Türkiye'nin önde gelen şirketleri karlarını açıkladı. Tablo şaşırtıcı değil; yurttaş ekonomik kıskaç altında kıvranırken büyük şirketler geçen yıla göre karlarını %200, 300, 500 oranlarında arttırmış durumda.
Yurttaş yoksullaşıyor, kapitalistler zenginleşiyor.
Önde gelen karlı sektörler Bankacılık ve Enerji…
Yurttaşın kredi kartları patlamış, ödeyemediği krediler için icralık; ama bankalar servetlerine servet katıyor.
Vatandaşı kıvrandıran bankalar da uçuş da… Bankacılık sektörü bu yılın ilk 6 ayında geçen yılın 6 ayına kıyasla karlarını 5 kat artırmış. Bankalar kazanıyor, mudiler kaybediyor…
Küçük esnafı, bakkalları bitiren, fiyatlarla istedikleri gibi oynayan, kartelleşmeye gitmekle suçlanan zincir marketler de karlılık cennetinde. Ayçiçek yağı krizinde mal stoklamaktan çekinmeyen, mal olduğu halde vatandaşa pişkin pişkin yok diyerek zamlı satış yapmaktan utanmayan kar putperestleri de kazanıyor; geçen yılın aynı dönemine göre karlılıkları %96 artmış durumda; emekli, memur, işçi, ev hanımı, öğrenci kaybediyor…
Özellikle üretici kesimin şikayetçi olduğu, satış tekeli oluşturmuş, %50 Alman ortaklı elektrik dağıtım şirketi de karda yüksek voltajda, kar marjı %120 artmış ; ama bu yüksek voltaj yurttaşı çarpmış durumda…
Kazananların ve kaybedenlerin bu fotoğrafının nedeni bir grup sağ tandanslı iktidarın ülkeyi neoliberal ekonomik uygulamalara teslim etmesi ve kamuculuktan uzaklaşmasındandır. Türkiye'nin en çok kazanan sanayi kuruluşu, kamunun olsaydı halkın yararına makul düzeyde kar etseydi akaryakıt fiyatları tavan yapar mıydı?
Kamulaşsaydık, devlet halkın yararına fiyatlara müdahale eder, üretim süreçlerimiz tıkanma noktasına gelir miydi? Çiftçi kontağı çeviriyor zarar ediyor, çiftçi kontağı çeviriyor özel sektör kar ediyor…
Elektrik dağıtım şirketleri yaklaşık 15 yıl önce kamunundu, zarar da etmiyordu, özelleştirdiniz....
Bu nasıl iştir, nasıl ticarettir, çiftçiye kredi veren bankalar karlarını 5'e katlarken 24 milyon hektarlık tarım arazisinin 4 milyon hektarı son 5 yılda bankalara kredi karşılığı rehin bırakıldı. Gariptir ki; utanılacak olan bu vaziyet ne iktidarın umurunda ne de muhalefetin… Bankacılık sektörü altın devrini yaşıyor ama kredisini ödeyemeyen fabrika, tarla, dükkan sayısı 5000 bandında, onların işletmecileri teneke devrini yaşıyor. Yurttaşın ekmek teknesi ise sırat köprüsünde…
Amerika'nın 'Rusya ve İran ile ticaret yapmayın' uyarılarına hükümet düzeyinde sessiz kalınmakla, Tarım Kredi Kooperatifleri'nde ithal hububat satılmakla, neoliberal politikalara bel bağlamakla hayat ucuzlamayacak, yurttaş kazanamayacak. Çözüm temel sektörlerde (enerji, yiyecek içecek, tarım/hayvancılık, sağlık vb.) bir an önce kamulaşmaya gitmekte, özellikle tarım/hayvancılık sektöründe üretici ile tüketici arasındaki engeller kaldırılmakta, demiryollarına ağırlık verilmekte, alternatif enerji olarak güneş ve rüzgar enerjisine yönelmekte ve bir an önce de milli üretim devrimini gerçekleştirmektedir.
O zaman kazanan halk olur, devlet olur; kaybeden ise emperyalizm ve yerli işbirlikçileri…