Siyaset bazen bir cümleye sığar. Bazen de bir cümle, bir dönemin fotoğrafını çeker.
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin ES TV ekranlarında söylediği “Önümü açan kişi Özgür Özel’dir” ifadesi tam da böyle bir cümle.
Kısa. Net. Ama içi siyasetle dolu.
Çünkü bu söz, yalnızca bir teşekkür değil; CHP’de son dönemde yaşanan güç tartışmalarının da sessiz bir haritası.
Bir yanda kurultay tartışmaları, diğer yanda “kim kiminle yürür” sorusu…
Öte yanda ise belediye başkanlarının, parti içi denklemlerde giderek daha görünür hale gelen ağırlığı.
Anlaşılan o ki, “Kılıçdaroğlu yönetimi belediye başkanlarıyla henüz temas kurmadı” iddiası, parti içi iletişimin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Siyasette bazen temasın olmaması bile başlı başına bir temas biçimidir.
Hatırlayalım…
“Mutlak butlan” tartışmalarının gölgesinde, Özgür Özel’in belediye başkanlarıyla yaptığı toplantı, CHP içinde yeni bir hizalanmanın işareti olarak okunmuştu.
Katılımın “firesiz” olması da bu fotoğrafı daha da belirginleştirmişti.
Siyasette “firesiz katılım” denilen şey, aslında bir tür politik işarettir: Buradayız.
Ama asıl kritik cümle Ayşe Ünlüce’ den geliyor:
“Ben siyasete Özgür Özel ile başladım. Önümü açan kişidir.”
Bu cümle bir kişisel bağlılık cümlesi gibi görünse de, satır arası daha kalın yazılmıştır. Çünkü siyasette “ilk kimle yürüdün” sorusu, çoğu zaman “yarın kimle yürürsün” sorusunun da cevabını içinde taşır.
Üstelik Ünlüce’nin vurgusu yalnızca kişisel değil; aynı zamanda kurumsal bir yön de içeriyor: “Seçilmiş genel başkan” vurgusu.
Burada mesele sadece isimler değil, meşruiyet tanımıdır.
Diğer tarafta ise Kemal Kılıçdaroğlu dönemiyle kurulan mesafeli bir cümle var: “Hiç çalışmadım, bürokrasideydim.”
Siyasette bu tür cümleler hafızayı silmez; aksine yeni bir hafıza kurar.
Yılmaz Büyükerşen’in adı da bu hikâyede bir tür “siyasi köprü” gibi geçiyor. Eskişehir siyasetinin uzun yıllarını taşıyan bu isim, yerel siyasetle genel siyaset arasındaki görünmez hattı temsil ediyor.
Sonuçta ortaya çıkan tablo şu:
CHP içinde belediye başkanları artık sadece hizmet aktörleri değil; aynı zamanda siyasi yön tayin eden aktörler haline geliyor.
Ve Ünlüce’nin sözleri, bu yeni dönemin küçük ama etkili bir işareti gibi duruyor.
“Seçilmiş genel başkan” vurgusu, “parti içi denge” mesajı ve “önümü açan kişi” ifadesi…
Hepsi aynı cümlede birleşiyor:
Siyasette yol, artık sadece genel merkez koridorlarında değil, yerel güç merkezlerinin de içinden geçiyor.