Eskişehir Büyükşehir Belediye Meclisi 1. Başkanvekili Hasan Ünal, ESTV ekranlarında önemli başlıklara değindi. Ancak anlattıkları sadece Eskişehir'in değil, Türkiye'nin yıllardır çözemediği yapısal bir sorunun özeti gibiydi.
Sorun aslında yeni değil.
Mamuca'da TOKİ konutları yapıldı, teslim edildi, insanlar evlerine yerleşti. Fakat aradan geçen zamana rağmen altyapı sorunları, yol kot farkları ve sosyal donatı eksiklikleri hâlâ gündemde.
Bu durum insanın aklına basit bir soruyu getiriyor:
TOKİ konut mu yapıyor, şehir mi kuruyor?
Çünkü görünen o ki konutlar yapılıyor ama şehir kısmı eksik kalıyor.
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt yıllardır aynı eleştiriyi dile getiriyor. Belediyelere yeterli bilgi verilmeden, yerel yönetimlerle koordinasyon kurulmadan yapılan projelerin faturasının sonunda belediyelerin ve vatandaşların önüne geldiğini söylüyor.
Hasan Ünal'ın açıklamaları da aynı noktaya işaret ediyor.
TOKİ geliyor.
"Konut yapacağım" diyor.
Konutlar yükseliyor.
Anahtarlar teslim ediliyor.
Sonra bir bakıyorsunuz kanalizasyon yok, altyapı eksik, sosyal donatı alanları tamamlanmamış.
Ardından belediyelere yazı gidiyor:
"Altyapıyı siz yapın."
İşte tam burada sorun başlıyor.
Çünkü belediyelerin bütçeleri sınırsız değil.
ESKİ'nin bütçesi belli.
Şehrin mevcut altyapı yatırımları var.
Yeni içme suyu hatları var.
Arıtma tesisleri var.
Bakım ve yenileme çalışmaları var.
Bunların üzerine bir de TOKİ projelerinin altyapı maliyetleri eklenince ortaya ciddi bir finansman sorunu çıkıyor.
Hasan Ünal'ın dikkat çektiği Kocakır örneği bu açıdan önemli.
Mamuca'da şehir şebekesine bağlantı bir şekilde sağlanmıştı. Ancak Kocakır şehir merkezine çok daha uzak.
Altyapı yatırımı ciddi maliyet gerektiriyor.
Peki bu maliyeti kim üstlenecek?
TOKİ mi?
Belediye mi?
Yoksa dolaylı olarak yine vatandaş mı?
Aslında tartışmanın özü tam da burada.
Sorun TOKİ'nin konut yapması değil.
Sorun yetki, sorumluluk ve finansman ilişkisinin belirsiz olması.
Daha doğrusu belirsiz olduğu bilinmesine rağmen aynı modelin ısrarla sürdürülmesi.
Evler yapılıyor.
Sonra altyapı tartışılıyor.
Yollar konuşuluyor.
Kanalizasyon gündeme geliyor.
Belediyeler ile vatandaş karşı karşıya kalıyor.
Sonra herkes birbirini suçluyor.
Ama kimse şu soruyu sormuyor:
Bir konut projesi tamamlandıktan sonra altyapı kavgası yaşanıyorsa, o proje gerçekten tamamlanmış sayılır mı?
Öte yandan, Hasan Ünal'ın verdiği ikinci haber Eskişehir açısından oldukça önemli.
Uzun süredir beklenen mikro bölgeleme çalışmalarının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanmasının ardından imar planlarında yeni bir süreç başlıyor.
Tepebaşı ve Odunpazarı belediyeleri 1/1000'lik plan çalışmalarını sürdürüyor.
Fay hatlarına ilişkin yeni veriler planlara işlenecek.
Bazı bölgelerde revizyonlar yapılacak.
Ve uzun süredir bekleyen birçok inşaat ruhsatının yeniden verilmesinin önü açılacak.
Özellikle Tepebaşı bölgesinde fay hattına çok yakın alanlar dışındaki ruhsat bekleyen parseller için süreç hızlanıyor.
Odunpazarı'nda ise iş biraz daha kapsamlı.
Ancak görünen o ki yıllardır bekleyen planlama sorunu birkaç ay içerisinde önemli ölçüde çözülebilecek.
Bu gelişme inşaat sektörü açısından da, mülk sahipleri açısından da önemli bir rahatlama yaratacaktır.
Fakat bütün bu olumlu tabloya rağmen Eskişehir'in önünde hâlâ devasa bir düğüm duruyor.
Kentsel dönüşüm.
Deprem gerçeğini konuşuyoruz.
Fay hatlarını haritalara işliyoruz.
Mikro bölgeleme raporları hazırlıyoruz.
Ruhsat süreçlerini yeniden başlatıyoruz.
Ama eski yapı stokunu dönüştüremiyoruz.
Belki de Eskişehir'in asıl meselesi burada başlıyor.
Çünkü yeni konut yapmak kolay.
Zor olan, mevcut şehri güvenli hale getirmek.
Ve Türkiye'nin son yirmi yıldır en çok zorlandığı konu da tam olarak bu.