Europen 09 2022 Desktop

HZ. PEYGAMBER(S.A.V.)  VE İRŞAT

Eskişehir İl Müftüsü Bekir Gerek'in yazısı...

30 Eylül 2022 00:19
A
a
( 2022 YILI MEVLİD-İ NEBİ, CAMİLER VE DİN GÖREVLİLERİ  HAFTASI)
 
Diyanet İşleri Başkanlığımızın koordinesinde her yıl 01-07 Ekim tarihleri arası Camiler ve Din Görevlileri Haftası, Peygamberimizin doğumunun seneidevriyesinin haftası ise Mevlid-i Nebi Haftası olarak kutlanmakta ve tespit edilen bir tema üzerine yapılan programlarla farkındalık oluşturulmaktadır. Bu sene, Mevlid Kandili 07 Ekim Cuma günü akşamına denk gelmektedir. Bundan dolayı Diyanet İşleri Başkanlığı iki haftayı birleştirerek 01- 14 Ekim tarihleri arasını Mevlid-i Nebi, Camiler ve Din Görevlileri Haftası olarak kutlamayı kararlaştırmıştır.  “Peygamberimiz, Cami ve İrşat”  konusu bu yılın teması olarak belirlenmiştir.
 
Peygamberimizin Doğumu İle Dünyayı Şereflendirmesi
Sevgili Peygamberimiz(s.a.v) miladi 571 yılında, kameri Rebiülevvel ayının 12. gecesi Mekke’de doğumu ile dünyayı şereflendirmiştir. Hiç şüphesiz ki O'nun doğumu biz Müslümanlar hatta bütün insanlık  için en önemli gündür. Çünkü  Sevgili Peygamberimiz(s.a.v);  “Bir şahit, bir müjdeci, bir uyarıcı, Allah’ın izni ile bir davetçi ve ışık saçan bir kandil” (Ahzab, 33/45-46),  “Alemlere rahmet” (Enbiya, 21/107) ve  “İnsanlığa örnek”  (Ahzap, 33/ 21) olarak gönderilmiştir. Bu bakımdan dini, dünyevi ve ahlâkî hayatımızın en büyük şahsiyeti hiç şüphesiz ki  Sevgili PeygamberimizHz.Muhammed(s.a.v)’dir.     
 
Cami ve Mescitler
İslam dininde mabetlere, mescit ve cami denmektedir. Mescit, Allah’a secde edilen yer demektir. Cami ise;  toplayan, birleştiren, bir araya getiren anlamlarına gelmektedir. 
Camiler;genç-ihtiyar, amir-memur, zengin-fakir demeden bütün müminlerin yan yana bir araya geldikleri, gönül gönüle kaynaştıkları, acı ve sevinçleri paylaştıkları, Cenab-ı Allah’ın manevi huzurunda dua ve ibadetlerini, samimi yakarışlarını birleştirerek eda ettikleri kutsal mekânlardır. Kutsiyetini Kur’an-ı Kerim'den ve Kâbe’den alırlar. Yüce Rabbimiz mealen şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz âlemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk beyt (mabet) Mekke’deki Kâbe’dir." (Aliİmran, 3/96). Camiler, kutsallığından dolayı "Allah’ın evi" kabul edilmiştir. Ayrıca  yeryüzünde Allah’a en sevimli gelen yerlerdir. Yeryüzünün cennet bahçeleridir.
Camiler;cennet vatanımızın manevi tapularıdır. Birlik ve beraberliğimizin, kardeşliğimizin  ilham kaynağıdır. Vatan sevgisinin, şehitlik ve gazilik duygusunun beslendiği, çalışma azminin işlendiği, anne ve babaya hürmetin, güzel ahlakın öğretildiği irfan yuvalarıdır.
Camiler; tarihimizin, kültürümüzün, medeniyetimizin hatıralarının saklı bulunduğu, düşmanla savaşan ordumuz için duaların yapıldığı, Allah, vatan, millet ve bayrak sevgisinin gönüllere nakşedildiği halk mektepleridir. Ülkemizin  bölünmez bütünlüğünün, milli birlik ve beraberliğimizin en önemli teminatlarıdır. Camiler; sevginin, barışın, kardeşliğin sembolü, manevi kirlerden arınmaya çalıştığımız şifahanelerimizdir.  
 
Hz. Peygamber, Cami ve İrşat
İrşât;Müslümanların dinî görevlerini yerine getirmesine katkıda bulunma çabası demektir. İrşat faaliyetleri, Müslümanlar arasında mânevî yardımlaşma ve dayanışmayı sağlayan vasıtaların başında yer almaktadır.  Bu  sene Camiler ve Din Görevlileri Haftası ile Mevlid-i Nebi Haftası’nın  teması “Peygamberimiz, Cami ve İrşat” olarak belirlenmiştir.  Zira günümüz şartlarına uygun bir davet ve irşat modeli geliştirme ve cami merkezli hizmetlerimize dair bir gelecek perspektifi belirleme ihtiyacı bulunmaktadır. Bu noktada Hz. Peygamber bizim için en güzel rehber ve örnektir.
Vahyin gözetiminde devam eden Sevgili Peygamberimizin davet ve irşat faaliyetlerinin başarıya ulaşmasında hiç şüphesiz takip edilen nebevî yöntem etkili olmuştur. İnanç ve gayreti, samimiyet ve ihlası, güvenilirliği ve doğruluğu, sabrı ve merhameti, fesahat ve belâgati, bu süreçte Hz. Peygamberin en büyük yardımcısıdır. O, muhataplarına değer vermiş, onları iyi tanımış; onların aklî derecelerine, ictimaî seviyelerine ve içinde bulundukları şartlara göre hareket etmiştir. Tebliğ ettiklerini ilk önce kendisi yaşamış ve her zaman söylediklerinin canlı bir misali olmuştur. Onun içindir ki her sözü, insanlara tesir etmiştir. Şefkat, merhamet ve hoşgörüsüyle, mütebessim çehresiyle, tatlı dili ve teşvik edici üslûbuyla gönüllere dokunmuştur. Yüze vurmadan hataları düzeltme ilkesini benimsemiş, genel ifadelerle yanlışlıkları dile getirerek muhatapları uyarmaya çalışmıştır. “Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; sevdirin, nefret ettirmeyin.” (Buhârî, İlim, 11) buyurmuş ve bunu bir hayat düsturu haline getirmiştir. Muhataplarının istekli olup olmamasını dikkate almış; sözlerini, dikkatlerin dağılmayacağı bir süre içinde, kısa ve özlü bir şekilde ifade etmiştir. Çarpıcı sorularla muhatapların dikkatlerini söyleyeceği mesajlara yöneltmiş, önemli gördüğü konularda meselenin daha iyi anlaşılması için sözünü üç defa tekrar etmiştir. İnanç, amel ve ahlak konularına dair kıssalar anlatmıştır. İrşat faaliyetlerinde toplumun bütün kesimlerine özel ilgi göstermiştir. 
 
Mekke döneminde Müslümanların müstakil bir mabedi yoktu. Müslümanlar, tebliğin ilk yıllarında müşriklerin engellemeleriyle karşılaşmadıkları zamanlarda Kâbe’nin yanında, diğer zamanlarda ise, kuytu yerlerde/evlerde ibadetlerini eda ediyorlardı. Erkam b. Ebi’l-Erkam’ın evinin toplantı, tebliğ ve ibadet amacıyla kullanıldığını söylemek mümkündür. Rasûl-i Ekrem’in risâletinin Medine döneminde ise, mescidin/caminin müstesna bir yeri vardır ve Medine’de cami, sosyal hayatın merkezi ve kalbidir. İbadet mekânı, yönetim merkezi, askerî karargâh, şûrâ meclisi gibi işlevlerinin yanı sıra Mescid-i Nebî irşat ve eğitim-öğretim faaliyetlerinin de merkezidir.
 
Hz. Peygamber, mümin şahsiyetini inşa etmek, müminlerin gönüllerini imar etmek, zihinlerini beslemek, birlik-beraberlik ve kardeşliklerini pekiştirip aralarında sevgi ve dayanışma bağı kurmak, imanın ve İslam’ın toplumsal boyutlarını geliştirmek için camiyi merkez olarak kullanmıştır.
 
Hz. Peygamberi örnek alan ümmeti de cami merkezli bir medeniyet inşa etmiştir. Yüce dinimiz İslam’a davet görevi ve Müslümanları irşat etme vazifesi, Peygamber Efendimizden sonra ümmetin uhdesine verilmiştir. Onun içindir ki, bu ulvî vazifeyi din hizmetimizin en önemli unsuru haline getirmek öncelikli gayelerimizden biri olmalıdır. Günümüz dünyasında İslam’ın davet ve irşat dilini güncelleyebilmenin, etkin ve verimli bir yöntem geliştirebilmenin yolları aranmalıdır.
 
Değişen dünya şartlarında camilerimizi imar etmek, irşat ve irfan mektebi haline getirmek, hayatın merkezine yeniden taşımak için neler yapılması gerektiğine dair fikir alışverişinde bulunma ve bir yol haritası belirleme mesuliyetimiz vardır. Buradan hareketle, bu sene hafta boyunca “Hz. Peygamber, Cami ve İrşat” konusu değişik etkinliklerle işlenecektir. Rabbim feyizli ve bereketli eylesin. Haftamız kutlu ve mübarek olsun.
 

 
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat