Şener Çetin

Aylardır Dünya gündemini sarsan koronavirüs salgını hızla yayılmaya devam ediyor.
1 haftalık izin günümde gelişmeleri yakından takip ederken, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın gece yarısı yapacağı açıklamaya kilitlenmiştim.
Açıklama gece yarısı yapıldığı için bir vakanın olmayacağı ihtimali dahi imkansız gelmişti.
...Ve Türkiye, vakaya rastlanılmayan nadir ülkelerden biri durumdaydı -ki bu açıklamalarla salgını ülkemizde görmüş olduk.
Vaka öncesi ve sonrası alınan ciddi tedbirlerin olduğunu söyleyelim.
Hemen her gelişmede devlet erkanı tarafından açıklamalar ve bilhassa yaşlı kesime yönelik uyarılar yapılıyor.
Bazı siyasi partilerde yapılan açıklamalarda ise alınan tedbirlerin geç kalınmış tedbirler olduğuna vurgu yapılıyor.
Açıkçası benim düşüncem de bu yönde...
Peki, niye?
*
Şöyle belirteyim...
İzinde iken, günü birlik gönüllerin şehri olarak nitelendirilen Konya'yı ziyaret ettim.
Adresim, Dünya'ya nam salmış Mevlana Celaleddin Rumi müzesiydi.
Sabahın ilk saatleriydi ve bizden başka pek kimseler yoktu.
O yüzden ziyaretimiz verimli ve dolu dolu geçti.
Öğle saatlerine doğru müze ve çevresi, kafileler halinde gelen turistlerle dolmaya başladı.
Gelenler Çinli mi, Taylandlı mı, Koreli mi bilemiyorum.
Her biri maskelerini takmış ve çevredekileri epey korkutmuştu.
O korku ile halkın dilinden dökülen cümleleri olduğu gibi aktarıyorum:
'Koronavirüs önlemleri alıyoruz, sınırlarımıza yurtdışından zorunlu olmadıkça misafir kabul etmiyoruz diye bas bas bağırıyorlar. Peki, bu insanların burada ne işi var, niçin bununla ilgili önlem alınmıyor?
*
Yine aynı şekilde geçtiğimiz ay Umre ziyaretine giden ziyaretçiler yurda dönüş yaptı.
Yaklaşık 21 bin kişinin Türkiye'ye giriş yapması ve bir umrecide vaka tespit edilmesi halkı endişelendirdi.
Umreciler Ankara ve Konya olmak üzere iki şehirdeki KYK yurtlarında 14 günlük karantinaya alındı.
Karantinaya alınmış olması tedbir bakımından önemli, fakat burada da geç kalınmış tedbirler hakimdi.
Zira yurtlardaki öğrenciler apar topar çıkarılarak, henüz temizliği dahi yapılmadan gelen ilk umre kafilesi yurda yerleştirildi.
Umre'den dönen bir ağabeyimi arayarak durumlarını sorduğumda adeta isyan etti.
Tepkisi karantinaya alınmalarına değil, yerleştirildikleri yurttaki manzaradan dolayıydı.
Etrafın darmadağın olduğu, çöplerin yerlerde yuva yaptığı odalara konulduklarını söyledi.
Hijyene bu kadar önem veriliyor madem, bizi böyle bir yere niçin yerleştiriyorlar diye sitem etti.
Bana göre haksız da değildi.
'Umrecilerin yurda dönüş yapacağı tarih belli iken, önceden hazırlanması gereken odalar niçin hazırlanmadı?' diye sormadan geçemiyorum.
Velhasıl;
Tüm bu yaşananlardan sonra büyük tehdit oluşturan virüse karşı alınan önlemler yeterli mi, değil mi?
Şimdi, buna siz karar verin!