Ne çok çekti şu hayvanlar bizden!
Mahlukatların ne dilinden anladık, ne de sözünden! En ilginci de insani olabilecek sıfatları, tamamen görsellik üzerinden ve ancak biz insanoğlunun yapabileceği bir önyargıyla paylaştırdık kendilerine. Kimi cesur oldu, kimi kurnaz, kimi tehlikeli...
Ve elbette ''aslan payı'' aslanların oldu!

Ormanların kralı dendiğinde, hepimizin zihninde bir aslan belirir.
Yanılıyor muyum?
Çocukluğumuzdan beri süre gelen bu algılayış, aslanların fiziki gücü ve heybetinden kaynaklanır. Maalesef; dünyaya da bu gözle bakarız. Korkak ve ürkek bir aslanın olabileceği, biz insanoğlunun düşünce ezberinde yoktur. Günlük hayatımızda da; bir insanın cesaretini, hatta iyi, cömert bir insan olduğunu betimlemek için de genelde ''aslan gibi adam'' tamlamasını kullanırız. Yani; aslanlar, biz insanlar tarafından hep ayrıcalıklı görülmüş ve kendileri bilmese de fena halde şımartılmışlardır. Kendilerine, kral dendiğini bilmezler. Bu da garip bir durumdur aslında. Ortada bir kral vardır ama o kral, kendisinin kral olduğunu bilmez.


İnsanoğlu, hayvanlar alemini kendine göre dizayn etmiştir. Çoğu tanımlamanın ve tasnifin hiçbir bilimsel gerçekliğe dayandırılmadan yapıldığını görürüz. Misal; bir kirpi bir aslandan daha cesur olamaz mı? Bence olabilir. Fiziki yapı olarak bir aslandan geride olması, buna mani değildir.Ama öteden beri gelen kökleşmiş ve öğretilmiş algılayışımız böyle bir şey olamayacağına inandırır bizi. Aslına bakarsanız; hayvanların tabiatında cesaret denen bir olgunun olup olmadığı da bir muammadır.