Anadolu Üniversitesi eski İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nezih Orhon, 15Şubat 2020 tarihinde kendi sosyal medya hesaplarından önemli bir paylaşımda bulundu. Nezih Hoca'nın paylaşımı tüylerimizi diken diken edecek türdendi. Nezih Hoca, yaşları 10, 11 ve 13 olan 3 Halepli çocuğu Eskişehir'de bir AVM'de sinemaya götürmek istiyor ve sonrasındatam anlamıyla insan haklarını ihlal eden büyük bir olay yaşanıyor. Nezih Hoca'nın kendi paylaşımından olayı okuyalım:
'Bugünümügerçekten bilmenizi isterim.
Çoküzgünyazıyorum.
Bir AVM'de 12:45 Parazit'e bilet almak içinasansöre binerken üççocuk da katıldı.
Kocaman gözleriyle alttan usul usul bana baktılar. Ben de onlara. 'Nasılsınız' dedim? Oldukçadüzgünsayılacak bir Türkçe ile 'iyidir' dediler. Memleket neresi dedim. 'Halep' dediler. Üst kata beraber çıktık. 10, 11 ve 13 yaşındalarmış.

Ne yapacaklarını sordum. Gezeceklerini söylediler. 'Hiç filme gittiniz mi?' diye sordum. 'Hayır' dediler. 'Gelin ben sizi filme sokayım, ister misiniz' dedim. Mutluca 'evet' dediler. Filmi seçtiler. Bilet gişesine gittik. Gişe de 'bu çocuklara bilet satmıyoruz' dediler. 'Sattığınızdiğerçocuklardanfarklarıneymiş' diye sordum. 'AVM ve güvenlikkuralı, bunlara satılmıyor' diye yanıt verdiler. 'Bu çocuklar bu filme girecek, biletlerini ben alıyorum' dedim. 'Bu çocuklar sorun çıkartıyorlar' dediler. 'Çıkartmayacaklar emin olun' dedim ve anlattım. Çocuklar da bana sessizce izleyeceklerini söylediler. Bu sefer filme alınmamalarıiçinyönetim, orasıburasıarandı. Ben 'çocuklar kabul edilene kadar buradayım', dedim. Sonunda ben kendi filmime girdim.
Diledim, benden sonra sorun olmasın. Tam araya yakın bir anda dışarıçağrıldım. Güvenliğin bana çocuklarınAVM'dendışarıçıkmasınıistediğisöylendi. Çocukların sorun çıkarıpçıkarmadığını 2-3 kişiye sordum. Hepsi de usluca izlediklerini söyledi. Ama çıkmalarıgerekiyormuş. Ben de bunu söyleyen kimse görüşmekistediğimisöyledim.

Güvenlik amiri 'o çocuklarAVM'yegirişyasağı olan çocuklar' dedi. 'Öyle bir yasak ve liste mi varmış?dedim.'Evet, var çıkmak zorundalar' dedi. 'Bu yaptığınızhaklarını ihlal' diye üç defa söyledim. Bana 'çıkacaklar, isterseniz polis çağırın' dediler. 'Ben niye çağırayım, siz çağırınçünküçıkmayacaklar' dedim. Telefonu kapattı. Sonra filmde çocuklarınyanına gittim. Oradaki iki görevliye'bir sorun vb var mı? dedim. Usluca izlediklerini söylediler. Son olarak çocuklara 'harikasınız, aynen böyle' dedim karanlıkta usulca koltuklarınınyanında; 'sağ ol abi' dediler. Filmime dondum. Parazit ile iyice yaralandım. Kafam iki yerdeydi. Çıkıştaçocukları sordum. Filmin ilk yarısınınortasınadoğru sessizce ayrıldıklarınısöylediler. 'Hiç sorun oldu mu?' dedim. 'Olmadı'dediler.
Şimdi kendime gelmek ve paylaşmakiçin bir kafede bunlarıyazdım.'

VAHŞİ KAPİTALİZM KENDİ KURALINI KOYMUŞ
Bu paylaşımın ardından Nezih Hocayı aradım. Çok üzgün ve şaşkındı. İnanmakta zorlandığı gibi bu bir olayın Eskişehir gibi bir kentte yaşanıyor olmasının verdiği acı sözlerine yansıyordu. Kültürel çeşitliliğin önemli bir değer olduğuna inanan Nezih Hoca bu olay esnasında bir noktanın altını özellikle çizdi:
'Halepli 3 çocuğun sinemaya alınmamasına gösterdiğim tepki esnasında orada görevli personeller beni sıklıkla haklı bulduklarını ifade ederek sürekli kurum politikalarını ve kararlarını gösterdiler. Oysa hiçbir kurum politikası yasaların üzerinde olamaz.'
Çok haklı ve kesinlikle doğru. Buradan çıkarmamamız gereken bir husus şu: Kurum politikaları gereği yaşları henüz 10, 11 ve 13 olan 3 çocuğa yapılan bu ayrımcılığın nedeni ne? Neden etnik kökeni farklı olduğu için bu ayrımcılık yapılıyor? Bu çocukları kurum istemediğine göre demek ki aslında diğer müşterilerine daha rafine ve daha kaliteli (!) bir hizmet vermek istiyorlar. Yani kapitalist bir bakış açısı içinde vahşi kapitalizm anlayışı hakim. Dünyanın bir taraflarında mutluluk ekonomisi adı altında ekonomik modeller inşa edilirken bizim bakışımıza bakın.

OYSA O AVM İÇİNDEKİ MARKALAR İSE FARKINDALIK YARATAN PROJELER YAPIYOR
O AVM içinde bulunan birçok markanın mülteciler, çocuklar, kadınlar için sosyal politika geliştirdiği bir zaman diliminde o statü içindekiler ne yazık ki o AVM'ye giremiyor. İroniye bakar mısınız?
Neden? Çünkü kurum o statülerdekini istemiyor. Akıl alır gibi değil.
Bu ötekileştirme ve ayrımcılığın sosyoloji biliminde net bir adı var. Bunu kullanmak istemiyorum. Bu ifadeyi kullanarak meşrulaştırmak istemiyorum. Bugün bu ayrımcılığa sessiz kalanlar yarın aynı bakış açısının Çamlıca, Emek, Sultandere, Takkalı, Fevzi Çakmak çocuklarına yapılmayacağının garantisini verebilir mi? 2020 Eskişehir'inde bu yaşanan olayın bizim için bir utanç vesikası olmuştur.
Bu olayların tekrarlanmaması için acilen yerelde İzleme Komiteleri oluşturulmalıdır. Bu İzleme Komiteleri bu tip olayları takip etmeli, raporlamalı ve kamuoyu ile paylaşmalıdır. Dünyanın en güvenli şehirleri arasında olan Eskişehir'e bu tarz kurum politikaları yakışmaz.