Türkiye inşaat sektöründe yaşanan olumsuz ivme doğal olarak tüm yurda paralel şekilde yansımış genel anlamda inşaat sektöründe gerileme dönemine girildiği rakamlarca ortaya konulmuş durumda, nitekim belediyelerden alınan yapı ruhsat verilerinin de yarı yarıya düştüğü ve bu düşüşün uzun dönemdir sürdüğü de ortadır. Eskişehir'in içinde bulunduğu bölgemize baktığımız zaman da durumun aynı durumda olduğu görülüyor. TÜİK'in açıkladığı Yapı İzin İstatistikleri verilerine göre Eskişehir genelinde belediyeler tarafından verilen yapı ruhsatlarının 2019 yılının ilk dokuz ayında bir önceki yıla göre;

• Bina sayısının %50,1,
• Yüzölçümünün %50,5,
• Değerinin %41,2,
• Daire sayısının %57,6 azaldığını dünkü yazımda paylaşmıştım.
Merkez Bankası (TCMB) tarafından paylaşılan Konut Fiyat Endeksine (KFE) baktığımız zaman ise sektörün içinde bulunduğu düşüşe rağmen konut fiyatlarında herhangi bir düşüş olmadığı görülüyor. Yani bir taraftan inşaat sektörü yeni inşaat yapamaz duruma gelip sektör gerilemesine rağmen bu düşüş konut fiyatlarına yansımadan değerini korumaya devam ediyor.
BİR TARAFTAN SATIŞLAR DÜŞÜYOR AMA FİYAT HALA YÜKSELİYOR
Şöyle ki Türkiye genelinde 2019 yılının 10'uncu ayı itibariyle yani 2019-Ekim değerinde göre Türkiye genelinde KFE değeri %6,74 oranında arttı. İşin ilginci ise şu ki Eskişehir'in dahil olduğu TR41 bölgesinde yani bursa-Eskişehir-Bilecik'te ise bu artış ülke ortalamasının hayli üzerinde gerçekleşerek %9,79 olarak arttı. Bu artışın dönemsel olup olmadığını test etmek için son 5 yılın aynı dönemlerine baktığımda ise bölgemizdeki konut fiyatlarının sürekli Türkiye ortalamasının üzerinde seyrettiği ortaya çıktı. Gerekli kıyaslamayı tabloyu inceleyerek görmek mümkün. Bölgemiz konut fiyatlarının Türkiye üzerinde artış göstermesi elbette ki şaşırtıcı ve sürpriz değil. Ancak asıl üzerinde tartışılması gereken konu şu; inşaat sektörü gerileme içine girmişken, inşaat maliyetleri artıp üstelik satışlar azalmışken (bakınız TÜİK, konut satış endeksleri) konut fiyat endeksinin sürekli artış göstermesidir.
TOKİ BU FİYATLARI BASKILAMAKTAN UZAK DURUYOR
Stokları eritip piyasayı canlandırmak gerekirken yaşanan fiyat artışlarının nominal değerde mi yoksa reel değerde mi olduğunu anlamamız çok kolay olmasa da birçok emlak sitesinde metrekare satış fiyatlarının artış değerini tespit etmemiz bu yükselişin reel değerde olduğunu hissettirmektedir. Emlak ve inşaat sektörünün her açıdan detaylı şekilde analiz edilerek bu artışın nedenlerinin ortaya konulması tüketici açısından önem taşıyor diye düşünmekteyim. Neticede barınma en temel haklardan biridir ve TOKİ gibi bir kurumun bu artışı normalleştirmesi ve aşağıya çekmesi beklenir. Oysa TOKİ'ye rağmen bu artışın yaşanması TOKİ ne iş yapar? Amacı nedir? piyasayı neden baskı altına almaz? Gibi soruları getirir. Ki bugün TOKİ'nin en büyük tartışma konusu yapılma nedenlerinden biri de bu değil midir?
Nitekim TOKİ'nin görev ve yetkilerini belirleyen 2985 sayılı Kanuna göre TOKİ'nin bir görevi de faiz sübvansiyonu yapmak olarak gösterilmiştir. Bu görevin tüketici lehine konut fiyatlarını baskılamak amacı ile kullanılması gerekiyor mu?

Yorumlar
Üst