz Baran Doruk Şimşek, ‘Engelli olmak bir engel değildir’ diyerek hayallerinin peşinden koşuyor. Uluslar arası arenalarda göğsümüzü kabartan Baran’ın en büyük hayali ise olimpiyatlardan madalya ile dönmek…

Engelli olmak bir engel değildir

Doğuştan kolları olmayan ve bir bacağı diğerine göre daha kısa olan paralimpik milli yüzücümüz Baran Doruk Şimşek (14), Berlin'de gerçekleştirilen Para Swimming World Series yarışlarında Genç Erkekler Multi Class 50 Metre Sırtüstünde bronz madalyayı boynuna taktı. Bu madalya, daha önce de uluslar arası dereceler elde eden Baran’ın kariyerindeki en önemli madalya oldu. ‘Engelli olmak bir engel değildir’ diyen Eskişehir Büyükşehir Gençlik ve Spor Kulübü’nün başarılı yüzücüsü Baran ile Paralimpik Oyunlardan Sorumlu Milli Antrenör ve Büyükşehir Gençlik ve Spor Kulübü Engelliler Başantrenörü Mehmet Bayrak ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Kendinden bahseder misin?

15 yaşındayım ve Özel Şehir Koleji’nde okuyorum. Muşluyum ama 3 yaşımdayken Eskişehir’e gelmişiz babamın işi dolayısı ile… Babam Hakan Şimşek döner ustası çok lezzetli döner yapar, annem Duygu Şimşek ise ev hanımı… Eskişehir’de yaşamaya başladık ve daha sonra ise Eskişehir’i çok sevdik.

Yüzmeye nasıl başladın?

6 yaşımdayken anaokulu öğretmenimin teşviki ile Osmangazi Üniversitesi’nde başladım. Orada Mehmet Bayrak hocamla tanıştım. Yaklaşık 2 haftada yüzmeyi öğrendim.

Havuza ilk kez girdiğinde ne hissettin?

Başta çok korktum ama sonra Mehmet hocam bana, benim gibi arkadaşların olduğunu ve onlar da ilk başta koktuğunu, daha sonrasında ise yüzmeyi öğrenerek çok güzel yüzdüklerini söyledi. Konuşmaları ile beni rahatlattı. Ben de bu sözlerden ilham alarak korkumu yendim ve yüzmeye alıştım.

İlk yarışından bahseder misin?

İlk yarışım Mersin’deydi. O zamanlar yaşım küçük olduğu için beni yarışa almadılar ama Mehmet hocam beni tasnif dışı olarak yüzdürdü. Çok heyecanlıydım ilk yarışım olduğu için… Bu yüzden unutamadığım bir andı…

Antrenman programın nasıl? Eğitim hayatın ile yüzmeyi nasıl dengede tutuyorsun?

Haftada 6 gün 2’şer saat antrenman yapıyorum. Sadece Pazar günleri dinleniyorum. Tabi bu dengeyi sağlamak zor bunu yapmam gerek. Sonuçta yüzme benim hayatım… Okuldan 1 ders erken çıkmam gerekiyor antrenmana yetişmem için. Fakat eğitim hayatım için çok sıkıntı yaratmıyor bu. Onu da yetiştirebiliyorum.

Yüzme senin için ne ifade ediyor?

Çok şey… Ben suya girince kendimi özgür hissediyorum. Çok severek yüzüyorum. Rekabet hoşuma gidiyor, yarış yapmayı, yarışta başka insanlarla yüzmek bunlar beni çok mutlu ediyor.

"AKP Eskişehir'de seçimi kaybedince yol vaadini de unuttu!" "AKP Eskişehir'de seçimi kaybedince yol vaadini de unuttu!"

Yarışlara zihinsel olarak kendini nasıl hazırlıyorsun?

Yarıştan önce sürekli ‘Ben yapabilirim’ diye düşünerek kendimi motive ediyorum. Kimseye bakmadan sadece kendi dereceme odaklanıyorum. Kendi derecemi 1 saniye bile olsa düşürmeye çalışıyorum. Elimden geleni yapacağıma odaklanıyorum. Yarıştan 1 gün önce olabildiğince dinleniyorum. Yatağa yatıp tavana odaklanıyorum, yarışta neler yapabileceğimi düşünüyor, yarıştaki istasyonlarımı kuruyorum zihnimde.

Kendine kimleri örnek alıyorsun?  

Kendime örnek aldığım ilk kişi Sümeyye Boyacı. O da aynı benim gibi olimpik yüzücü. Çok iyi yüzüyor. Bazen antrenmanlarda onu izliyor ve örnek alıyorum. Onun nasıl yüzdüğünü inceleyerek aynısı yapmaya çalışıyorum ki ben de daha hızlı yüzebileyim… Çok iyi yüzüyor Sümeyye… Tabi klasmanlarımız farklı ama Sümeyye abla Avrupa Şampiyonu, Dünya Şampiyonu oldu, onun elde ettiği başarılara ulaşmak istiyorum.

Milli sporcu olarak ülkemizi temsil etmek nasıl bir duygu?

Bu çok onur verici bir şey… Ailemi, hocalarımı, sevdiklerimi mutlu etmek Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayşe Ünlüce’yi gururlandırmak benim için çok onur verici, çok güzel bir his… Ülkemi gururlandırmaya devam etmek istiyorum.

Almanya’da 3’üncülük elde ettin. O madalyayı boynuna taktığında neler düşündün?

Çok mutlu oldum. İlk kez genel klasmanda 3’üncülüğüm oldu. O son yarışımda, antrenmanda yaptığım dereceleri de resmi bir yarışta skorboarda yansıtabildim. Çok sevindim buna…

Hedeflerin neler?

Almanya’da genel klasmanda 3’üncü oldum bu son bulmayacak. Bu başarımın üstüne koyarak gideceğim. 4 yıl sonraki Olimpiyatlara hazırlanıyorum. Mehmet hocamla kurduğumuz hayal, Olimpiyatta madalya almak. Bunu gerçekleştirmek istiyorum. Çok sıkı çalışmam gerektiğini biliyorum ve bunun için çok çabalıyorum.

Ailen ve arkadaşlarının desteği nasıl?   

Hem ailem hem arkadaşlarım ben yarıştan geldiğimde beni çok güzel karşılıyorlar. Dereceye girdiğimde çok mutlu oluyorlar, yarış öncesi de beni motive ediyorlar. Ben de onları gururlandırmaya çalışıyor bunu başarınca da çok mutlu oluyorum. Annem ve babamın desteği çok fazla… Onlar benim arkamda durduğu için ikisine de çok teşekkür ediyorum. Onları çok seviyorum. Onlarsız kesinlikle yapamazdım.

Yüzme dışındaki hobilerin neler?

Satranç oynamayı severim, futbol oynamayı çok severim. Müzik dinlemek hoşuma gider. Boş zamanlarımda resim yapıyorum. Bunlar beni mutlu eden şeyler…

Engelli bireylere tavsiyelerin neler?

Hayata engelli olarak gelmiş olabilirsiniz ama kesinlikle ‘Ben onlar gibi, normal insanlar gibi olamam’ demeyin. Neyi çok iyi yapıyorsanız ona yönelin. Engelli olmak bir engel değildir. Kesinlikle pes etmeyin.

En unutamayacağın yarış hangisi?

Son katıldığım Almanya yarışı… Orada gerçekten ufak da olsa performans gösterdim. Çok iyi yüzdüğümü düşünüyorum. Çok mutlu olduğum bir yarış. Almanya’da bronz madalya aldığıma sevindim.

Antrenörün Mehmet Bayrak ile ilişkileriniz nasıl?

Hocam ile ilişkilerim gerçekten çok iyi. Bana verdiği destekler için ona teşekkür ederim. İyi ki Mehmet hocamla tanışmışım. İyi ki bu sporu Mehmet hocamla yapıyorum. Sert bir antrenör değildir…

Eskişehir’de sporcu olmaktan mutlu musun?

Eskişehir’de sporcu olmaktan çok mutluyum. Çünkü Eskişehir apayrı bir şehir. Burayı çok seviyorum. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayşe Ünlüce’ye çok teşekkür ediyorum. Trabzon, Sakarya, Ankara gibi birçok şehirde yarıştım ama hiçbiri Eskişehir’in yerini tutamaz.

Baran ile nasıl tanıştınız?

Mehmet Bayrak: 5-6 yaşındayken tanıştık. Osmangazi Üniversitesi havuzuna gelmişti. O zamanlar Sümeyye, Ömer Faruk gibi sporcularım vardı. Baran’ı görünce çok şaşırmıştım. Ben Baran’ı bulmadım. ‘Bana bir paralimpik sporcu lazım hadi Baran…’ gibi olmadı yani. Öğretmeninin teşviki ile geldi ve ben şok oldum. Çünkü Sümeyye’de gördüğüm, kafamda canlandırdığım hayaller vardı, Baran’ı görünce ‘Bir işaret var Allah’ım benden bir şey istiyor’ diye düşündüm. Ben normal sporcuların da A Takım antrenörlüğünü yaptım ama o dakikadan sonra tüm ağırlığımı bu çocuklara verdim. Bize Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nde bu platformun açılmasını öngören sayın Yılmaz Büyükerşen’dir. Sonra Ayşe hanım bizi destekleyen ve bu noktalara gelmemiz için destekleyen en önemli kişilerdir. Onların desteği olmadan bu duruma gelmemiz çok zor olurdu. Onlara çok teşekkür ediyorum.

Baran nasıl bir sporcu?

Mehmet Bayrak: Baran genç, potansiyeli olan sporcu klasmanından çıkmalı. Genelde öyle olur ya ‘Potansiyeli var bu çocuğun ama yapamadı. Çok yetenekliydi ama olmadı’ değil. Baran bunun üzerine katması gerektiğini çok iyi biliyor. Bir rol modeli var. Takımımızda 4 milli sporcu bulunuyor. Onların neler yaptığını biliyor. Sümeyye ablası Koç Üniversitesi’nde okuyor. Baran’da Sümeyye’nin aynı yeteneklerini 6 yaşındayken gördüm. Ama ikisi birbirinden farklı. Baran apayrı bir çocuk. İkisinin de apayrı yetenekleri var. Ben ilerleyen zamanlarda Baran’ın ülkesinde tanınan bir sporcu olacağına inanıyorum. Sümeyye’de de bunu demiştim inanmamışlardı. Baran için de aynısını söylüyorum. Onunla en büyük hayalimiz yurt dışında bir üniversiteye gitmesi ve ben ona bunun için destek olacağım, burs alması ile alakalı. Ve oraya bireysel olacak gidecek, ne annesi ile ne babası ile… Kendi ayaklarının üzerinde duracak ve biz onu milli takımlar olarak yarışması için çağıracağız.

Muhabir: SEMİH AKDEMİR