Yoga denince akla ilk gelen şeylerden biri esneme hareketleridir. Ancak bu hareketlerin amacı yalnızca kasları uzatmak ya da daha esnek bir bedene sahip olmak değildir. Kadim yoga geleneğinde beden, zihnin bir yansıması olarak görülürdü. Bu nedenle bedende oluşan sertliklerin zamanla zihinde de katılık oluşturabileceğine inanılırdı.
Binlerce yıl önce Hindistan’da yaşayan bilgeler, uzun süre meditasyonda oturabilmek için bedeni hazırlayan hareketler geliştiriyordu. Omurgayı güçlendiren, kalçaları ve bacakları esneten bu çalışmalar sayesinde beden daha rahat oturabiliyor, zihin ise dikkati daha uzun süre koruyabiliyordu.
Asanalar, meditasyonun ön hazırlığı olarak uygulanıyordu; amaç estetik görünmek değil, bedeni uzun süre hareketsiz kalabilecek kadar dengeli ve rahat hale getirmekti. Günümüzde ise uzun saatler masa başında oturmak, kasların ve bağ dokularının hareket kabiliyetini azaltabiliyor. Düzenli esneme çalışmaları eklem hareket açıklığını desteklerken kasların üzerindeki gereksiz gerginliğin azalmasına da yardımcı olur.
Beden gevşedikçe nefes rahatlar, nefes rahatladıkça zihin de sakinleşmeye başlar. Belki de bu yüzden yogada her esneme hareketi yalnızca kaslara değil, aynı zamanda günlük hayatın yükünü taşıyan zihne de yapılan nazik bir davettir: Biraz gevşe, biraz alan aç ve nefes al.
(Yenigün Gazetesi'nden Alıntıdır)