Merkez Bankası Başkanı değişince ülke gündemi birdenbire değişti. Hiç o konulara girmeyeceğim. Eskişehir'den Ankara'da neler olup bittiğini görebilecek kadar geniş bir istihbarat ağına sahip değilim. Kaldı ki Ankara'da olanlar bile yaşananlar hakkında yazıp çizmediğine göre farklı gelişmeler oluyor demektir. Neyse ben konuma dönersem Merkez Bankası Başkanı değişikliğinin hemen ardından sosyal medya aracılığı ile çok önemli bir açıklama önümüze düştü. Artan enflasyon ve hayat pahalılığının nedenini anlatan bu açıklama aynen şöyleydi:
'Akaryakıt fiyatlarının maliyetlere etkisi başta ulaştırma hizmetleri kanalıyla olmak üzere geniş bir sektörel yayılımla gerçekleşmekte ve enflasyon üzerindeki dolaylı etkileri doğrudan etkisinin 1,5 katına kadar ulaşabilmektedir. Herhangi bir fiyat artışının dolaylı etkileri, maliyet kanalıyla sınırlı kalmamakta; sinyal etkisi ve enflasyon beklentilerine yansıması da önemli olmaktadır.'
Eskişehir'de günlük köşe yazısı yazmaya başladığım günden bu yana temel yazı konularımı hep ekonomiden seçmeye gayret ettim. Hem Eskişehir ekonomisi ve sanayisi hem de ondan bağımsız düşünemeyeceğimiz ülke ekonomisi üzerine değerlendirmelerde bulunmaya çalıştım. Merkez Bankası'nın enflasyon ve artan maliyetlerin temel noktası olarak akaryakıt fiyatlarını göstermesini ise neredeyse ayda bir mutlaka köşe yazılarımda işlemeye çalıştım. Benzine zam gelirse her şeye zam gelir, ilkesi bize iktisat eğitimimizde ilk derste anlatılmıştı. Kulakları çınlasın Anadolu Üniversitesi'nde iktisada giriş ile kalkınma ve planlama derslerimize giren Prof. Dr. Ergül Han ile Genel İşletme dersimize giren Prof. Dr. Mehmet Şahin, bu temel ilkeyi bize henüz ilk derste vermişti.
Benzine zam gelirse her şeye ama her şey zam geleceği gerçeği bizim çok uzun yıllar önce öğrendiğimiz en temel ilke olarak artan fiyatlar ve dolayısıyla oluşan enflasyon ile mücadelede ilk dikkat etmemiz gereken husustur. Ülkemiz benzin üreten bir ülke olmadığı için bunu dışarıdan satın alır. Neyle alır? Dövizle. Dövizle almak için kendi ulusal para değeri üzerinden hesaplama yapılır. Uluslararası piyasalarda benzinin fiyatı yükselmese bile dövizin yükselmesi benzin fiyatının yükselmesine neden olur. Diyelim ki 1 Lira 1 Dolar ve benzinin 1 litresi de 1 Dolar. Döviz sabitken 1 liraya 1 litre benzin alabilirdik. Diyelim ki döviz yükseldi ve 2 lira 1 dolara denk geldi. Benzin hala 1 dolar ama. Daha önceden 1 liradan alabildiğimiz 1 litrelik benzini şimdi 2 liradan almak zorunda kaldık. Görünürde benzin fiyatı artmadı ama onu almamıza neden olan döviz arttığı için pahalandı. Bu da ülke içi tüm fiyatlara, başta ulaştırma hizmetleri kanalıyla olmak üzere geniş sektörlere yayıldı.
Açıkçası biz iktisatçıların sürekli benzin zamlanırsa her şeye zam gelir bakış açısının yani bu temel ilkenin Merkez Bankası'nca kamuoyuna duyurulmuş olması birçoklarınız için şaşırtıcı gelebilir. Ama ne yazık ki ülkemiz son yıllarda bilinen tüm doğruları yanlışlama ve aksini ispat etme gibi hareket ettiği için bu temel ilkelerin altının çizilmesi gerekiyordu.
Bunu faiz-enflasyon sarmalında da yaşıyoruz. Göreceksiniz faiz düşürülerek enflasyonun kontrol altına alınamayacağı faiz artırımının şart olduğu da anlaşılacak. Ama arada daha da yoksullaşan, satın alma gücü düşen geniş bir halk kitlesi oluyor. Üretemeyen sanayici oluyor, satış yapamayan esnaf oluyor, zarar eden işletmeci oluyor.