Hayatın içinde fark etmeden ne çok geri bildirim veriyor, ne çok geri bildirim alıyoruz aslında. İş yerinde, aile içinde, arkadaş sohbetlerinde... Kimi zaman bir cümleyle, kimi zaman bir bakışla, kimi zaman da sessiz kalarak.
Ama çoğu zaman geri bildirim ile eleştiriyi birbirine karıştırıyoruz.
Birine katkı sunduğumuzu düşünürken, farkında olmadan onu yargılayabiliyoruz. Belki de bu yüzden bazı sözler bizi motive ederken, bazıları günlerce aklımızdan çıkmıyor.
Düşünün mesela…
“Bu konuda biraz daha dikkatli olabilirdin” demekle, “Sen zaten dikkatsiz birisin” demek arasında çok büyük bir mesafe yokmuş gibi görünür. Oysa biri davranışa işaret ederken diğeri kişiyi tanımlar. Aradaki fark birkaç kelimeden ibaret olsa da bıraktığı etki aynı değildir.
Çünkü insanlar çoğu zaman ne söylendiğini değil, kendilerine nasıl hissettirildiğini hatırlar.
Bir konuşma sırasında kendimizi savunmaya geçtiğimiz an, aslında dinlemeyi de bırakırız. Karşımızdakini anlamaya çalışmak yerine haklılığımızı kanıtlamaya odaklanırız. Böyle olunca da en iyi niyetle söylenmiş sözler bile amacına ulaşamaz.
Oysa gerçek geri bildirim, hata avcılığı yapmak değildir. Karşımızdakinin eksiklerini yüzüne vurmak da değildir. Daha çok bir ayna tutmaya benzer. Belki kişinin kendisinin fark etmediği bir noktayı görünür kılar, belki de gelişebileceği bir alanı işaret eder.
Elbette işin bir de diğer tarafı var. Geri bildirim vermek kadar alabilmek de kolay değil. Hepimiz takdir edilmekten hoşlanıyoruz. Övgü duymak kulağa güzel geliyor. Ancak çoğu zaman bizi geliştiren şey alkışlar değil, samimiyetle söylenmiş birkaç cümle oluyor.
Burada belirleyici olan şey ise niyet.
Eğer amaç karşı tarafı küçültmek, üstünlük kurmak ya da haklı çıkmaksa, söylenen en doğru söz bile yaralayıcı hale gelebiliyor. Ama amaç gerçekten katkı sunmaksa, aynı sözler bir fırsata dönüşebiliyor.
Belki de bu yüzden güçlü ilişkiler kusursuz iletişim üzerine kurulmaz. Kimsenin hata yapmadığı bir ilişki zaten yoktur. Asıl mesele, o hatalar konuşulurken insanların kendilerini güvende hissedip hissetmemesidir.
Sonuçta iletişim sadece konuşmak değildir. Bazen bir cümleyi kurmadan önce onun karşı tarafta nasıl bir iz bırakacağını düşünebilmektir.
Geri bildirim de tam burada başlar.
Sözü söylemekte değil, o sözün karşı tarafta nasıl yankılanacağını hesaba katabilmekte.