Kent-şehir bütünleşmesi başta Eskişehir olmak üzere hemen tüm Türkiye'de konuşulan ve dile getirilen bir konudur. Bu konuda sıklıkla nedense hep üniversiteler eleştirilir ve şehirle bütünleşmemeleri eleştirilir. Bu eleştirilerin haklılık payı olsa da ben zaman zaman üniversitelere haksızlık yapıldığını düşünürüm. Üniversitelerin topluma dönük yüzlerinin ortaya çıkarılmasının ve kent ve insan odaklı projelere imza atması gerektiğine sonuna kadar inanır ve savunurum. Ancak bu konuda tek sorumlunun da üniversiteler olmadığını düşünürüm.
Üniversitelerin ortaya koyduğu onlarca projenin özünde topluma yönelik ve merkezinde insan odaklı olduğu bir gerçektir. Burada asıl tartışılması gereken konu bu projelerin ne kadar doğru anlatıldığı ve onlara erişim konusunda neler yapıldığıdır.
Örneğin en güncel konulardan biri olmasından dolayı Anadolu Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Naci Gündoğan zamanında hayata geçirilen önemli merkezlerin arasında Deprem Sismik İzolatör Merkezini konuşalım. 2017 yılının son ayında açılışı gerçekleştirilen merkez, Türkiye'de bir ilk olmanın dışında deprem kuşağında olan ülkemizde yapılacak binaların depreme hazırlığı noktasında da çok büyük bir fırsattı. Çünkü Türkiye'de yapılacak birçok binanın sismik izolatör testleri yurtdışında özellikle de İtalya'da gerçekleştiriliyor, bu da doğal olarak ciddi bir maliyet anlamına geliyordu. Bu merkezin Eskişehir'de açılması ile hem bir ilke imza atılmış hem de bina maliyetlerinde ciddi bir tasarruf imkanı daha doğrusu maliyet azalışı fırsatı yaratılmıştı.
Anadolu Üniversitesi'nin bölünmesi ile kurulan ESTÜ bünyesine geçen bu merkezin ne kadar tanıtımı yapılır ve sektöre sunumu gerçekleştirilirse kazananın hem toplum sağlığı hem de insan sağlığı olacağı kaçınılmaz bir gerçektir. Hem ekonomik bir getiri hem de topluma doğrudan yönelik bu hizmetin her açıdan anlatılması, konuşulması gerekir.
Nitekim daha gündemimizde salgın yokken 2020'nin ilk günlerinde İstanbul Ticaret Odası'ndan (İTO) bir heyet ESTÜ'yü ziyaret ederek Deprem Sismik İzolatör Merkezi'ni yerinde gezerek incelemelerde bulunmuştu.
Buradan hareketle şu soruları sormadan edemiyorum: