Deniz Çağlar Fırat
Ülkemizin tarım ve hayvancılık sektöründe yaşanan olumsuz tablo her geçen gün iç karartan performans göstermeyi sürdürüyor. Üreticinin girdi maliyetlerinin yüksekliği ile mücadelesinin yanı sıra dağıtım ve pazarlama sorununa ithalatçı tarım politikaların eklenmesi Türk tarımını geri dönülmez şekilde dışa bağımlı hale getirmeye başlıyor.Osmanlı'da bile 19. Yüzyılın sonlarında ekonomik yapı sanayi ve tüketim maddeleri düzeyinde dışa bağımlıyken tarımsal ürünler tamamen yerli üretime dayalıydı. Hatta devletin en önemli ihracat kalemi (tekstil ürünlerinin hammaddesi olmasından dolayı) pamuktu. Tarımsal ürünler ülkeye ithal edilmezdi. Şu an 21. Yüzyıl içindeyiz dünyanın içinde bulunduğu koşullar içinde teknolojik tüm ürünleri ithal ediyoruz, üstelik de buna son 10-15 yılda tarım ürünleri bile eklenmiş durumda.
Patates, soğan fiyatları yükseldikçe depo avcılığına çıkıp stokçu arıyor, sorunun kökenine inmiyoruz. Eskişehir gibi bazı ilçeleri Orta Sakarya Vadisinde bulunan, Alpu Ovasına sahip bir ilde bile tarım ve hayvancılık sektöründe dış bağımlılık had safhaya ulaşmıştır. TÜİK'ten çektiğim rakamlar bunun böyle olduğunu göstermektedir. 2018 yılında Eskişehir olarak tarım ve ormancılık kaleminden yapılan dış ticaret verilerine göre ithalatımız ihracatımızı tam 5'e katlamış durumdadır. Üstelik yılının Ocak-Ağustos verilerine göre de bu fark 5,5 kata çıkmıştır.
Ne kadar acı bir durum…