Atasözlerimizde olduğu gibi deyimlerimizde de 'dünya' canlandırılmıştır. Değişik kaynaklardan ulaşabildiğim 'dünya algısı' ile ilgili deyimlerimizi iki bölüm halinde şöyle sıralayabilirim:
dünya /dünyalar birinin olmak: Çok sevinmek
dünya /dünyalar kadar: Pek çok
dünya adamı: Geçim işlerine, maddî hususlara aklı iyi eren, dünyaya bağlı kimse
Dünya ahret kardeşim /bacım olsun: Karşı cinsten birine kardeşlik duygusundan başka bir duygu beslemem, kardeşim gözüyle bakarım, ona kötü gözle bakmam.
dünya ahret: Her iki dünyada (dünyada/ahirette) da, her zaman
dünya alem: Herkes, bütün insanlar
dünya ateşe yanmak: Kıyamet kopuyor olmak
dünya ateşe yansa içinde bir şeyi olmamak // dünya ateşe yansa bir kalbur samanı yanmamak / dünya ateşe yansa içinde bir tutam bezi olmamak / dünya ateşe yansa içinde bir tutam otu olmamak: Servet ile ilgili bir düşüncesi, endişesi, gayreti ve çabası olmamak
dünya başına dar olmak /gelmek: Çok sıkılmak, büyük bir çaresizlik içinde kalmak
dünya başına yıkılmak: Dayanamayacağından çok bir yıkıma uğrayıp tüm umutlarını yitirmek, dirliği ve düzeni karmakarışık olmak
Dünya batsa /yansa/yıkılsa umurunda değil: Hiçbir şeyle ilgisi olmayan, sorumluluk duygusu taşımayan, tasasız, lakayt kimseler için kullanılır.
dünya bir araya gelse: 1. Dünyadaki bütün insanlar engel olmaya kalksa da 2. Dünyadaki insanlar bir araya toplansa bile
dünya birinin olmak: Çok sevinmek
Dünya durdukça durasın: Çok yaşa, Allah sana sonsuz bir ömür versin. [1]
dünya durdukça: Çok uzun zaman, sonsuza kadar
dünya evine girmek: Evlenmek, yuva kurmak
dünya gailesi: Yaşamanın gerektirdiği türlü yorucu işler, hayat gereği olan çeşitli meşgaleler
dünya görüşü: Hayata bakış açısı
dünya gözü ile görmek: Ölmeden önce görmek
dünya gözüne zindan olmak /görünmek veya kesilmek: Büyük bir karamsarlık ve umutsuzluk içinde olmak
dünya güzeli: 1. Ülkelerin seçilmiş güzelleri arasında birinci genç kız. 2. Çok güzel, müstesna kimse
dünya işleri: Günlük yaşayışla ilgili işler
dünya kadar: İstemediğin kadar, çok, bol; pek çok
Dünya kazan ben kepçe: Çok arandı, aranmadık yer bırakılmadı, her yer gezildi.
dünya kelamı: Dünya işlerine, geçim, yiyip içme, alış veriş gibi hususlara ait söz
dünya malı: Para pul, mal mülk, servet
dünya nimeti: İnsanların dünyada yiyeceği, içeceği, kullanacağı imkanların tümü
dünya varmış: Sıkıntılı bir durumdan kurtulan kimsenin söylediği mutluluk sözü
dünya vatandaşı: Hiçbir ülkenin tabiiyetinde olmayan kimse
dünya yıkılsa umurunda olmamak: Hiçbir şeyle ilgilenmemek, sorumluluk duygusu içinde olmamak
dünya yüzü görmemek: Kapalı bir yerde sürekli kalmak
dünya yüzüne gelmek: Doğmak
Dünyada bakılacak surat kalmadı: Her şey eskisinden beter oldu, dünyanın hali iyiye gitmiyor.
dünyadan /dünyasından geçmek: Dünyaya ait maddî arzuları terk etmek, dünya ile ilişiği kalmamış duruma gelmek, hiçbir şeye karşı ilgi duymamak
dünyadan ayrılmak /göçmek: Ölmek
dünyadan el etek /elini eteğini çekmek: 1. Ölmek 2. Bir kenara çekilip çevresiyle ilgisini kesmek, toplumun yaşayışına karışmamak, dünya işleriyle ilgilenmez olmak
dünyadan geçmek /el çekmek vazgeçmek: Bir kenara çekilip toplum hayatına karışmamak
(Devamı var.)

[1] İyi dilek sözü