Elbette, bu edebi buluşumun insanlık tarihi adına mukaddes bir yenilik olmadığının farkındayım. Bu ifade biçimiyle, içimde tezahür eden bıkkınlıkları daha net bir şekilde afişe edebilmek mümkün olabilirdi. Sanki, beni mutsuz eden meseleler o yazıyı görmemle kendilerini ortaya atıp yeter diye haykırmışlardı. Yaşanan olumsuzluklar belli ki beni bir noktaya getirmişti, yeter noktasındaydım. Siz hala ne alaka diyebilirsiniz. Dediğim gibi direk bir alakadan bahsetmiyorum. Bazen gördüğümüz bir şey, görülenden çok farklı bir şeyi zihnimize getirebilir. Bu durum da olduğu gibi. Bu söze bu denli ehemmiyet vermem de bundan.
Siz yinede bildiğiniz sözcükleri kullanmaya devam edin. Yeter noktası bende kalsın(biraz tebessüm)!
Talihsiz Sıfat
İnsani ilişkiler yaşandığı yere ve kişiye göre beraberinde sıfatlar getirir biz insanoğlunun hayatına.
kimi kardeş
kimi arkadaş
kimi eş
kimi dost olur...
Ve yine en büyük talihsizliğini de bu noktada yaşar insan. Doğru sıfatı uygun kişiye vermek çoğu zaman isabetsiz bir saptamanın talihsizliğinde gözden kaybolurken, olan yine talihsiz sıfata olur. İstemeye istemeye gider dengi olmayan sahibine. Haliyle bir uyumsuzluk peydah olur aralarında. Garibim talihsiz sıfat geri dönmek istese de bu pek mümkün olmaz. Onu gönderenle, sahibi arasındaki ''keşke'' temalı travmatik izdüşüme değin bu kısır döngünün içinde kalmak zorundadır. İşin ilginç tarafı, bu uyumsuz eşleştirmeyi başkaları görür anlar da, her insani münasebeti hemencecik isimlendireyim, betimleyeyim heveslisi sıfatçı insan görüp anlayamaz. Etrafımız da bu kadar çok aşkımlar, canımlar, vay benim dostumlar olması da bundan değil midir!
İnsanoğlunda ; rasyonellikten uzak bu sıfatlandırma hevesi oldukça, talihsiz sıfatların sayısı artacak gibi. En iyisi mi biz bir süre şu sıfatları rahat bırakalım. Talihsiz saptamalarımıza daha fazla kurban etmeyelim onları! Ne dersiniz...