Halimizi ve haddimizi bilebilmek, en büyük erdem gibime geliyor.
Her işte öncelikle imkan ve fırsatları gözetip halimize göre davranmak, yapabileceğimiz en güzel işlerin başında gibime geliyor.
Başkalarına karışmadan öncelikle kendi durumumuzu gözden geçirmenin önemli ve bir o kadar da değerli olduğuna inanıyorum sizler gibi.
Haline bakmadan Hasan Dağı'na oduna gitmenin anlamı yok tabi.
Gömleğinin yırtığına bakmadan yele karşı çıkmanın gereği de yok elbette.
Gücünün yetmeyeceği, kabiliyetinin kafi gelmeyeceği, durumunun elvermeyeceği işlere kalkışmanın hiçbir değeri yok tabi.
İmkanları ölçüsünde hareket etmeyenin, gücü yetmeyecek işleri yapmaya kalkanın, içinde bulunduğu durumu dikkate almadan boyundan büyük işlere girişenin durumu hepimizce malum tabi.
Bütün hal ve şarta rağmen had hudut tanımayanlar; meydan okurcasına hareket edenler, pervasızca ve küstahça davrananlar var.
Halini kabul etmeyip hep olduğundan daha da iyi olduğunu göstermeye çalışanlara sıkça söylenen 'Bakmıyor halına kılığına feslikan sokuyor duluğuna'deyişini hiç unutamam.
Kötü durumda olduğu halde bu durumunu kesinlikle belli etmemeye çalışarak iyi durumdaymış gibi davranmaya çalışanlar için söylenen 'aç yatıp kuyruğu dik tutmak' deyimi de bir başka hazinemiz.
Durup dururken kendini sıkıntılı bir işin içinde bulanları; başı dertte olmadığı halde belaya uğramış gibi davrananları 'ağrımayan başa çapıt sarmak' deyimi ne güzel anlatıyor. Bu da ayrı bir hazine tabi.
Bir konuda bilgisi olmadığı halde kendini bilgili gösterip bilgiçlik taslayanlardan geçilmiyor ortalık.
Hali ve haddi olmayanlar, işe burnunu sokmakla kalmıyor; hepten öne geçmek istiyor.
Haddini aşanların haddi hesabı yok.
Haddi olmayanlar hepimizden çok biliyor her şeyi.
Böylelerine laf söylemek, haddimize değil bence.
Haddimiz olmayarak da olsa cesaret edebildiklerimiz, haddinden fazla tenkide uğruyor bunlar arasında.
Ayasofya'da dilenip Sultanahmet'te sadaka verenlere ne demeli
Bitpazarında kuyruk toplayıp Beyoğlu'nda beylik satanlara ne demeli.
Açlıktan nefesi kokup tokluktan acı acı geğirenlere ne demeli.
Evet. Evet.
Haddini bildirmek istediklerimiz çok ama sineye çekip gidiyoruz işte.
'Haddini bilmek gerek' deyip susuyoruz işte.
Haddini bilmezler arasından kaçabildiğimiz kadar kaçıyoruz işte.
Halini bilmeyen haddini de bilmez, deyip teselli oluyoruz işte.
Evet, evet!
Atasözümüzdeki gibi işte:
'Alçacık dağlara kar yağarsa kış değil mi!
Kişi kendi halin bilse hoş değil mi!'
Aman, 'Allah akıl şaşkını köşe düşkünü etmesin.' Aman.
Şaşırıp bir kenarda işe yaramaz halde olmayalım aman.
Halden bilmeyene halimizi bildirmeyelim aman.
Aman ha aman!