Burada yazdıklarımı aslında daha önce farklı zaman dilimlerinde de yazmıştım. Ancak Eskişehirspor'un kurtuluşa çıkması için acil çözüm modellerinin masaya yatırılması gereken bir dönemin içine girildiği için ben de kendi önerimi sunmak zorunluluğu içindeyim.
İlk olarak Eskişehirspor'un en büyük sorunun 'kalıcı gelir' olduğunu varsayarsak konuyu bunu düzelterek girmek gerekiyor. Kalıcı gelir yerine sürdürülebilir gelir yaratmak en mantıklı çözüm olmalı. Kalıcı gelir diye bir tabir hiçbir zaman olamaz. Önemli olan sürdürülebilir gelir yaratmak. Bir derneğin sürdürülebilir gelir yaratmasının ilk koşulu ise üye aidatlarıdır. Daha sonra da iktisadi faaliyetler gelir. Eskişehirspor, her iki aşamadan da yoksun.
Bunun gerçekleşmesi için şirketleşmek şart. İlk tepki, şirketleşme olunca kulüp yabancıların eline geçer? Endişesi oluyor. Oysa bunun yolu çok basit. Şimdi şöyle düşünün; Kulübü ikiye ayıralım bir tarafta dernek yani idari kısım diğer tarafta sportif faaliyet yani şirket kısmı. Bir şirketi yatırımcılara cazip hale getirmenin yollarını düşünelim:
Kulübün kapılarını herkese açtığımızı düşünelim. Mesela hedef 50.000 üye diyelim. Şu an bu kulüp 65 bine yakın passolig kartı satmış durumda. Hadi diyelim 30.000 üye yaptık. Üye aidatımız da 20 TL. (Giriş parasını da kaldıralım) Aylık ne kadar üye aidatı girişi olur?
600.000 TL
Sadece 30 bin üye yapıldığı zaman aylık şirkete 600.000 TL giriş sağlanmış olacak. Bu şirkete kombine, stadyum reklamları, Esstore gelirlerini de bağlayalım. Ve hisselerini halka arz edelim. 30.000 üyeden yıllık 7 milyon 200 bin lira sadece üye aidatı elde eden bir şirket oluşturmuş olduk.
Bu şirket sizce yatırımcılara cazip gelmez mi?
Gelelim yönetim kısmına... Bu nasıl olacak diyeceksiniz. Tüzük değişikliği yaparak yılda 3 kere aidatını ödemeyen üyenin üyeliğini askıya alıp, 30 bin üyenin seçtiği bir dernek yönetimi. Başkanı doğrudan halk yani taraftar seçmiş olacak, bu bir.
Dernek yönetimi kulübün mali işleri hariç her alanında yönetmiş olacak. Bütçeyi nereden alacak? Şirketten... Şirket her dönem elindeki gelir-gider durumuna bakarak transfer bütçesini oluşturacak ve yönetime bildirecek. Örneğin 2019-2020 sezonunda;
Üye aidatları + Esstore gelirleri + reklam gelirleri + kombine gelirleri + TV gelirleri + hisse satışları vb'nden 12 milyon TL para toplandı. Kar payını dağıttıktan sonra yönetime diyecek ki transfer bütçen 8 milyon TL.
Al sana 'Kalıcı' yani 'sürdürülebilir gelir'
Bu şirketin de yüzde 51'ini dernek elinde bulundurur, yüzde 49'unu halka arz ettiğinde de şirket kimsenin de eline geçmemiş olur, bu da iki...
İşte size bir örnek, bir model...
Demokratikleşmeyi de şirketleşmeyi de içine alan bir model.
Başkanını on binlerin seçtiği bir kulüp dünya tarihine de geçer.
Kimse kimseyi de suçlayamaz.
Neden tartışmayalım...