Deniz Çağlar Fırat

Son günlerde bana göre ülkemizin en önemli gündem maddesi çevre ve doğa katliamları… Özellikle sosyal medyada en çok konulan ve tepki gösterilen konu bu olmuş durumda. Kaz Dağları'nın başına gelen büyük felaketin etkisi hangi vicdan sahibi yüreği sızlatmaz ki? Sürekli Kanadalı firma üzerinden yönlendirilen tepkilere rağmen Kaz Dağları ya da tarihi ismiyle İda Dağları bugün bir avuç kapitalistin oyuncağı olmuş durumda. Tepkiler Kanadalı firmaya yönlendiriliyor ama o firmanın bu denli büyük bir katliama sebep olabilecek izinleri nereden ve nasıl aldığı üzerine kimse çıkıp da yorum yapamıyor.
Sanki Kanadalı izni Kanada hükümetinden almış gibi bir düşünce yapısı içine girilince doğal olarak da bu ve buna benzer diğer çalışmaların da üzeri örtülüyor.
İşte Eskişehir… Alpu termik santrali ile başladığımız çevre ve doğa sınavımız eş zamanlı olarak Murat Dağı'nda siyanürlü altın arama ve 31 bin hektarlık bir alanda manyezit, nikel, demir madeni arama ve kırma alanı için ÇED'in olumlu Kararı vermesi ile genişlemiş durumda. Adeta çevre savaşı içindeyiz.
31 BİN HEKTARLIK ALANDA ÇEVRE MÜCADELESİ
Beylikova, Sivrihisar ve Mihalıççık ilçelerimizin sınırları içinde kalan 31 bin hektarlık alanda demir, magnezit ve nikel madeni çıkarmak için çalışmalara başlandığında tarım alanları, su kaynakları ve yaban hayatı yok edilecek. Bölgede 286 bin kayıtlı olmak üzere yüz binlerce kayıtsız ağacın katledilecek.
CHP'li Utku Çakırözer, bölgede yaptığı inceleme sonucunda oldukça çarpıcı olan raporunu kamuoyu ile paylaştı. Rapor, Eskişehir ve ülkemizin nasıl büyük bir çevre felaketi ile karşı karşıya kaldığını, yeni bir Kaz Dağı felaketi ile Eskişehir'in nasıl burun buruna olduğunu gösterdi.
MADEN ARAMA ÇALIŞMALARINA NEDEN KARŞI ÇIKILIYOR?
Buna göre;