'Eğer borçlu, darda ise eli genişleyinceye kadar ona mühlet verin. Oysa bilmiş olsanız borcu bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır.'(2)
Bu meseleyi sahabeden Ata ve İkrime şu şekilde anlatıyorlar; Bu ayet-i kerimeler Abbas b. Abdül Müttalib ile Osman b. Affan hakkında nazil olmuştur. İkisi hurma karşılığında borç para vermişlerdi. Hurma toplama zamanı gelince hurma sahibi ikisine şu teklifte bulunmuş; 'Eğer bütün hakkınızı alacak olursanız bana, aileme yetecek bir şey kalmaz. Acaba hakkınızın yarısını alsanız diğer yarısını da size iki katını faizli bir şekilde vermem üzere geciktirseniz olmaz mı? ' dedi ve ikisi de bu teklifi kabul ettiler. Bir mühlet geçince o kişiden fazlalığı, faizi istediler. Hz. Peygamber (sav) efendimiz bu durumdan haberdar olunca ikisinin de fazlalığı (faizi) almalarını yasakladı. Allah bu ayet-i kerimeleri inzal buyurdu. O zaman her ikisi de Allah'ın bu sözüne kulak verip ilahi yasağa boyun eğdiler ve sadece sermayelerini aldılar. Yukarıda zikredilen ayetlerin nuzül sebeplerinden birisi de Sakif oğulları kabilelerinden dört kardeş cahiliye devrinde Mugire oğullarından faiz alıyorlardı. Onlar da onlara faiz veriyorlardı. İslam dini faizi yasaklamasına rağmen bu kardeşler Mugire oğullarından faizlerini talep ettiler. Mugire oğulları dediler ki; 'Allah'a yemin ederiz ki Allah'ın müminlere yasaklamış olduğu faizi biz size Müslüman iken asla vermeyiz' dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber Mekke valisi Attab b. Useyd'e bu konuyu sordu. Attab her iki tarafı dinledikten sonra meseleyi Hz. Peygamber (sav) efendimize bir mektupla bildirdi. Hz. Peygamber Mekke valisi Attab'a gönderdiği mektubun içinde yukarıda zikredilen ayetler yazılıydı ve şöyle buyuruyordu; 'Allah'ın hükmüne razı oluyorlarsa ne ala! Aksi takdirde onlara harp ilan et, onlarla savaş ta ki faizden vazgeçinceye kadar.' Bunun üzerine Attab her iki tarafa Hz. Peygamberden gelen mektubu intikal ettirdi. Onlar da öyleyse Allah' tevbe ederiz çünkü bizim Allah ve Rasulü ile savaşacak ne gücümüz var ne de kudretimiz' dediler. Sadece sermayelerini almaya razı oldular. Ancak Mugire oğulları anaparayı da ödeyecek durumda olmadıklarından Sakif oğullarına borçlarını tehir etmelerini istemelerinden dolayı bunun üzerine Allah buyurdu ki; '…eğer borçlu darda ise eli genişleyinceye kadar ona mühlet verin…' ayet-i kerimesi nazil olmuştur.
Günümüzde faizle ilgili Yüce Allah'ın buyruklarını göz önünde bulundurmamız gerekmektedir. Faizle ilgili özellikle Bakara suresinin 274, 275, 276, 277, 278, 279, 280. ayetlerin meallerini Kur'an'ı Kerim'den okumanızı tavsiye ederim. Özellikle faiz yiyenlerin ahirette yerlerinden kalkamayacakları ve kalktıklarında da şeytan çarpmış gibi kalkacaklarını bildiren ayet ve sonrası faizin alış veriş gibidir diyenlerinde aynı kategoride olduklarını beyan ediyor. Halbuki Allah faizi haram, alış verişi helal kıldığını bildirmektedir.
Faizin azaltıcı olduğunu, alış verişin çoğaltan, fazlalaştıran olduğunu beyan buyuran yüce Allah faizle iştikal edenlerin Allah ve Rasulünden gelecek savaşa kendilerini hazırlamalarını bildiriyor. Bu kadar şiddetli bir şekilde yasaklanan faiz günümüzde gayet normal bir şeymiş gibi işlem görmektedir.
Allah faiz belasından İslam milletini korusun. Sevgiyle kalın, hoşçakalın.