Deniz Çağlar Fırat

Dünyayı sarsan coronovirüs salgını dışında Eskişehir'in geçen haftaki gündemi çadır satışlardı. Çeşitli organlardan alınan izinlerle adına fuar, panayır, festival vb denilen çeşitli organizasyonlar adı altında gerçekleştirilen çadır satışları Eskişehir esnafını ve tüccarını olumsuz etkileyen bir durumdur. Ve buna şiddetle karşı çıkılmalıdır. Bu tip organizasyonların sadece yasal ekonomik faaliyet zincirine değil Eskişehir tanıtım, reklam, pazarlama ve algısına da çok ciddi zararları oluyor.
Tam 2 sene önce, 26 Mart 2018 tarihinde 'Çorum Vegas, İnegöl ve kaybeden Eskişehir' başlıklı biz yazı kaleme almıştım. Eskişehir'in en büyük sorununun bu olduğuna vurgu yapmıştım. Çünkü bugün Eskişehir bir zamanlar güçlü ve etkin olduğu alanlarda reklam, tanıtım, pazarlama ve algı gücü oluşturamadığı için geriliyor.
O gün aynen şu ifadeleri kullanmıştım:
ÇORUM VEGAS GERÇEĞİNİN ÖĞRETTİĞİ
Yolu Çorum'a düşenler bilir, nereye giderseniz gidin her yerde ışıklı leblebiyazıları görürsünüz. Evet, tıpkı LasVegas gibi kentin her yerinden estetikten yoksun, zevksiz şekilde leblebi yazılarına kent içinden ve çevre yolundan geçerken rastlarsınız.
Adeta Çorum Vegas adını almıştır, bu yüzden. Ama bu yer yer dalga geçilen, yer yer eleştirilen ve hatta zevksiz ve estetik yoksunu görülen bu uygulamanın tek bir şeye çok büyük hizmet ettiği gerçeğini kimse değiştiremez.
Çorum denince akla leblebi gelir. Ve bu kuşaktan kuşağa aktarılır. En alttaki kuşak da bu algıyı daha da oturtmak adına elinden ne gelirse yapar.
Eskişehir'i düşünün. Coğrafi tescil belgesi almış ürünlerini mesela…
Çiböreğini, lületaşını, met helvasını…
Kentin içinden geçerken, çevre yolundan giderken, il sınırları içindeki herhangi bir dinlenme tesisinde bulunurken, tren garında, otobüs terminalinde hatta Hasan Polatkan Havaalanında bunlarla ilgili en ufak bir tanıtım, en ufak bir reklam, en ufak bir algı çalışması var mı?
Allah korusun mesela met helvası işini yapan birkaç firmamız kaldı. Onların sahiplerinin başına bir şey gelse, met helvasını üretecek kimse kalmayacak şehirde? Firmalarımız duyarsız, şehirli duyarsız, herkes duyarsız.
ÇORUMLU LEBLEBİCİDEN, İNÖGÜLLÜ MOBİLYACIDAN DERS ÇIKARALIM
İnegöllü bir mobilya üreticisi nakliye kamyonun arkasına İnegöl'ü size getirdik yazabiliyor, ama Eskişehirli mobilya üreticisi, Eskişehirli met helvacısı, çibörekçisi, lületaşçısı bunun bir reklamını dahi yapamıyor.
Şehir içinde bile bir tane reklam panosu yok.
Her şeyi yetkililerden bekleyen, reklamı bile yetkililerden uman, dükkanını açıp müşteri bekleyen bir düşünce içindeyiz.
Tembellik deryasında kulaç sallayıp duruyoruz.
Çorumlu bir leblebi satıcısı kadar bile değiliz.
İnegöllü mobilyacı kadar değiliz.
Bu yüzden bugün mobilyayı İnegöl'e kaptırdık. Bu tembellikle yarın çiböreği, met helvasını, lületaşını da başka illere kaptıracağız.
Eğer bugün olduğu gibi sessiz kalıp gelişmeleri takip etmeye devam edersek, örneğin çiböreğin kralı Afyon'da
En güzel met, Bursa'da sloganlarına önce gülümseriz sonra da bir bakmışız, elimizden uçup gitmiş.
Lületaşı mı, o zaten çoktan İstanbullu büyük markaların oldu bile…
Şu çadır satışları var ya, esnafı zarar uğratmasının dışında ne büyük zararı işte bu alanda Eskişehir'e yapıyor.