CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, geçtiğimiz gün Eskişehir'e gelerek bir dizi temasta bulundu. Kılıçdaroğlu, Sanayi Odası, Ticaret Borsası, Ticaret Odası ve Esnaf Odaları'nı ziyaret ederek buralarda üyelerle yüz yüze görüşme imkanı buldu. Daha sonra sivil toplum kuruluşları, Odalar, meslek odaları, vakıflar, şehit aileleri, muhtarlar ve sendika üyelerinin yer alacağı geniş bir katılım ile iftar yaptı. İftar sonrasında da bir aileyi ziyaret ederek onlarla görüştü.
Birçok meslektaşımın da ifade ettiği gibi Kılıçdaroğlu, çok verimli ve oldukça etkili temaslarla bulunduktan sonra Eskişehir'den ayrıldı.
Genelde bir siyasi liderin bir ile gitmesini kitlesel miting düzenlemek olarak algılayan bakışın aksine Kılıçdaroğlu, miting yerine sivil toplumun temsilcileri ve içindekileri ile yüz yüze görüşmeyi isteyen bir program istedi ve amacına da ulaştı.
Çünkü geçmiş yıllardan da bunu en iyi bilenlerden biri olarak ifade edeyim ki Kılıçdaroğlu'nun kafasındaki görüşmeler hep bu tarzda ve yöndeydi.
Kılıçdaroğlu hiçbir zaman kitlesel bir miting düzenleyerek insanlara hitap etmeyi çok da isteyen bir lider değil. Onun kafasındaki hep bu tarz temaslar. Nitekim önceki yıllarda da buna benzer programlar talep etmiş ancak o programlar her seferinde değiştirilerek mitinge dönüştürülmüş, karşılığında da etki alanı oldukça zayıf organizasyonlar ortaya çıkmıştı.
Hatta bir keresinde özellikle kadınlar ve gençlerle ilgili program talep etmiş, bunun üzerine önce gençlik merkezi sonra da kapalı pazar ziyareti organize edilmiş ancak parti içinde ne hikmetse 'Program çok Tepebaşı-Ataç kokuyor' tarzında eleştiriler almış ve değiştirilmişti.
Oysa bu son gelişinde oldukça farklı ve ezberleri bozan temaslara imza atıldı. Kılıçdaroğlu, yıllar sonra amacına ulaşmış oldu. Korkulan da olmadı. Ortaya çok etkili, çok faydalı ve üretken bir gün kaldı.
***
KILIÇDAROĞLU'NUN 4 AŞAMALI STRATEJİSİ:
Birinci aşama: Tam demokrasi.
İkinci aşama: Üretmek
Üçüncü aşama: Güçlü bir sosyal devlet.
Dördüncü aşama: Sürdürülebilirlik
***
ENTELEKTÜEL SERMAYENİN ALTINI ÇİZDİ
'Entelektüel sermaye o ülkenin uygarlık düzeyini gösterir. O ülke ne kadar medenidir onu gösterir. Okuduğunuz gazete, gittiğiniz sinema, ürettiğiniz romanlar, yazarlar, çizerler, karikatüristler, sanatçılar bunlar entelektüel düzeyi gösterir. Üniversitenin hocası entelektüel düzeyi gösterir. Ama biz siyasette entelleri aşağıladık, entelektüelleri aşağıladık. Dünyanın bütün demokrasilerinde düşünen insanlar el üstünde tutulmuştur. Biz düşünen insanları aşağıladık, niye düşünüyorsun diye.'
İfadelerini kullanan Kılıçdaroğlu, çok önemli bir kavramın altını çizmiş oldu; entelektüelizm. Uzun yıllar sonra ilk kez bir siyasi liderin ağzından duymuş olmak inanılmaz güzel geldi.
Entelektüelizme savaş açıldığı, entel kavramı ile insanların aşağılandığı bir dönemde Kılıçdaroğlu'nun bu kavramı kullanması ve ifade etmesi çok önemliydi.
Bu açıklamasının ardından birçok kişinin bu kavram etrafında en azından toplanması, fikirlerini beyan etmesi, gündemli tartışmalar içine girmesi gerekir.
Ben buna inanıyorum.
***
21. YÜZYILI 17. YÜZYIL KAVRAMLARI İLE ANLAYAMAYIZ
'17.yüzyılın kavramlarıyla 21.yüzyılın sorunlarını çözemezsiniz. Siz hala 21.yüzyılın dünyasının sorunlarını çözmek için 17.yüzyılın kavramlarına gidiyorsanız siz geleceği inşa edemezsiniz. Dünya farklı bir yere gidiyor. Dünya küçüldü. Bugün burada konuştuğumuz sanayiler içinde Güney Afrika'ya gidebilir, saniyeler içinde Çin'e, Japonya'ya gidebilir. Hangi çağdayız biz? Bilgi çağındayız, dijital çağdayız artık. O nedenle biz 17.yüzyılın kavramlarının dışına çıkmak zorundayız. Yeni bir dünya var önümüzde. Ve o yeni dünyada biz yer bulmak, yer tutmak zorundayız. Üniversiteleri bilgi üreten, tarımı teknolojiyle buluşan, sanayisi hızla teknolojiyle buluşan bir dünyayı düşünün, bir Türkiye'yi düşünün.'