Deniz Çağlar Fırat yazdı.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de engelsiz eğitim ve engelsiz üniversite gibi kavramlar oldukça önem kazanmış durumda. Anadolu Üniversitesi'nin bu konuda oldukça önemli ve ciddi çalışmalara imza attığı herkesçe biliniyor.

Anadolu Üniversitesi'nin kuvvetli olduğu alanlarda Ulusal Mükemmelliyet Merkezleri oluşturmak için kolları sıvadığını, bu mükemmeliyet merkezleri arasında da Özel Gereksinimli Bireyler Mükemmeliyet Merkezi (ÖZGEM) olduğunu sıklıkla bu Pencere'den dile getiriyorum. Hatta 15 Mayıs tarihinde YÖK tarafından bu yıl ilk kez üniversitelere verilen 'Engelsiz Üniversite Bayrakları' ile 'Engelsiz Program Nişanları'nda Anadolu Üniversitesi en fazla 'Engelsiz Üniversite Ödülü' alan kurum oldu.

Anadolu Üniversitesi burada, yerleşkeleri, birimleri ve programları ile toplam 21 ödül/ödül adaylığına layık görülerek 'Engelsiz Üniversite Bayrak Ödülü' kapsamında en fazla ödül alan üniversite olma başarısı gösterdi.

Dolayısıyla üniversitede özel eğitim ve engelsiz eğitim alanında uzman, duyarlı ve tecrübeli çok sayıda bilim insanı bulunuyor.

Geçtiğimiz aylarda da YÖK tarafından bu konuyla ilgili oldukça önemli bir çalışma başlatıldığı haberi gündeme gelmişti. Ancak seçim gündemi nedeniyle bu çalışma satır aralarında kaldı ve sadece duyarlı insanların dikkatini çekti.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç tarafından başlatılan 'Engelsiz Üniversiteler', 'Engelsiz Erişim' ve 'Engelsiz Eğitim' başlıklarıyla yürütülen çalışmalar kapsamında Ankara Üniversitesi'nde bir yıldır sürdürülen faaliyetler neticesinde Sosyal Bilimler Enstitüsü'ne bağlı olarak Türk İşaret Dili ve Sağır Çalışmaları Anabilim Dalı kuruldu.

Bu neden önemliydi; çünkü Türk İşaret Dili ve Sağır Çalışmaları Anabilim Dalı bünyesinde Türk İşaret Dili Tercümanlığı Tezli ve Tezsiz Yüksek Lisans Programları ile Türk İşaret Dili Doktora Programı yer aldı.

Kulağa oldukça güzel gelen bu çalışma akademik alanda büyük bir boşluğu doldurması açısından alkış aldı, takdir topladı. Ancak bir husus var ki Anadolu Üniversitesinde alanında dünya genelinde saygın bir yerde olan ve eğitim dünyasının en değerli isimlerinden biri olan Prof. Dr. Ferhan Odabaşı tarafından eleştirildi.



SAĞIR SÖZCÜĞÜNÜ ELEŞTİRDİ

Ferhan Hoca, YÖK'ün bu çalışmasını çok değerli ve önemli bulduğunu kabul ederek önemli bir noktaya temas etmişti. Ferhan Hoca, Türk İşaret Dili ve Sağır Çalışmaları Anabilim Dalı'ndaki 'sağır' kelimesine itiraz ederek konuya çok önemli bir noktadan yaklaştı.
Twitter hesabından yaptığı paylaşımda sağır sözcüğüne şu itirazları sunmuştu;

'Engelsiz dediysek bu kadar da engelsiz olmasaydı! İşitme engelli sözcüğü siyaseten doğru bir sözcüktü. Bir akademisyen ve anne olarak bu adlandırmadan hiç haz etmedim. Ancak batıdaki uygulamalarda deaf sözcüğünün genellikle kabulü dindar kesimdedir ve 'Allah böyle verdi, kabulümüz böyledir' der. Pozitif bilimlerle uğraşanlarsa, hearing impaired der ve engeli aşmaya çalışırlar. Allah'a inanan birisi olarak, Allah'ın mucizelerinden eminim ve yaşadım, böyle özel bir alanda umarım bu türden hesaplara girilmemiştir ve o adlandırma düzeltilir. Ha düzeltilmezse de, sağır, kör, topal geri zekalı çalışmaları olarak genişler, gider!'

Yani Ferhan Hoca, sağır sözcüğünün kabullenme ve kadercilik olduğunu belirterek sağır sözcüğü yerine işitme yetersizliği olan birey kavramının kullanılmasının doğru olacağını söylüyor. Çünkü pozitif bilimler kapsamında sağır, kör, topal, geri zekalı gibi kavramların kullanımının yanlış olduğunu bunların yerine söz konusu engeli aşmaya yönelik kavramın tercih edilmesini öneriyor.

Bizce de oldukça da önemli bir noktaya dikkat çekiyor. Bu tepkisine ve önerisine YÖK'ün mutlaka dikkat etmesi gerekiyor. Çünkü bazı özel alanlarda dini hesaplara girilirse yarın özel eğitim alanında kör, geri zekalı gibi kavramların önü açılmış olur.

Bu eleştirinin akademik alanda tartışılması, ailelerin duyarlılığı ve işitme yetersizliği olan bireylerin özsaygınlığı düşünülerek ele alınması gerekliliğine inanıyorum.



BÖTE DENİNCE AKLA FERHAN ODABAŞI GELİR
Prof. Dr. Ferhan Odabaşı'nı yakından tanıyorum. Kendisini ES TV ekranlarında geçtiğimiz yayın döneminde Yard. Doç. Dr. Hıdır Karaduman ile beraber hazırlayıp sunduğum 'Kahve Tadında-Eğitimsel Bakış' programına da konuk olarak almış, çok değerli görüşlerini kamuoyuna sunma fırsatı da yakalamıştım.

Ayrıca Ferhan Hoca, geçtiğimiz 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde verilen yemek programına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın davetlisi olarak Beştepe'ye gitmiş ve Erdoğan'ın masasında misafir edilmiş, çok değerli bir isimdir.

Ferhan Odabaşı halen Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi bölümünde görev yapıyor. İlgi alanları teknoloji ve sosyal dönüşümler, internet, çocuk ve aile, yükseköğretim eğitimcilerinin mesleki gelişimleridir.